
Bu değerli makaleler, operaya dair genel bilgi ya da derinlemesine analiz isteyen siz okurlarımızın faydalanabilmesi için hazırlandı. Bir opera literatürü oluşturmak için çıktığımız bu yolda değerli giriş makaleleri ile sizlere bu klasikleri tanıtmaktan mutluluk duyuyoruz…
Sinopsis
Perde I: Sevil’de bir meydan.
İhtiyar Doktor Bartolo, başlık parasını bulabilirse evlenmek istediği güzeller güzeli Rosina’ya vasilik yapmaktadır. Genç, yakışıklı Kont Almaviva ise Rosina’ya karşı duygular beslemektedir gizlice.
Kont gün ağarmadan önce Rosina’ya seranat yapmak için yanına aldığı birkaç kişiyle gelir. Ona eşlik eden müzisyenlerine epey para vermiştir ancak Rosina serenadı dinlemek için balkonuna dahi çıkmayınca üzülür. O kederle Doktor Bartolo’nun evine doğru yalpalarken Sevil berberi Figaro’nun gelişini haber veren sesler duyulur. Almaviva, yaklaşan Figaro’nun neşeli şarkısını dinlemek için bir köşeye saklanır.
Kont, daha önce de tanışmış olduğu Figaro’yu tanır. Vakit kaybetmeden ona yanaşır ve uzaktan sevdiği Rosina’yla buluşmasını sağlarsa ona çok para verebileceğini söyler. Figaro, Kont’un isteğini yerine getirebileceğinden emindir zira kendisi Sevil’in en iyi uşağıdır. Sunduğu hizmetler sayesinde pek çok insanın evine girebilmektedir. Bu evlerden biri de berberi olduğu Rosina ile Doktor Bartolo’nun yaşadığı evdir.
Onlar konuşurken Rosina balkona çıkar, meçhul seranatçısına bir not bırakır. Hemen sonra şüpheci vasisi Bartolo onu içeriye çağırır. Rosina, notuna meçhul seranatçının adını bilmek istediğini yazmıştır.
Figaro, seranat yapsın, Rosina’ya olan aşkını dillendirsin ve adını söylesin diye Kont’a ısrar eder. Ancak Kont, Rosina onun aristokrat olmasından etkilenir diye adını açıklamaktan çekinmektedir. Bundan ötürü adının Lindoro olduğunu, cebinin boş olsa da kalbinin olmadığını açıklar nihayetinde.
Figaro, Kont Almaviva’yu Doktor Bartolo’nun evine sokmak için plan yapar: “Buldum! Bugün bir alay gelecek. Asker kılığına gir ve askerlerinin Bartolo’nun evinde kalacağında ısrarcı ol.”
Kont, nihayet Rosina’yla buluşacağı için fazlasıyla heyecanlanır. Figaro ise bu iş sayesinde cebinin göreceği para miktarını düşünüp sevinmektedir.
Perde I – Sahne II: Doktor Bartolo’nun evinde bir ada.
Rosina, gizli âşığı Lindoro’dan aldığı romantik mektubu okumaktadır.
Doktor Bartolo, hizmetçisi Berta’ya eve müzik öğretmeni Don Basilio, avukat ve berber Figaro dışında kimseyi almamasını tembih eder. Kurnaz Don Basilio sayesinde bugün Rosina’yla evlenmek üzere ciddi bir adım atabileceğine inanmaktadır. İkisi kafa kafaya verip bir plan yapar: Basilio, mahalleye sık sık gelip Rosina’ya seranat yapanın Kont Almaviva olduğundan şüphelenmektedir. Kont’tan kurtulmak için Basilio, onun hakkında bir dedikodu çıkarmayı önerir. Nitekim adına leke düşmüş bir kişiyi Rosina istemeyecektir. Başarılı olacaklarına canı gönülden inanan iki kurnaz, Bartolo ile Rosina için bir evlilik sözleşmesi hazırlar.
