
Bu değerli makaleler, operaya dair genel bilgi ya da derinlemesine analiz isteyen siz okurlarımızın faydalanabilmesi için hazırlandı. Bir opera literatürü oluşturmak için çıktığımız bu yolda değerli giriş makaleleri ile sizlere bu klasikleri tanıtmaktan mutluluk duyuyoruz…
Opera ya da tarihte kullanılan ilk adıyla favola in musica notaların bir araya gelerek melodileri, melodilerin bir araya gelerek hikâyeleri oluşturduğu entelektüel ve bir o kadar da özel bir sanat dalıdır. Operada müzikal ögeler anlatıma eşlik ederek hikâyelere can verir. Her operanın kendisine has bir anlatımı ve hikâyesi vardır. Müzik, operada başroldedir; hikâye müzik olmadan seyircinin içine işleyemez. Librettolar, operalar için özel olarak yazılır ya da hali hazırda bilinen hikâyelerden adapte edilirler. İtalyan besteci Giacomo Puccini’nin bestelediği, librettosunu Luigi Illica ve Giuseppe Giacosa’nın yazdığı Tosca isimli üç perdelik opera için de durum farklı değildir. Fransız oyun yazarı Victorien Sardou’nun popüler oyunu La Tosca’ya (1887) dayanmaktadır. Tosca aşk, şehvet, cinayet ve politik entrikalarla dolu seyirciyi duygusal, inişli çıkışlı bir yolculuğa çıkaran bir hikâyedir. Pucci’nin zengin ve romantik müziğiyle eser, günümüzde de en sevilen ve en çok sahnelenen operalardan biri olmuştur. Trajik bir tutku ve kıskançlık hikâyesi olan opera, fırtınalı hırçın ve güzel opera sanatçısı Floria Tosca’nın sevgilisi Cavaradossi’yi kötü kalpli polis şefi Scarpia’nın elinden kurtarmak için verdiği mücadelenin öyküsüdür.
Giacomo Puccini, 22 Aralık 1858 yılında İtalya, Toskana’da doğmuştur. Sanat dünyasında özellikle duygu yüklü ve ahenkli besteleriyle tanınan sanatçı, opera dünyasının en önemli isimlerinden biridir. 19.yy ve 20.yy.ın İtalyan opera repertuarının büyük bir çoğunluğunu Puccini’nin eserleri oluşturmaktadır. Bestelediği La Bohème, Madama Butterfly, Tosca ve Turandot eserleriyle adından sıkça bahsettiren Puccini, eserlerinde kullandığı dramatik yoğunluk, akılda kalıcı melodiler ve yenilikçi orkestrasyon ile operaya yeni bir nefes olmuştur. Puccini 29 Kasım 1924’te hayata veda etse de arkasında bıraktığı opera mirası yaşamaya devam etmektedir. Müziğinin derin duyguları geniş kitlelere aktarmadaki başarısı bugün bile eserlerinin popülerliklerini korumasını ve dünya çapında sıklıkla sahnelenmelerini sağlamıştır.
1899 tarihli orijinal liberetonun ön kapağı.
Sardou’nun Oyunundan Puccini’nin Operasına
1889 yılında Puccini dikkatini Fransız oyun yazarı Victorien Sardou’nun yazdığı tiyatro oyunu La Tosca’ya çevirmişti. Devrim zemininde geçen, aşk ve nefretin, tutku ve ölümün iç burkan melodramını ele alan oyun, içerdiği şiddet yüzünden eleştirmenlerin pek hoşuna gitmese de halk, oyuna bayılmıştı. Puccini’nin bu oyunun bir operasını bestelemeye karar vermesi uzun sürmedi. O dönemde Puccini’nin hamisi olan Giulio Ricordi’nin aklındaysa başka bir plan vardı. Eserin operasını İtalyan besteci Alberto Franchetti’nin yazmasını teklif etti. Franchetti ve librettist Luigi Illica birlikte opera üzerine çalışmaya başladılarsa da bilinmeyen bir nedenden dolayı eseri Puccini’ye devrettiler. Böylelikle Puccini’nin eser üzerinde yoğun bir şekilde çalışmaya başlaması ancak 1896’da büyük beğeni toplayan La Bohème eserinin ilk gösteriminden sonra başladı. Puccini librettist olarak La Bohème üzerinde de birlikte çalıştığı döneminin en yeteneklilerinden olan Giuseppe Giacosa ve Luigi Illica ile çalışarak Sardou’nun karmaşık olay örgüsünü operaya uyarladı.
