
Bu değerli makaleler, operaya dair genel bilgi ya da derinlemesine analiz isteyen siz okurlarımızın faydalanabilmesi için hazırlandı. Bir opera literatürü oluşturmak için çıktığımız bu yolda değerli giriş makaleleri ile sizlere bu klasikleri tanıtmaktan mutluluk duyuyoruz…
Yüzyıllardır müzik ve anlatımı bir araya getiren opera ya da tarihte kullanılan ilk adıyla favola in musica notaların bir araya gelerek melodileri, melodilerin bir araya gelerek hikâyeleri oluşturduğu entelektüel ve bir o kadar da özel bir sanat dalıdır. Her operanın kendisine has bir anlatımı ve hikâyesi vardır. Operalar duyguların müzik eşliğinde seyirciye ulaşmasını hedefler. Lirik operalardan trajedilere, trajedilerden komedilere kadar birçok opera çeşidi vardır. Müziğin anlatıcı olduğu bu eserlerin sanatsal değeri oldukça büyüktür. Operalarda librettolardan çok bestekârların başarıları öne çıkar. Günümüzde sanatsal değerini koruyan ve en çok sergilenen opera eserlerinden biri olan dünyanın en ünlü bestekârlarından Avusturyalı Müzik dehası Wolfgang Amadeus Mozart’ın eseri, Le Nozze di Figaro (Figaro’nun Düğünü) ya da bir diğer adıyla La folle journée (Çılgın bir gün) için de durum farklı değildir. Bir gün içinde yaşanan heyecan dolu ve karmaşık olayları anlatan, bu yüzden de La folle journée adıyla da sıkça bilinen eser, Gioachino Rossini’nin Sevil Berberi (1816) eserinin devamı niteliğinde bir opera buffadır. Eserin librettosunu Mozart ile Don Giovanni ve Così fan tutte operalarının librettolarında da çalıştığı bilinen İtalyan Librettist Lorenzo Da Ponte yazmıştır.

Figaro’nun Düğünü, Sevil Berberi eserinden üç yıl sonra olanları anlatır. Operadaki olayların hepsi Kont Almaviva’nın İspanya’daki Sevil şehri yakınlarındaki sarayında, “çılgın bir gün” (la folle journée) içinde yaşanır. Rosina Kontes’tir ve Dr. Bartolo, Rosina ile evlenme planlanını bozduğu için Figaro’dan intikam almak ister. Kont Almaviva artık romantik bir delikanlı değil entrikacı, zorba, etek kovalayan bir adamdır. Figaro’ya olan minnettinden onu hizmetlilerin başı olarak görevlendiren Kont, şimdi de ısrarla Kontes’in hizmetçisi ve Figaro’nun müstakbel eşi olan Susanna ile düğün gecesi birlikte olmak istemektedir. Efendilerin hizmetlilerle düğün gecelerinde birlikte olması droit de seigneur diye bilinen eski bir gelenektir ancak Figaro bunu türlü entrikalara başvurarak engeller ve en sonunda gelinine kavuşur.
Figaro’nun Düğünü, bestelendiği dönemde birçokları için tartışmaya açık hatta tehlikeli bir eser olarak görülmüştür. Bunun başlıca sebebi eserin konusu ve dönemin Avrupası’nın siyasi ortamıdır. Libretto, temelini Pierre Beaumarchais’nin opera ile aynı adlı çevri eserinden alır. Operanın tartışılmasının ve kimileri tarafından sakıncalı bulunmasının nedenlerinden biri sınıflar arasındaki keskin farklılıkları ve yüzyıllardır süregelen çatışmayı doğrudan ele almasıdır. Librettonun uyarlandığı eserin yazarı Pierre Augustin de Beaumarchais Figaro’yu bir üçlemenin parçası olarak yazmıştır; Sevil Berberi (1775), Figaro’nun Düğünü (1778) ve Suçlu Anne (1791). Bu üçleme, sınıf eşitsizliği ve toplumsal isyan temalarını işlemekte ve o dönemde yaygın olan siyasi güç ve sosyal dengesizlikten beslenmektedir. Bu konu seçimi bir tesadüf değildir, yaklaşmakta olan Fransız Devrimi’nin bir ön gösterimidir.