Bu sırada Figaro, anahtar deliğinden olup bitenleri dinler ve Bartolo ile Basili’nin planını öğrenir. Vakit kaybetmeden Rosina’yı, vasisinin onunla evlenmek istediği konusunda bilgilendirir. Rosina ise gizemli seranatçıyı düşünmektedir yalnızca, Figaro’dan adamı tarif etmesini ister. Figaro, seranatçının kuzeni olduğunu söyler. Gizemli adamla tanışmaya can atan Rosina’yı, adama yüreklendirici bir mektup yazmaya teşvik eder. Ancak Rosina çoktan yazmıştır mektubunu.
Doktor Bartolo, Figaro’nun Rosina ile gizemli seranatçı arasında mektup taşıdığından şüphelenir. Rosina’nın masasını kurcalar. Kadının parmaklarındaki mürekkep ve yeni kullanıldığı belli olan kalem dikkatini çeker. Bir kâğıt da eksiktir masada.
Rosina kızararak masum olduğunda ısrar etse de parmaklarındaki mürekkep izleri onu ele vermiştir bir kere. Elleri yandığından mürekkebi merhem, kâğıtlarıysa sargı olarak kullandığını söyler. Doktor Bartolo Rosina’nın yarım akıllı gibi davrandığını söyleyerek öfkeyle köpürür.
Derken dış kapı çalınır, bir misafir gelmiştir. Gelen elbette ki asker kılığındaki Kont’tur. Sarhoş taklidi yaparak Bartolo’nun evinde kalmakta ısrarcı olur. Ancak Bartolo, askerlere ev açmaktan muaf kılındığını kanıtlayan bir belge olduğunu söyleyerek onu reddeder. O gidip belgeyi ararken Kont ise Rosina’ya bir aşk mektubu bırakır.
O sırada gerçek askerler gelir. Bartolo mahremiyetinin ihlal edildiğinden dem vurur. Askerler sahte askeri tutuklar. Ancak Kont gizlice kimliğini onlara açıklar ve şaşıran askerler Kont’u serbest bırakır.
Perde II : Bartolo’nun evinde bir oda.
İlki başarısız olunca Figaro, Kont’u Bartolo’nun evine sokmak için yeni bir plan yapar: Bu kez Kont eve müzik öğretmeni Don Alonso olarak gelecektir.
Doktor Bartolo askerden kurtulduğuna şükrettiği anda kapı tekrar çalar. Kont gelmiştir, hasta Don Alonso’nun yerine Rosina’ya müzik dersi vermek üzere geldiğini söyleyerek içeri girer. Doktor Bartolo’nun dostu gibi davranır; ona Kont Almaviva ile aynı hana gittiğini ve orada Rosina’nın Kont’a yazdığı bir mektup bulduğunu söyler. Kont’a karşı komplo kurarken ona yardım edebileceğini söyleyerek ihtiyar doktorun güvenini iyice kazanır.
Bartolo, Rosina’yı müzik dersi için çağırır. Kız gelince Figaro, takviminin dolu olduğunu ve Bartolo’yu hemen o an tıraş etmesi gerektiğini söyleyerek adamın dikkatini dağıtır. Bartolo istemeyerek de olsa tıraş olmayı kabul eder ve Figaro’ya dolaptan keten çarşafı çıkarmasını söyler, dolap anahtarlarını verir. Az sonra büyük bir gürültü kopar. Bartolo, Figaro’nun porselenleri kırdığını düşünür. Hasara bakmak için Rosina ile müzik öğretmenini baş başa bırakır. Âşıklara sevgilerini dillendirme fırsatı doğmuştur.