Operanın librettistlerinden olan Giuseppe Giacosa, libretto üzerinde bazı oynamalar yapılması gerektiğini, bu haliyle oyunun opera olarak sergilenmesi taraftarı olmadığını ileri sürüyordu. Sardou yazılacak herhangi bir librettonun sergilenmesine izin verip vermeme hakkını elinde tutuyordu. Puccini 1899 yılında oyun yazarının kendisiyle vakit geçirerek ona fikirlerini ve dramatik tercihlerinin nedenlerini açıkladı. Ricordi üçüncü perdedeki lirik parçaların sayısından memnun değildi ve Puccini’yi bu parçaları arttırması için ikna etmeye çalıştı. En nihayetinde Puccini kendi kararlarında direterek ihtişamdan uzak ve az sayıda solo arya ve koro içermesiyle operaya yenilikçi bir eser kazandırdı.
Sardou’nun en başarılı eserlerinden biri olmasına rağmen, oyun günümüzde nadiren sahnelense de popülerliği Puccini’nin operasıyla devam ediyor. Puccini orijinal dramayı büyük ölçüde kısaltmış, karakter sayısını azaltmış ve siyasi göndermeler ya da tarihi olaylar yerine Tosca, Cavaradossi ve Scarpia arasındaki kişisel dramaya odaklanmıştır. Böyle tartışmalı bir eseri uyarlama cesaretini göstermesiyle Puccini büyük bir başarıya imza atmıştır. Bestekar bu sayede ünlenmiş ve en iyi bilinen üç aryasıyla opera tarihindeki yerini sağlamlaştırmıştır: “Recondita armonia,” “Vissi d’arte,” ve “E lucean le stelle.”
Eser Üzerine Tartışmalar ve Eleştiriler
1900 yılında, şehrin siyasi karışıklıklarla boğuştuğu bir dönemde ilk gösterimini gerçekleştiren Tosca, Roma’daki Teatro Costanzi’de gerçekleştireceği gösteriminde şiddete ve ayaklanmalara sebebiyet verebileceği endişesi yüzünden eleştirmenlerden geçer not alamamış bir eserdi. Eserin başlarda sert eleştirilere maruz kalmasının belli başları sebepleri vardı. Skandala sebebiyet verebilecek temaların kullanımı ve dine duyulan hassasiyet bu sebeplerin başında geliyordu. Tosca’nın uyarlandığı Victorien Sardou’nun La Tosca oyunu 19.yy Fransız drama seyircisi tarafından sansasyonel ve melodramatik öğeleriyle tanınıyordu. Oyundaki yozlaşmış Baron Scarpia gibi ahlaki açıdan muğlak karakterler hikâyeye karmaşık bir hava katarak, hali hazırda siyasi bir kargaşaya ev sahipliği yapan toplumda eleştiriye açık bir kapı bırakıyordu. Bunun yanı sıra ikinci perdede mekânın kilise olarak seçilmesi ve kutsal görülen bir mekânda bu kadar şiddet dolu sahnelerin yaşanması toplumun muhafazakâr kesiminin ağır eleştirisine sebebiyet veriyordu.