Mozart ve Opera
Wolfgang Amadeus Mozart Viyana Klasik ekolünü benimsemiş bir bestekârdır. Mozart, küçük yaşlardan itibaren babası Leopold’un yanında çalışmış ve altı yaşında beste yapmaya başlamıştır. İlk operasını on iki yaşında tamamlayan Mozart, İmparator II. Joseph’in Viyana’daki sarayında görev yaptığı dönemde dünyanın en bilinen opera eserlerinden biri olan Figaro’nun Düğünü’nü besteledi.
Viyana’da kendini kanıtlamaya ve yeteneğini göstermeye çalışan Mozart 1782 yılında Burgtheater (imparatorluk tiyatrosu) yöneticisi Kont Orsini-Rosenberg’den opera buffa yazması için bir teklif almıştı. Genç bestekâr İmparator II. Joseph’in sarayında gözde olarak görülse de Antonio Salieri, Vicente Martín y Soler ve Giovanni Paisiello gibi dönemin tanınmış yerel bestecileriyle sıkı bir rekabet içindeydi. Bu dönemde Mozart daha fazla ünün ve finansal güvencenin hayalini kuruyordu. Rosenberg’in isteğini yerine getirmek ve hedeflerine ulaşmak üzere Beaumarchais’nin daha önceki oyunu Le Barbier de Séville’den uyarlanan Paisiello’nun Il barbiere di Siviglia operasının Viyana’daki eşi görülmemiş başarısından yola çıkarak opera buffası için Le Nozze di Figaro’yu seçti. Eserin ilk gösterimi 1 Mayıs 1786’da Viyana’daki Burgtheater’da yapıldı. İlk gösterimin ardından oldukça beğenilen ve popülarite kazanan Figaro, aynı dönemde çıkan, Martín y Soler’in bestelediği ve librettosunu Da Ponte’nin yazdığı Una cosa rara’nın gösteriminin ardından gölgede kaldı. Figaro’nun ilk gösterimden birkaç ay sonra gerçekleştirilen Prag gösterimi operanın popülaritesi yeniden kazanmasında ve git gide ünlenmesinde büyük rol oynadı.
Operalarda alışıla gelen duygusal havanın aksine hareketli ve heyecanlı bir atmosfer yaratan müzik için Macar şair Ferenc Kazinczy, “Bu müziğin verdiği mutluluk, bahsedilebilecek duyumsallardan çok uzak,” diye yazmış, Avusturyalı bestekâr Joseph Haydn da operayı rüyalarında duyduğunu söyleyerek eserin ne kadar etkileyici olduğunu vurgulamıştır. Aşk ve sadakatsizlik, sınıf ve otorite, cinsiyet ve eşitlik gibi birçok temayı ele alan opera 200 yıl önce yazılmış olmasına rağmen hâlâ güncelliğini korumakta ve günümüz kültürüne, toplumuna, güncel olaylarına nüfuz eden temaları işlemektedir. Figaro’yu besteleyerek Mozart hedeflerinde başarılı olmuş; bir şaheser yaratmış, umut ettiği üne ve finansal güvenceye kavuşmuştur.
Figaro’nun Düğünü ve Politik Tartışmalar
Fransız Devrimi’nden üç yıl önce sergilenen Figaro, aklın hüküm sürdüğü, özgürlük, kardeşlik ve eşitliğin uğruna savaşmaya değer idealler olduğu Aydınlanma döneminin bir ürünüdür. Soylulara karşı çıkabilecek olası bir ayaklanmaya karşı XVI. Louis, Pierre Augustin de Beaumarchais’in yazdığı ve Figaro’nun da bir parçası olduğu tiyatro üçlemesini Fransa’da yasaklama kararı almış ve bu karar hızla Avrupa’nın diğer bölgelerine de yayılmıştır. İmparator II. Joseph, Mozart’ın yaşadığı Viyana Sarayında da bu kararı uygulamıştır. İmparator’un bu kadar tartışmalı ve içeriği sakıncalı bulunan bir eserin operaya uyarlanmasını kabul etmesi neredeyse imkânsız olarak görülmüştür. Uyarlamanın yapılacağı tiyatro oyununun birçok politik gönderme yaparak isyan temasını ele alması, Librettist Da Porte’ye eserin operaya dönüştürülmeden önce değiştirilmesi gerektiğini düşündürtmüştür. Oyunun opera olarak sergilenmesini sağlamak üzere Da Ponte, eserde bazı değişiklikler yaparak oyunu komedi temalı ve politikaya uzak bir libretto haline getirmiştir. Librettoyu yazarken şiirsel bir İtalyanca kullanmış, eserdeki soylulara ve siyasi sorunlara ilişkin sakıncalı referansları başarıyla ortadan kaldırmıştı.