Az sonra Figaro döner, Bartolo’nun balkon anahtarını aşırdığını söyler; planlarının bir sonraki aşamasında işlerine yarayacaktır. Figaro tam işe koyulup tıraşa başlayacakken gerçek Don Basilio çıkagelir. Oyunları anlaşılmasın diye ikili, Don Basili’dan kurtulmaya çalışır. Bartolo, Don Basilio’ya hasta hasta orada ne aradığını sorar. O sırada Kont, içi para dolu bir çantayı Basilio’ya uzatır; “hasta numarası yap, çek git” anlamındadır.
Adam gidince Figaro tekrar işine koyulur, bu sırada genç âşıklar kaçma planı yapmaktadır. Figaro, doktorun gözlerine tıraş köpüğü sürerek adamın dikkatini bir kez daha dağıtır. Kont Rosina’ya korkmamasını, anahtarlar sayesinde gece yarısı gelip onu alacağını söyler. Bartolo durumdan şüphelenir ve bakışlarını âşıklara çevirir: Bir kez daha kandırıldığını anlar ve öfkeyle köpürür, Kont ile Figaro’yu kovar.
Bartolo kendi oyununa devam eder ve Rosina’ya, sözde sadık âşığı Lindoro’nun onu Kont Almaviva’ya teslim etmek için komplo kurduğunu gösteren bir mektup gösterir. Aldatılmış hisseden Rosina öfkeden deliye döner. İntikam almak için Bartolo’ya evlenme teklifi eder. Bartolo’ya Lindoro ile kaçmayı planladığını itiraf eder ancak artık onunla evlenmek istediğini ekler ve geldiklerinde Lindoro ile Figaro’yu tutuklatmasını söyler.
Gece çöker, şimşekler çakar. Figaro ile Kont, çaldıkları anahtar yardımıyla balkondan eve girer. Rosina onları öfkeyle karşılar. Lindoro’yu yalancılıkla itham eder ve kendisini Kont’a verme planını bildiğinden bahseder. Kont, Rosina’nın fakir Lindoro’yu gerçekten sevdiğini; onu soylu Kont Almaviva’ya tercih ettiğinden o an emin olur ve yüreği mutlulukla dolar. Az sonra gerçekler bir bir açığa çıkar, Kont’un kimliği de aydınlanır. Âşıklar tekrar birliktedir, mutludur, sarılırlar.
Derken Don Basilio çıkagelir. Bu kez kâtiptir ve Rosina ile Bartolo’yu evlendirmek üzere gelmiştir. Ancak işe silah karışır ve Basilio, Rosina ile Kont’un nikâhını kıymaya razı gelir.
Az sonra Bartolo, yanında polislerle gelir ancak geç kalmıştır: Sözleşme imzalanmış, Rosina Kont’un eşi olmuştur bile. Kont, Bartolo’ya Rosina’nın başlık parasını verir. Bartolo’nun durumu kabullenmekten başka çaresi kalmaz. Figaro ise bastıramadığı coşkusuyla çiçeği burnunda çifte iyi dileklerde bulunur.
Orijinal kitapçığın başlık sayfası
ROSSINI’YE DAİR
Gioacchino Antonio Rossini, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında İtalyan operasının en önemli ismiydi. 1820’lerden 1840’lara değin pek çok müzikseverin övgüsünü kazanmış, opera dünyasının gözdelerinden olmayı başarmış ve Mozart, Gluck ve hatta Beethoven gibi isimlerin omuzları üzerinde yükselmişti.
Rossini daha çok İtalyan komedi operası olan opera buffa’ları ile tanınmış olsa da komik, hicivli ve ciddi konulara değinen operaları da bulunmaktaydı. Türü ne olursa olsun müziği, melodik anlamda yaratıcı; ritmik olarak canlıydı. Bunlar, kendisinden sonra gelen Donizetti, Bellini ve genç Verdi’ye ilham olmuştu.
İtalya’nın Pesaro kentinde dünyaya gelen Rossini, çocukluğunda bile bir müzik dehasıydı. Öyle ki on iki yaşındayken Bolonya Konservatuarı’na girebilmişti. 1810 yılında, henüz on sekiz yaşındayken ilk operası olan La cambiale di matrimonio’yu yazdı. Ancak asıl başarısını iki yıl sonra kaleme aldığı La pietra del paragone ile kazandı. Yirmi bir yaşına geldiğinde ise İtalyan opera camiasına kendisini kanıtlamıştı artık.