Bununla birlikte Sardou’nun karmaşık olay örgüsü ve çeşitli mekânların görselliğinden yararlanması teatralliği artırdığı gibi gerilim dolu olay örgüsü ve görsel açıdan çarpıcı sahne tasarımlarıyla öne çıkan sinematik hikâye anlatımını da artırıyor, oyun içerisinde yaratılan genel melodramatik havaya katkıda bulunuyordu. Eserin ilk gösterimi seyircileri tarafından birbirinden farklı tepkilerle karşılansa da operanın anlattığı dramı ve anlatımındaki duygu yoğunluğunu takdir edenler, eserdeki karanlık temaları ve şiddet tasvirleri sebebiyle şaşkınlığa uğrayanlardan sayıca üstündü. Tosca’nıntoplumun geneli tarafından kabul görmesi biraz zaman almış olmasına rağmen seyircilerin operanın dramatik gücüne ve duygusal derinliğine alışmaya başlamasıyla birlikte eser, opera repertuarındaki yerini sağlamlaştırdı ve zamanla türünün en önemli eserlerinden biri haline geldi.
Tosca ve Enstrümantal Ögeler
Operası sergilenen hiçbir hikâye Tosca’dan daha müziğe yatkın olmamakla birlikte hiçbir opera da Puccini’nin klasiklerinden daha heyecan verici ve dramatik değildir. Puccini, enstrümantal ögeleri ustada kullanarak yarattığı dramatik duygu geçişleriyle opera camiasında kendine önemli bir yer edinmiştir. Bu dramatik hikâye anlatımı, Tosca için de geçerlidir. Giacomo Puccini’nin muhteşem operası Tosca, özenli orkestrasyonu, olağanüstü aryaları ve yaratıcı armonileriyle öne çıkar. Tosca ve Cavaradossi’nin duygularının derinliklerini yakalayan “Vissi d’arte” ve “E lucevan le stelle” gibi aryalar, Puccini’nin akılda kalıcı vokal çizgileri yaratma yeteneğini bir kez daha kanıtlar. Leitmotifler orkestrasyona derinlik ve tutarlılık kazandırarak dramatik hikâyeyi Puccini’nin bestelerine özgü bir tonda zenginleştirir. Operanın dokusunun önemli bir kısmı, Puccini’nin geniş melodik güçlerdeki ustalığını vurgulayan Scarpia’nın göründüğü ilk sahne olan I. Perdede yer alan final sahnesi, “Te Deum” da dâhil olmak üzere korolar tarafından sağlanır. Müziğin zamanlaması ve temposu, sahnede yaşanan kargaşaya mükemmel bir şekilde uyarak hikâyenin atmosferindeki gerilimi doruklara çıkarır. Kökleri İtalyan opera geleneğine dayanan eser, karakterlerin saf duygularını aktarmak için hakikati, müziğin güzelliğiyle buluşturur ve orkestral interlüdler seyirciye kendi içine dönmesi için bir fırsat sunar.
Esere Son Bakış
Puccini, gelişmekte olan modernite anlayışına yanıt olarak verismo yani İtalyanca “realism” anlamına gelen akıma yönelen bir grup genç İtalyan opera bestecisinden biriydi. Fransız edebiyat çevrelerinden etkilenen İtalyan verismo akımı, gerçek dünyanın da yansıtılmaya değer olduğunu düşünüyordu. Verismo bestecileri, bir insanın gerçekten deneyimleyebileceği şeyleri sanatsal olarak yorumluyorlardı. Bu nedenle, verismo operaları izleyicilere önceki nesillerin sanatsal çalışmalarından daha otantik bir his verecek ya da daha gerçekçi detaylar sunuyordu. Amaç nerede ve ne zaman olursa olsun bu eserleri gerçekçi bir şekilde yeniden yaratmaktı. Örneğin, hayatın sıradanlığı, günlük müstehcenlikler, gerektiğinde ise kanlı ölümler verismo ruhunun olmazsa olmazlarıydı. Puccini, Tosca eserini de tam anlamıyla verismo geleneğine uygun olarak bestelemişti. Arya tekrarı olmayan, bir akış halinde ilerleyen “through-composed” müzik, ayakları gündelik hayata basan bir natüralizmi dinleyene aktarıyordu. Unutmamalı, verismo olarak anılmasa da, Puccini önemli başyapıtı La Boheme’de (1893) de gündelik akışa uygun bir melodi ile gerçekçilik yakalamıştı; Tosca’da (1900)ise bunu gerçek bir verismo boyutuna taşımıştır.