Eserde yapılan en büyük değişikliklerden biri de Figaro’nun V. Perde’de yaptığı soylulara yönelik monoloğuydu. Toplumsal ayrımcılık temaları ve gerçeği, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin merceğinden gösterilmişti. Bu değişiklik akıllıca bir stratejiyle operada potansiyel bir komedi unsuru olarak kullanılsa da bu, operanın hamileri arasında bir fikir ayrılığına sebep olacaktı. Da Ponte bu aryayı ustalıkla değiştirerek, sadık olmayan eşler hakkında bir şarkı haline getirmişti ki bu da aynı derecede komik ama politik açıdan sakıncasız bir çözüm olmuştu. 1786 yılında eseri operaya dönüştürme teklifi onaylanan Mozart, operanın üzerinde çalışmaya başlamış ve müziği sadece altı haftada tamamlamıştır.
Enstrümantal Ögeler
Birbiri ardına sıralanan muhteşem aryaların yer aldığı Figaro, Mozart’ın en ünlü operalarındandır. Operanın uvertür bölümü klasik müziğin en ünlü parçalarından birini oluşturur. Eserde kullanılan enstrümanlar: yaylılar, timpani, ikişer trompet, korno, fagot, klarnet, obua ve flüttür. Teslim tarzına klavyeli çalgılar, genellikle klavsen veya fortepiyano, hatta bazen bir viyolonsel eşlik eder. Bu enstrümantasyon genellikle icracıların ve özellikle de şefin seçimine bağlıdır. Eserin sunuşuna klavyeli çalgılar, klavsen veya fortepiyano, hatta bazen bir viyolonsel eşlik eder ancak operadaki enstrümantal ögeler çoğunlukla eseri icra edeceklerin ve orkestra şefinin tercihine bağlıdır. Figaro’nun Düğünü duygusal derinliğine ve dramatik etkisine önemli ölçüde katkıda bulunan vokallerinin ihtişamı ve olağanüstü enstrümantal kompozisyonuyla ünlüdür. Canlı ve ikonik uvertür, Mozart’ın kusursuz orkestrasyonunu sergiler ve kısa bir müzikal girişle operanın özünü yakalayarak eserin tonunu belirler. Seyirci opera boyunca trios, kuartet ve altılılarda, vokallerle uyum içinde ilerleyen zengin ve katmanlı müzikal dokularla karşılaşır. Mozart’ın vokal vitrinleri olan arya ve düetleri, orkestranın duygusal etkiyi artırmadaki işbirlikçi rolünü gösteren, özenle hazırlanmış enstrümantallerle tamamlanır. Operanın genel akışına ve olay örgüsüne en büyük destek secco ya da accompagnato fark etmeksizin resitatiflerden gelir. Ritim adeta olayların canlılığına canlılık katarak hikâyeyi zenginleştirir.
Karakterlerin yaşadığı tüm üzüntü, endişe ve öfkeye rağmen, operanın tamamı majör tonlarda bestelenmiş bakıldığında yalnızca bir şarkı minör tonda yazılmıştır: Barbarina’nın IV. perdenin başında iğneyi kaybetmenin yasını tuttuğu ve iğneyi teslim edemediğinde efendisinin ne diyeceği konusunda endişelendiği kısa aryası “L’ho perduta fa”, III. perdenin başında Susanna ve Kont arasındaki düetin açılışındaki birkaç ölçü (“Crudel! perchè finora”) ve III. perdenin finalinde Kont’un iğneyi kendine batırdığı 43 ölçü (“Eh, già solita usanza”) minör tonlarında yazılmıştır. Mozart anlatım aracı olarak kullandığı müziği ustaca yönetmiştir. IV. Perdedeki “Aprite un po’ quegli occhi” aryasında aldatılmayı sembolize etmek için birlikte kullandığı iki korno sesi de buna güzel bir örnektir. Hikayedeki ritim olay örgüsünün yansımasıdır.
