Fihrist Portre ile her hafta çarşamba günü bir yazarı özel konuk alarak; sanatçının şiirini, hikâyesini veya edebî denemesini sunuyoruz. Eser eşliğinde yazarı da kısaca tanıttığımız Portre ile sanatçı kimliğine kısa bir ışık tutuyoruz.

Portre: Berat Yılmaz

O Gitti Yalnızca / Şiir

O gitti yalnızca

Bir sıska boynu

Sokrates’ten kalma saçlarıyla.

Saçaklarıyla mısır püsküllerinin

O gitti yalnızca

Dünya kapital bir öküzün boynuzlarında

Diyemeden

Yaşamadan, boylu boyunca.

Geometrik taşlarıyla piramitlerin

O gitti yalnızca

Sırtında

Gogol’den kalma bir paltoyla.

Yürümekten düşürdü başı

O gitti yalnızca

Yalnız bir adam olarak

Aydınlık mermer basamaklarda

Çıkarken Ayestefonos anıtından

Yıkılıverdi bir anda.

Yükü de sırtında

Süratinde

O gitti yalnızca

Kanatları egzoz kokulu

Bir melakenin koynunda

Girerek boyunduruklar altında.

Ur hanedanlarıyla

Gılgamış’ta

O gitti yalnızca

Kırmızı halılar beklemeden

Anka kuşunun sırtında.

Otağ ipleri için

Yün çekilmeden

O gitti yalnızca

Yalnız başına

Arkhe mezarlarından birinin

Poeme bakan kısımlarına.

Pembe yanaklı nalbantın

Demir döküm eyerleriyle

O gitti yalnızca

İlk sebep şiir diyemeden

O gitti yalnızca

Yalnız bir başına.

Diyojen

Duyuyor musun beni

O gitti yalnızca

Senden daha fakir

Ve yalnız

O gitti yalnızca

Yalnız başına.

Güzellikleri kapatacak kadar güzel

Antik Yunan tanrıçası Semina

O gitti yalnızca

Roma gladyatörleriyle

Göğüs göğüse çarpışmağa.

İsa’yı çarmıhtan çektiler

Beyaz gelincikler

O gitti yalnızca

Teneke çalarak aklı başında olanlara

O gitti yalnızca

Bir başına.

Antonio Allegri göster

Bana en güzel kadın resimlerini

O gitti yalnızca

Fırsatları teperek

Elindekini bırakıp giderek.

Karac’oğlan duydun mu ki

Bam teline vurdun sazın

O gitti yalnızca

Anlaşılmamak hususuyla yeşerip

Yiyip, kendini bitirip.

Olumlamalar yapıldı

Kırılgan papatyaların insafına karşı

O gitti yalnızca

Kutsal kitapların tümüne

İnanarak.

O gitti yalnızca

Yalnız başına.

Röportaj

– Sanat kavramına odaklandığınızda, zihninizde beliren ilk cümleler nelerdir?

Açık bir şekilde söyleyebilirim ki sanat kavramını düşündüğümde bütün yollar beni sürekli şiire çıkıyor. Sanatı irdeledikçe farklı çıkmaz sokaklara giriyorum ve bu sokaklarda yeni çıkar yol aramaktan kendimi alıkoyamıyorum. Kısacık ömrümde belki erken davranmak gerekmese de bu yollarda beni aydınlığa ulaştıran tek varlığın şiir olduğunu düşünüyorum. Yani sanatı şiir olarak görüyorum yalnızca ve diğer uğraşların da şiirden türeyen parçalar olduğunu. Bana kalırsa hiçbir töz yokken yalnızca ortada şiir vardı ve bütün yaratılanlar şiirle gelişti ve yaratılmaya devam etti. Şiirsiz bir sanat ortamı düşünemiyorum asla. Ayrıca sanatın şiirden daha tümel daha genel bir kavram olduğu konusunda da bir ayrışma yaşıyorum. Bence şiir her şeyin özü olduğu için aslında genel ve yaratıcı olan da yalnızca şiirdir. Bu konuda kimi zaman “sanat kavramı” na haksızlık ettiğimi düşünsem de hislerim beni söylenmesi gereken asıl kavramın şiir olduğu gerçeğine sürüklüyor. Sanat mı daha kapsayıcı yoksa şiir mi kurcalanması gereken bir konu bana kalırsa. Ve ben şiirin cephesinde durmaya daha çok katılıyorum. Şiirsiz bir sanat olamayacağı gibi sanatsız bir şiir de olamaz bana kalırsa. Toparlamak gerekirse büyük olan şiirdir ve sanat ise şiirin içinde gizlenmiş en büyük ve kapsayıcı kümedir. Bu sebepten sanat kavramına odaklandığımda aklıma şiir geliyor. Yalnızca sanat kavramına değil yaratılan yada yaratılmayan bir şeyi düşünürken de ilk olarak bunu şiirle bağdaştırıyorum istemsiz bir şekilde. Çünkü bence şiir evrende yada evren ötesi tinsel alemlerde her tözün üst kurumudur. Bu konuda düşüncelerim net olmamakla beraber çok gelgitlidir. Ayrıca sanatın ideolojik olmakla birlikte yalnız “güzel”i bulma arzusuyla ortaya çıktığını da düşünüyorum. Özetleyecek olursam sanat maddesel ve metafizik evrenlerde yaratılan yada yaratılmayan her şeyin yansıması yada düşüncesidir. Ve bunu denetleyen, ortaya çıkaran varlık şiirdir.