Tosca’nın orkestrasyonu, enstrümantal çeşitliliğin, dinamik kontrastların ve tematik gelişimin ustaca bir karışımıdır. Puccini’nin orkestral detaylara gösterdiği özen, operanın hikaye anlatımını geliştirerek karakterlerin ve olay örgüsünün yoğunluğunu tamamlayan güçlü ve sürükleyici bir müzik deneyimi yaratır. Bu sayede Tosca günümüz opera repertuarının vazgeçilmezlerinden biri olarak yerini alır.
Original poster, depicting the death of Scarpia
Sinopsis
I.Perde: Roma, 17 Haziran 1800, öğle vakti, Sant’Andrea della Valle Kilisesi
Devrimci eski Roma Konsülü Cesare Angelotti, yozlaşmış polis şefi Baron Scarpia tarafından yönetilen Roma’nın kalbindeki Castel Sant’Angelo hapishanesinden kaçar. Angelotti yakındaki bir kiliseye sığınır. Kendisi de devrimci bir sempatizan olan ressam Mario Cavaradossi de aynı kilisede bir portre çizmektedir. Cavaradossi, Angelotti’yi görünce ona kaçmasına yardım edeceğine söz verir, ancak birinin yaklaştığını duyunca Angelotti’ye saklanmasını söyler. Bu kişi Cavaradossi’nin kız arkadaşı, opera sanatçısı Floria Tosca’dır. Cavaradossi’ye soğuk bir şekilde kapının neden kilitli olduğunu sorar; Cavaradossi’nin biriyle konuştuğunu duymuş ve bunun bir kadın olduğunu düşünmüştür. Sonra Cavaradossi’nin tablosunu görür ve resimdeki kadın kendisine hiç benzemediği için kıskançlık yapar. Cavaradossi, kadını tanımadığına yemin eder. Kalbi yalnızca Tosca’ya aittir. Tosca’ya iltifat ederek onu yatıştırmayı başarır ve o akşam sonra tekrar buluşmayı planlarlar. Tosca gider ve Cavaradossi, Angelotti’nin saklandığı yerden çıkmasını söyler. Angelotti, kılık değiştirerek Roma’dan kaçabilmesi için kız kardeşinin kiliseye kadın kıyafetleri, bir peçe ve bir yelpaze sakladığını anlatır. Cavaradossi evinin bahçesinde bir saklanma yeri olduğunu söyler ve Angelotti ile birlikte ressamın evine giderler. Tam o sırada haber gelir: Napolyon yenilmiştir ve o akşam için büyük bir kutlama yapılacaktır. Scarpia’nın içeri girmesiyle neşeli hava bozulur. Cavaradossi’nin Angelotti’nin kaçışına yardım ettiğini düşünen Scarpia, Tosca’nın kıskançlığını kullanarak kaçan mahkûmun yerini tespit etmeye karar verir. Angelotti’nin kız kardeşinin bıraktığı yelpazeyi bulup Tosca’ya Cavaradossi’nin yelpazenin sahibiyle bir ilişkisi olduğunu düşündürür. Kıskançlıktan gözü dönen Tosca, Cavaradossi ile yüzleşmek için dışarı fırlar. Scarpia, ajanı Spoletta’yı onu takip etmesi için kadının peşine gönderir. Perde kapanırken, sadece Cavaradossi ve Angelotti’nin değil, Tosca’nın da eline geçeceğini bilmenin keyfini çıkarır.
II.Perde: Aynı günün akşamı, Palazzo Farnese.