Başlangıçta insanın içini titreten müzik hikâye ilerledikçe aniden eğlenceli bir havaya bürünür. Prelüt müziği devam etmez, ancak bir şeylerin çalkalandığına dair ateşli bir atmosfer yaratır Bu seyirciye yaklaşan çılgın olayların sezdirmek için kullanılır. Her şey tam da Mozart’ın tasvir etmek istediği şekilde betimlenir. Eserdeki Figaro karakteri, dokunaklı ancak bir yandan da alaycı bir müzikle süslenmiştir. Bununla birlikte, asıl dikkat kadınların üzerindedir. Mozart müziğin eserin en güzel parçalarını onlara bırakır; kadınların sahnelerinde aynı anda hem trajik, hem dengeli, hem de zarif melodiler kullanır.
III. Perde, operadaki olay örgüsünün geliştiğini işaret eden kayda değer bir uvertürle başlar. Bu perdede yer alan dans müziği kısmı, Mozart’ın operaya canlı ve ritmik öğeler katmakta ne kadar yetenekli olduğunun bir kanıtıdır. Mozart’ın Figaro’nun Düğünü eserindeki enstrümantal ögeleri, operanın kalıcı popülaritesine ve klasik repertuvarın bir başyapıtı olmasına katkıda bulunur. Müziğin vokallerle kusursuz eseri unutulmaz bir müzikal şölen haline getirir.
Esere Son Bakış
Figaro’nun Düğünü’ndeki enstrümantal öğelerle komedi unsurunun kusursuz bir şekilde bir araya getirilmiş olması Mozart’ın dehasının ve bitmez tükenmez hayal gücünün bir kanıtıdır. Hala opera repertuarının temelini oluşturan ve en çok sahnelenen operalardan biri olmaya devam eden Figaro’daki toplu müzik yeni bir operatik söylem yaratıyor. Döneminde sakıncalı görülen hikâyenin sansüre uğrayarak dönüştüğü komedi, müziğin desteğiyle seyirciyi anlatılan çılgın günün içine çekiyor. Mozart’ın bestelerindeki güç tarif edilemezdir, izleyicileri operaya inandırır onlara hikâyeyi yaşatır. Eserdeki bu bağlılık, sadakatsizlik, günah işleme ve affetme döngüsünün aslında hayatın bir parçası olduğunu seyirciye kavratır. Melodiler hikâye anlatımı için durmaksızın kabaran bir duygu denizi yaratır. Sonraki birkaç yüzyıl boyunca bestekârlar Figaro’yu operanın zirvesi olarak görmeye devam eder.
Alman bestekâr Brahms da bu eserin en büyük hayranları arasında yer alır: “Figaro’daki her parça bir mucizedir,” der ve bir insanın bu kadar mükemmel bir şeyi nasıl yaratabildiğini aklının almadığını dile getirir. Mozart’ın Figaro’su hâlâ tüm zamanların en iyi operası olarak kabul edilmektedir.
Figaro’nun liberettosunun baş sayfası
Sinopsis
Üç yıl önce Figaro, Kont Almaviva’nın Dr. Bartolo’dan çaldığı aşkı Rosina ile evlenmesine yardım etmiştir. Artık Kont ve Rosina evlidir. Figaro da Kont Almaviva’nın minnetinin bir göstergesi olarak sarayın hizmetkârlarının başına getirilmiştir. Figaro artık Kontes olan Rosina’nın hizmetlilerinden Susanna ile evlenecektir.
Uvertür
Uvertür, Re majör tonundadır. Tempo işareti presto, yani hızlıdır. Bu parça iyi bilinir ve genellikle bağımsız bir konser müziği olarak çalınır.