Sevil Berberi adındaki opera buffa şaheserini Roma’ya bağlı bir şirket için yazmıştı. Pek çok açıdan kaynağını Giovanni Paisello’nun Barbiere di Siviglia’sından alıyordu. Bu operanın adını Rossini, Paisello’ya duyduğu hürmetten ötürü Almaviva ya da Useless Precaution olarak değiştirmişti. Prömiyerine gelince, tam bir felaketti: Müziksel anlamda aksaklıklar yaşanmış, oyunculardan kendilerini yaralayanlar olmuştu. Haliyle Berber, izleyicilerin yergisini elde etmişti sadece. Ancak daha sonraları çok beğenilmiş, övgü yağmuruna tutulmuştu. Bugün opera dünyasında hâlâ komedi operaları arasında en beğenilenidir.
1822 yılında Isabella Colbran ile evlendikten sonra İtalya’dan ayrılıp Viyana’ya taşındı. İki yıl sonra Theatre İtalien de Paris’te yönetici oldu. Paris’te kazandığı ün öyle büyüktü ki X. Charles, her yıl beş yeni opera yazması için onunla anlaşmıştı. Paris’te kaldığı süre zarfında komedi operaları olan Le Comte Ory ve Guillaume Tell’i kaleme almıştı. Bu iki eseriyle Rossini stil değişikliğini opera dünyasına sunmuş; Adam, Meyerbeer, Offenbach ve Wagner gibi çeşitli bestecileri etkilemişti.
Rossini, tabiri caizse açlıktan ağzı kokan bir besteci değildi genel algının aksine. Ancak aniden opera dünyasından çekilmişti. Kimilerine göre büyük bir servet elde ettikten sonra tembel ve üşengeç biri oluvermişti. Kimilerine göre ise anksiyete ve yorgunluktan kaynaklanan sinir hastalığı ya da 1830’dan sonra daha da ciddileşen belsoğukluğu hastalığının bir sonucuydu bu.
Emekliliğinde Paris’in sosyal ve kültürel yaşamında büyük bir figür, operanın gözdesi olmuştu; öyle ki Beethoven ile karşılaştırılıyordu artık. Kendisine “Avrupa’nın Müzik İmparatoru” denmesi de elbette hoşuna gidiyordu.
İlk eşi vefat ettikten sonra, yıllarca âşık olduğu Olympee Pelissier ile evlendi ve Paris’teki lüks dairesinde krallar gibi yaşadı. Berber’den yedi yıl sonra emekli olup servetini eğlenceye yatırmıştı aslında: Şaşaalı partiler veriyor; bestecileri, şarkıcıları ve eleştirmenleri davet ediyordu. Bunun yanı sıra sahip olduğu pek çok hastalıkla mücadele ediyordu. Nihayetinde, geçirdiği kalp krizinin ardından yaşanan komplikasyonlar sonucu hayata veda etti. Paris’teki Pere Lachaise mezarlığına gömülmüştü fakat İtalyan hükümetinin isteği üzerine naaşı Floransa’ya, Santa Croce Kilisesi mezarlığına taşındı.
BESTEKÂR OLARAK ROSSINI
Rossini, on dokuz yıl boyunca her yıl ikişer -hatta bazen dört- opera yazmış olan son derece çalışkan bir besteciydi. Bir efsaneye göre Sevil Berberi’ni yalnızca üç hafta içinde bestelemişti, hatta daha sonra Wagner’a karşı operayı on üç günde yazmasıyla övünmüştü.