– Sanat kavramına bakışınız, eserlerinize yansıyor mu? Yoksa ürünleriniz, düşünsel olmaktan ziyade içsel ve anlık yansımalarınız mı?

-Aslına bakarsanız şiirde kendimi bir kısıtlamaya tabi tutmaktan her zaman korkuyorum ve çekiniyorum. Şiirin özgürlüğünde yeni limanlarda konaklamaktan hiç korkmuyorum. Kimi zaman düşünsel ağırlıkta yazmakla beraber kimi zaman güzel ve zarif olanı bulmaya çalışıyorum. Şiiri çok önemli bir olay olarak görmekle beraber her an her yerde yaratılabileceği kanısındayım. Kimi zaman bir otobüste kendimi sayfalarca yazarken buluyorum ve kimi zaman şiir yazmak için masaya oturup saatlerce uğraşıp yazamadığım da oluyor. Aslında beni şiirin her şeyin üst kurumu düşüncesine iten de bu durumun ta kendisidir. Şiir ne zaman isterse o zaman yaratılır ve yaratır. Kimi günler yakama yapışır kimi günler gelmesi için dualar etsem de yanıma uğramaz.

Şiirimi ne kadar kısıtlamasam da şiiri kısıtlayan unsurlardan kısıtlıyorum onu. Örneğin içten olmayan ve yapay edebiyattan. Bahsettiğim olay özellikle seçilmiş kalıplar ve ahenk unsurları. Bu unsurları her zaman şiirimden uzak tutmaya çalışıyorum. Zaten şiir bu unsurlara yanaşmak isteseydi sürekli yanında getirirdi. Çünkü her zaman dediğim gibi şiir bir üst kurum ve büyük bir varlıktır. Aslında benim şiirimi de şiir yönetiyor. Ben ise onun yönetmeleri ve yönlendirmeleri sayesinde onun söylemek istediklerini yazıyorum kağıtlara. Şairlerin görevi de budur bence. Yalnızca üst kurum ve büyük bir varlık olan şiirin söylemek ve yaratmak istediklerini anlatmak.

– Sanat adına neler gerçekleştirdiniz, neler gerçekleştirmek istersiniz? Gelecekte çıkarmak istediğiniz ürünler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

-Henüz sanat adına çok küçük adımlar attım. 2021 senesinin ilk çeyreğinde ilk şiir kitabım “Yük Yukarı” Fihrist kitap etiketiyle yayınlandı. Aslında yalnızca kitabımın yayınlanmasını bir başarı olarak kabul etmiyorum bunun üzerine Fihrist Kitap içerisinde yayınlanması benim için bir başarı. Lise yıllarımda Zonguldak şehrinde İz Dergisini kurdum ve bir sayılık kısa bir yayıncılık adımı attım. Henüz Köprü Edebiyat Fanzinini yayınlıyoruz 2021 yılının ocak ayından beri.  Bulunduğum şehir Zonguldak’ta belirsiz zamanlarda tek yaprak fanzinler çıkarıp öğrenci arkadaşlara dağıtıyorum. Fakat bunlar küçük meseleler. Sanat adına yapacağım işlerin bu süreçten sonrası için maddesel değil düşünsel ağırlıkta olmasını istiyorum. Bir düşünce kitabı üzerinde çalışıyorum şiiri irdelediğim. Sonrasında dört bir yandan esinlendiğim “küçük insanları” şiirlerime konuk ediyor ve bunun üzerine çalışıyorum. Ayrıca 2021 Haziran ayı gibi çıkarmayı düşündüğümüz bir dergi var gerçekleşmesi şartlarla pek mümkün görünmüyor olsa da belirtmek istedim. Uzun lafın kısası sanat adına yalnızca şiirin sorulmayan sorularını sormakla uğraşıyorum şu süreçte. Ve elimden geldiği sürecin dışında dahi bununla uğraşmak istiyorum.

Kısa Biyografi

22.04.2002 Zonguldak doğumluyum. Soranlara kendimi şair diye tanıtan bir yaratılanım. Mehmet Çelikel Lisesi’nden mezun oldum. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı birinci sınıf öğrencisiyim. Çeşitli edebiyat dergilerinde şiirlerim yayınlanıyor. Şu an Köprü Edebiyat Fanzini editörüyüm. Kendi hayatını şiirle yaşamaya çalışan bir insanım.