I. Perde: Sevilla Yakınlarında Bir Malikane, 1930’lar.
Figaro ve Susanna, kendilerine tahsis edilen bir depoda düğün hazırlıklarını yapmaktadır. Figaro, gelininden Kont’un kendisini baştan çıkarmaya çalıştığını öğrenir ve çok öfkelenir. Efendisinden intikam almaya karar verir. Dr. Bartolo, Figaro ile evlenmeye aynı derecede kararlı olan eski hizmetçisi Marcellina ile birlikte ortaya çıkar. Bir teklifi vardır, Figaro Marcellina ile evlenmeli ya da ondan borç aldığı parayı ödemelidir. Marcellina Susanna’ya rastladığında, birbirlerine hakaretler yağdırırlar. Susanna odasına döner ardından Kont’un genç hizmetlisi Cherubino içeri dalar. Susanna’yı yalnız yakalayan adam, başta Kontes olmak üzere evdeki tüm kadınlara nasıl aşık olduğunu anlatır. Kont içeri girer ve Cherubino saklanır. Müzik öğretmeni Basilio görünür ve Kont da saklanır. Basilio Susanna’ya herkesin Cherubino’nun Kontes’e aşık olduğunu bildiğini söyler. Öfkelenen Kont öne çıkar ve Cherubino’yu fark etmesiyle çocuğun, Susanna’yı baştan çıkarma girişimlerine kulak misafiri olduğunu anladığında daha da öfkelenir. Cherubino’yu büyük salona kadar kovalar ve tüm saray halkını efendilerini övmek için bir araya toplayan Figaro ile karşılaşır. Zor durumda kalan Kont, Figaro ve Susanna’nın evliliğini kutsamak zorunda kalırardından da çifte inat olması ve Cherubino’yu susturmak için, çocuğa vakit kaybetmeden orduya katılmasını emreder. Figaro alaycı bir tavırla genç adamı savaşa uğurlar.
I. Perdede öne çıkan en ünlü arya “Non più andrai”dir. Bu parça Figaro’nun alaycı bir tavırla sergilediği arya, Kont’un bekarlık dönemindeki özgürlüğünü kaybedişi üzerinedir.
19. yüzyılda Figaro’nun Düğünü’nden 1. Perde
II. Perde: Kontes Rosina’nın Odası
Kontes Rosina odasında, hayatının aşkı Kontu kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyordur. Figaro ve Susanna ona kocasına bir tuzak kurmasını öğütler. Kontes bu fikri benimser ve Susanna kılığına sokacağı Cherubino’yu o gece Kont’la buluşmaya gönderir. Figaro da Kont’a, Kontes’in başka bir adamla ilişkisi olduğunu ima eden isimsiz bir not yollar. Cherubino soyunma odasına saklanır ve Kontes kocasının içeri girmesine izin verir. Kapının arkasından ani bir ses gelince Kont, karısının Susanna’nın içeride olduğuna dair anlattıklarına şüpheyle yaklaşır. Karısını da yanına alarak, kapıyı açmak için bir şeyler almaya gider. Bu arada, odaya görünmeden yeniden giren ve her şeyi gözlemleyen Susanna, soyunma odasındaki yerini almadan önce Cherubino’nun pencereden kaçmasına yardım eder. Kont ve Kontes geri döndüklerinde, Susanna’nın odadan çıktığını görür ve ikisi de şaşırır. Figaro düğün şenliklerine başlamak için gelir ancak Kontun aldığı not hakkında ona soracağı sorular vardır. Figaro, bahçıvan Antonio içeri dalıp birinin pencereden atladığını söyleyene kadar sorulardan kaçmayı başarır. Figaro birden topallama numarası yapar ve atlayan kendisiymiş gibi davranır. Antonio gider gitmez, Bartolo, Marcellina ve Basilio görünür. Figaro’yu Marcellina ile evlenmeye zorlayan sözleşmeyi Kont’a sunarlar. Gördüklerine memnun olan Kont, Figaro’nun anlaşmaya sadık kalması gerektiğini ve Susanna ile olan düğününün erteleneceğini ilan eder.
II. Perdede seyirciyi etkileyen en önemli arya Cherubino’nun seslendirdiği “Voi che sapete” parçasıdır. Cherubino, gençlik ve aşkın yarattığı karmaşayı ifade eden güzel ve etkileyici arya sergiler.