Kendisinden sonra gelen bestekârlara ilham olduğu gibi kendisi de önceki operalardan ve bestekârlardan ilham almıştı elbette. Yine de operaya ve müziğe yeni bir soluk getirdiği inkâr edilemez bir gerçektir. Geleneğinden beslenmekle kalmayıp cesur deneyimleriyle operaya büyük yenilikler kazandırmıştır. Bugün “Rossini kreşendo” olarak adlandırılan ve geliştirmiş olduğu hareket ona, “Signor crescendo” ve “Signor accelerando” lakaplarını vermiştir.
Rossini, sahnedeki kişinin doğaçlama yapmasına ihtiyaç duymadan kadenz[1] yazmış olan ilk bestecilerden biriydi. Ayrıca, resitatiflere piyano yerine keman eşlik edilmesi onunla başlamıştı. Orkestrayı, yaratıcılığı ve müziksel canlılığıyla buluşturması muhteşem bir sonuç yaratmıştı.
Çağdaşı olan izleyicileri onun müziğini yaşlandıkça güzelleşen şarap olarak nitelendirmekteydi. Zira müziği daima neşeli, coşkulu, basitti; şen şakrak melodiler ve joie de vivre (yaşam sevinci) ile doluydu. İzleyiciler müziğini daha ilk duyduklarında anlarlar, ardındaki önemi asla sorgulamazlardı.
Bellini ve Donizetti gibi pek çok çağdaşının yanı sıra Rossini de bel canto İtalyan opera geleneğini benimsemişti. Bu gelenek daha çok ses odaklıydı ve güzel şarkı söylemeyi gerektirirdi. Nitekim on dokuzuncu yüzyılın başlarında İtalyanlar için müzik operaydı, opera ise şarkı söylemek. Geleneğin gereği olarak da şiirsellik birinci sırada yer alırken orkestra daha sonra geliyordu.
SEVIL BERBERİ’NİN OPERADAKİ YERİ
The Commedia dell’Arte türü doğrudan hicivden doğmuştur. Asıl olarak pazar yerlerinde ve sokaklarda, kimliklerini gizlemek isteyen maskeli oyuncularla başlamıştır serüvenine. Yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren bu gelenek, Rönesans döneminde İtalya’da gezgin oyuncular tarafınca sergilenerek popülerleşmiştir. O zamanlar bu geleneğin temelini oluşturan hiciv ve ironi tiyatral anlamda önemli ve popülerdi. Dramatik ve şiirsel sahnelerde komedinin gelişimine katkıda bulunmuşlardı. İçinde yaşadıkları dünyayı eleştiren oyuncular; kurnaz hizmetçiler, doktorlar ve sürekli oyuna getirilen efendiler olarak çıkmıştır halkın karşısına. Dikkatleri üzerlerine çekebilmek için abartılı ve komik kostümler giymişlerdir. Oyunlarının çoğu doğaçlamaya dayanmıştır. Bu geleneğin en bilindik karakterleri Arleken, Columbina ve Pulcinella’dır. İtalya’da bu karakterleri tanımlamak için İngilizcedeki “zany” yani komik, çılgın ve ahmak anlamına gelen kelimeden gelen “zanni” kelimesi kullanılmıştır. The Commedia dell’arte ve opera buffakomedi gelenekleri ve hicivleri, Chaplin, Marx Kardeşler, Buster Keaton, Harold Lloyd ve günümüzde Mel Brooks ve Gene Wilder tarafından örneklenen vodvilin[2] prototipi haline gelmiştir.
On sekizinci yüzyılda Intermezzo olarak bilinen, dramaların sahne aralarında oynanan müzikli kısa oyun İtalyan tiyatrosuna tanıtıldı. The Commedia dell’Arte ile Intermezzo daha sonraları opera buffa’ya dönüştü. Pergolesi’nin La serva padrona (1733)’sı opera buffa’ların ilkiydi. Rossini’nin Sevil Berberi neredeyse bir asır sonra bu geleneğin ikinci örneği oldu. Opera buffa, daha sonra gelen ve daha ciddi olan opera seria’dan farklıydı. Nitekim opera seria eserleri tarihi, efsanevi ya da mitolojik konular hakkındaydı ve iyinin ödüllendirildiği bir mutlu sonla bitiyordu. Bu geleneğin en önemli örnekleri Handel’in Julius Caesar (1724)’ı, Gluck’un Orfeo et Euridice (1762)’si ve Mozart’ın Idomeneo (1781)’sudur.