Scarpia odasında beklemektedir. Ardından Spoletta girer. Angelotti’nin izine rastlamadığını, ancak inatla Angelotti’nin nerede olduğuna dair herhangi bir bilgisi olmadığını söyleyen Cavaradossi’yi bulup tutukladığını söyler. Cavaradossi işkence odasına götürülürken Tosca gelir. Cavaradossi’nin çığlıkları kulaklarına ulaştığında, Tosca çaresizlik içindedir. Scarpia, genç kadına sevgilisini ancak Angelotti’nin saklandığı yeri göstererek kurtarabileceğini söyler. Kafası karışan ve bitkin düşen Tosca, mahkûmun yerini açıklar. Kanlar içindeki Cavaradossi işkence odasından getirildiğinde, Tosca’nın Angelotti’ye ihanet ettiğini öğrenince dehşete düşer. Tam o sırada bir haberci gelir ve Napolyon’un Marengo’da yenilmediğini, aksine kuvvetlerinin Kuzey İtalya’yı ele geçirdiğini bildirir. Cavaradossi, hapishaneye götürülürken Napolyon’un zaferine sevinmektedir. Tosca’yla yalnız kalan Scarpia ona bir anlaşma önerir: Tosca’nın onun isteklerine boyun eğmesi karşılığında Cavaradossi’yi serbest bırakacaktır. Tosca iğrenir; Scarpia’nın teklifini kabul etmektense ölmeyi tercih edeceğini söyler. Spoletta içeri girer ve Scarpia’ya Angelotti’nin yakalanamadan kendini öldürdüğünü ve Cavaradossi’nin infazının ertesi sabah şafak vakti için planlandığını söyler. Tosca, Angelotti zaten ölmüşken, Scarpia’nın Cavaradossi’yi hayatta tutmak için hiçbir nedeni olmadığını anlar. Başka çaresi kalmadığı için Scarpia’nın teklifini kabul eder ve Cavaradossi’nin derhal serbest bırakılmasını ve Roma’dan güvenli bir şekilde kaçması için gerekli belgelerin sağlanmasını talep eder. Scarpia, hapishanenin kapısını açıp Cavaradossi’nin kaçmasına izin veremeyeceğini, bunun yerine sahte bir idam emri vereceğini ve Cavaradossi’nin fark edilmeden kaçabileceğini söyler. Tosca, Scarpia’nın sahte “infaz” için talimatlar vermesini ve geçiş belgelerini imzalamasını izler. Yanındaki masanın üzerinde bir bıçak vardır. Scarpia ona döndüğünde, Tosca bıçağı kapar ve adamın kalbine saplar.
Tosca Scarpia’nın cesedinin üzerine saygıyla bir haç koyar. New York’taki eski Metropolitan Opera Binası’nda 1914 öncesi bir prodüksiyonun fotoğrafı
III. Perde: Ertesi sabah, Castel Sant’Angelo’daki hapishane
Tosca’yı bir daha asla göremeyeceğine inanan Cavaradossi, ona bir veda mektubu götürmesi için gardiyana rüşvet verir. Ancak Tosca, Roma’dan güvenli bir şekilde kaçmalarını sağlayacak belgelerle içeri girer. Aceleyle Cavaradossi’ye planlanan sahte infazdan bahseder: Silah sesleri duyulduğunda, Cavaradossi ölü gibi yere düşmelidir. Askerler gittikten sonra, birlikte kaçabileceklerdir. Tosca nefes nefese idam mangasının yerini almasını izler. Ateş ederler. Cavaradossi yere düşer. Tosca onun yanına koşar ve o anda Scarpia’nın son zalim numarasını fark eder. İnfaz gerçektir ve Cavaradossi ölmüştür. Askerler Scarpia’yı öldürmek suçundan onu tutuklamak için içeri daldıklarında, Tosca mazgalların tepesine tırmanır ve kendini aşağıdaki nehre atar.




















Bu değerli makaleler, operaya dair genel bilgi ya da derinlemesine analiz isteyen siz okurlarımızın faydalanabilmesi için hazırlandı. Bir opera literatürü oluşturmak için çıktığımız bu yolda değerli giriş makaleleri ile sizlere bu klasikleri tanıtmaktan mutluluk duyuyoruz…