III. Perde: Büyük Salon
İlerleyen saatlerde Susanna, Kont’u o gece buluşma vaadiyle kandırır. Kont çok sevinir ama Susanna’nın Figaro ile komplo kurduğunu öğrenir. Öfkeyle onlardan intikam alacağını söyler. Yalnız kalan Kontes geçmişte ne kadar mutlu olduğunu yad eder. Marcellina, avukat Don Curzio eşliğinde Figaro’dan borcunu ödemesini ya da kendisiyle evlenmesini talep eder. Figaro, bebekken kaçırıldığı için yıllardır aradığı ailesinin rızası olmadan evlenemeyeceğini söyler. Figaro kolundaki doğum lekesini gösterdiğinde, Marcellina onun Bartolo’dan olan kayıp oğlu olduğunu anlar. Figaro ve Marcellina’yı kucaklaşırken gören Susanna, nişanlısının kendisine ihanet ettiğini düşünür ardından gerçeği öğrenir ve sakinleşir. Kontes kocasını tuzağa düşürmeye kararlıdır. Susanna ile birlikte o akşam bahçede buluşacaklarını teyit eden bir mektup kaleme alır ve Kont’a yollar. Kadın kılığına girmiş olan Cherubino, Antonio’nun kızı olan sevgilisi Barbarina ile sahneye girer. Cherubino’nun şapkasını bulan Antonio da gelir ve genç adamın kimliğini ortaya çıkarır. Kont, Cherubino’nun kendisine itaatsizlik ettiğini ve hâlâ evde olduğunu öğrenince öfkeden deliye döner. Barbarina, Kont’un kendisini baştan çıkarmaya çalıştığında, ona istediği her şeyi vaat ettiğini hatırlatır. Genç kadın Cherubino ile evlenmek istemektedir. Kont isteksizce kabul eder. Figaro ve Susanna’nın düğünü için herkes toplanır. Susanna, Kontla dans ederken, o akşamki buluşmalarını doğrulayan iğneli ve mühürlü notu adama uzatır.
Kontesin eski mutlu günlere duyduğu özlemi dile getirdiği “Dove sono i bei momenti” III. Perdenin en can alıcı aryalarındandır.
Figaro’nun Düğünü 3. Perde. Gravür. Ressamı Heinrich Ramberg
IV. Perde: Bahçe, Gece
Barbarina, Kont’un mektubunu aldığına kanıt olarak Susanna’ya götürmesini istediği iğneyi kaybettiği için umutsuzluğa kapılır. Figaro ve Marcellina ortaya çıktığında, Barbarina onlara Kont ve Susanna arasında planlanan randevudan bahseder. Figaro, gelininin sadakatsiz olduğunu düşünerek tüm kadınları lanetler. Susanna ve Kontes birbirlerinin kıyafetlerini giymiş olarak gelir ve saklanır. Susanna tek başına bir aşk şarkısı söyler. Figaro’nun onu dinlediğini bilir ve Kontla ona ihanet etmek üzere olduğunu düşünmesini sağlamaktan zevk alır. Daha sonra saklanır. Cherubino’nun kılık değiştirmiş Kontesi baştan çıkarmaya çalıştığını görmek için tam zamanında gizlenmiştir. Kont Susanna’yı görmek için geldiğinde, genç adamı kovalar. Figaro, artık neler olup bittiğini anlamıştır, o da onlara katılır ve Kontes kılığındaki Susanna’ya aşkını ilan eder. Kont geri döndüğünde Figaro’yu karısı olduğunu düşündüğü Susanna ile bulur ve öfkelenir. O anda gerçek Kontes öne çıkar ve kimliğini açıklar. Kont utanarak ondan af diler. Sonunda Kontes onu affeder ve herkes bu mutlu sonu kutlar.
Eserin son perdesi olan IV. Perde, Susanna’nın bahçede Kontla buluşmaya hazırlanırken söylediği, Figaro’ya olan aşkını ve planına dair endişesini dile getirdiği duygusal “Deh vieni, non tardar” aryasıyla dikkat çeker.
Yağmur Akşit




















Bu değerli makaleler, operaya dair genel bilgi ya da derinlemesine analiz isteyen siz okurlarımızın faydalanabilmesi için hazırlandı. Bir opera literatürü oluşturmak için çıktığımız bu yolda değerli giriş makaleleri ile sizlere bu klasikleri tanıtmaktan mutluluk duyuyoruz…