Fransız Devrimi ve Romantik dönem öncesinde fazlasıyla popüler olan opera seria, aristokratların beğenisini kazanmıştı zira onlara göre bu operalar kendilerini övüyordu. Ancak on sekizinci yüzyılın sonunda opera buffa ortaya çıkmıştı. Günlük yaşamda insanın tavsifini daha gerçekçi bir şekilde yapan bir gelenekti bu. Haliyle alt tabakadan insanlar bu geleneği daha çok benimsemişti. Ne de olsa bu gelenek onlara komedi yoluyla efendilerini kınama ve tasalarını anlatma hakkı tanımıştı.
Opera seria’nın aksine opera buffa tasarımda sadeliği tercih etmişti. Buna rağmen müziksel olarak çok fazla zıtlık barındırırdı: Cilveli ruh hallerini vurgulamak için ritmik, stakkato yani kesik geçişler kullanılmıştı.
Tekerleme şarkıları da opera buffa‘nın bir parçasıydı. Sahnedeki kişinin hızla bu tekerlemeleri söylemesi dahi başlı başına bir sanattı. Pek çok opera buffa eserinde bu tekerlemeleri söyleyenler, basso buffo adı verilen, durmadan gevezelik yapan ihtiyar işgüzarlardı. İşte Sevil Berberi’nde Figaro’nun Largo al facotum aryası ise bu tekerleme şarkılarının en tipik örneğidir.
Opera buffa’nın özü komedi, hiciv ve ironiyi ciddi anlarla ve gerçek insani duygularla birleştirmesiydi. Zira iyi bir komedi kaçınılmaz olarak gerçekleşeni değil, olabilecek olanı gösterendir. Bundan ötürüdür ki komedi, absürt bir hal almaması için gerçekle olan bağını koparmamalıdır. Tatmin ve ikna edici olmak adına gerek gerçek gerekse hayali durumlar inandırıcılık barındırmalıdır.
BEAUMARCHAIS VE TARİHİ ARKA PLAN
Bir saatçinin oğlu olarak dünyaya gelip hayatının erken dönemlerinde babasının izinden giden Beaumarchais, aynı zamanda kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçıydı. Kralın kızlarına gitar, flüt ve arp dersleri vermişti.
1763’te Fransa, Kanada’yı kaybetmesinin ardından İngiltere’den öç almanın peşindeydi ve haliyle Amerikan direnişine yoğun ilgi duyuyordu. Fransız hükümeti, Amerikan isyancılara gizliden yardım etse de müsait bir zamana değin çatışmadan uzak durma niyetindeydi. Bununla birlikte 1776’da, yazar Beaumarchais’in yönetiminde askeri malzemeler üreten ve isyancı Amerikan sömürgecilerine silah satan bir şirket kurdular. Buna rağmen Beaumarchais, ününü edebi başarısına borçludur: Sevil Berberi, Figaro’nun Düğünü ve son eseri La mere coupable. Bu üçleme, Fransız toplumunun sosyal ve politik durumunu ve Fransız Devrimi’nden evvel halkın soylulara karşı beslediği kini anlatan sert bir hicivdi. Geriye bakıldığında yazıları aslında Fransız Devrimi’ni derinden etkilemişti. Beaumarchais’in orijinal oyunlarından uyarlanan Figaro’nun Düğünü de Sevil Berberi de ölümsüz edebi şaheserler olarak opera dünyasında yer edinmişti.
XVI. Louis Figaro’nun Düğünü’nün oynanmasını yasaklamıştı fakat oyun izlemek isteyen bir halk vardı karşısında. Kısa süreliğine Beaumarchais’i bundan ötürü mahkûm etse de Versay’da Sevil Berberi’nin oynanmasına razı gelmişti.
Mozart’ın Düğün’ünde, var olan sınıfsal çatışma açık açık işlenmişti fakat 1861’de prömiyerini yapmış olan Sevil Berberi’den Fransa’nın politik ve sosyal değişimleri, devrimin kıvılcımları öyle bir çıkarılmıştı ki metinde sansürlenecek bir şey kalmamıştı. Bundan ötürü hükümet de aristokratlar da operaya karşı çıkmamıştı.
Beaumarchais’in oyunları, renkli karakter Figaro’nun etrafında dönüyordu. Figaro, pratik zekâsıyla aristokrasiye başkaldırının bir sembolüydü. Aslında karakterler, alt sınıfı överken soyluları kınıyordu. Figaro hikâyelerde gerçek kahraman, sabotaj ve entrikaların efendisi ve “her devrin adamı” idi. Uyanıklığı ve kurnazlığı onu herkesin önüne geçiriyordu. Aslında Figaro, Beaumarchais’in ta kendisiydi.
BEETHOVEN VE BERBER
1822’de otuz yaşında olan, varlıklı, cesur ve başarılı Rossini, Beethon ile tanışma şerefine nail oldu. O sırada Beethoven elli bir yaşında, kulakları ağır işiten, hasta, huysuz bir adamdı; Missa Solemnis’i henüz bitirmişti. Buluştukları zaman Rossini ile birbirlerine not yazarak iletişim kurmayı seçmişlerdi.
“Ah, Rossini. Demek Sevil Berberi’nin bestecisi sensin. En içten tebriklerimi iletiyorum. İtalyan operası var oldukça bu opera da sergilenmeye devam edecek. Opera buffa’dan başka bir geleneğe döneyim deme sakın; başka bir tür seni mahveder.”
Rossini bunun üzerine Beethoven’a, halihazırda pek çok ciddi opera yazdığını ve birkaçını ona incelemesi için getirdiğini yazmıştı. Gelgelelim Beethoven bu nota kaba bir şekilde cevap verdi:
“Evet. İnceledim hepsini. Opera seria’yı İtalyanlar beceremiyor. Sen de drama nasıl yazılır bilmiyorsun.”
Tam Rossini gidecekken Beethoven, “Bize yüzlerce Berber vermen gerekecek,” dedi.
Ancak yetmiş altı yaşında Rossini vefat ettiğinde Beethoven’ın isteği yerine gelmemiş, bestekârdan bize kalabilecek başka bir Berberyazılmamıştı.
***
Döneminin İtalyan opera geleneğine sadık kalan; içinde bulunduğu devrin insanına ve düşünce yapısına ayna tutarak toplumda gördüğü zayıflıkları ironi ve komediden faydalanarak eleştiren; kendini tekerrür eden tarihin sanatsal ve edebi bir şahidi olan; İtalyan operasının ölümsüz eserlerinden birini, Sevil Berberi’ni Türk okurla buluşturmanın verdiği gururla… Keyifli okumalar dileriz.
[1] Orkestra ile olan bir konçertoda solistin yalnız kaldığı uzun solo yaptığı bölümlere verilen ad. (ç.n.)
[2] Vodvil, toplumsal sorunları mizahi bir yaklaşımla hicveden tiyatro türüdür. (ç.n.)




















Bu değerli makaleler, operaya dair genel bilgi ya da derinlemesine analiz isteyen siz okurlarımızın faydalanabilmesi için hazırlandı. Bir opera literatürü oluşturmak için çıktığımız bu yolda değerli giriş makaleleri ile sizlere bu klasikleri tanıtmaktan mutluluk duyuyoruz…