Serkan Düzgün

1977’de İstanbul’da doğdu. Birkaç seçkin kitabevinde satış danışmanı ve yöneticilik yaptı. İstanbul’da yaşıyor. İlk öyküsü “Kısa ve Öykü” dergisinde yayımlandı.
Rudyard Kipling

Rudyard Kipling (1865–1936), İngiliz edebiyatının en etkili ve en tartışmalı yazarlarından biridir. Hindistan’da doğup büyümesi, eserlerine sömürge coğrafyasının gündelik hayatını ve kültürel çatışmalarını güçlü bir biçimde taşımış; The Jungle Book, Kim ve Just So Stories gibi yapıtlarıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Kipling’in dili berrak, ritmik ve anlatı gücü yüksek olmakla birlikte, imparatorluk ideolojisiyle kurduğu […]
Romain Rolland

Romain Rolland (1866–1944), edebiyatı yalnızca estetik bir uğraş değil, ahlaki ve insani bir sorumluluk alanı olarak gören Fransız yazar, düşünür ve müzik tarihçisidir. En çok on ciltlik roman dizisi Jean-Christophe ile tanınan Rolland, bireyin içsel özgürlüğünü, sanatla kurduğu ilişkiyi ve toplumsal baskılar karşısındaki vicdani duruşunu epik bir anlatıyla işler. I. Dünya Savaşı sırasında benimsediği açık […]
Richard Wagner

Richard Wagner (1813–1883), 19. yüzyıl müzik tarihini kökten dönüştüren Alman besteci, librettist ve düşünürdür. Operayı bağımsız parçaların toplamı olmaktan çıkarıp, müzik, şiir, sahne tasarımı ve dramatik anlatıyı tek bir bütün hâlinde birleştiren Gesamtkunstwerk (bütüncül sanat yapıtı) anlayışını geliştirmiştir. Der Ring des Nibelungen, Tristan und Isolde ve Parsifal gibi eserlerinde leitmotif tekniğini sistematik biçimde kullanarak dramatik […]
Richard Strauss

Richard Strauss (1864–1949), müziği psikolojik uçlara ve ahlaki gerilimlere taşıyarak geç romantizmin sınırlarını zorlayan, konfor bozucu bir bestecidir. Senfonik şiirlerinde orkestrayı düşüncenin ve bilinç akışının aracı hâline getirmiş; Salome ve Elektra gibi operalarda arzuyu, şiddeti ve saplantıyı estetik bir risk alarak sahneye taşımıştır. Politik açıdan tartışmalı konumlanışına rağmen Strauss’un sanatsal mirası, müziğin yalnızca güzelliği değil, […]
Pyotr İlyiç Çaykovski

Pyotr İlyiç Çaykovski (1840–1893), müziği kişisel acı, tutku ve kırılganlıkla yoğurarak romantizmin içsel yüzünü en çıplak hâliyle açığa çıkaran bestecidir. Senfoni ve balelerinde biçimsel disiplini yoğun bir duygusal gerilimle birleştirmiş; Kuğu Gölü, Fındıkkıran ve Yevgeni Onegin gibi eserlerde bastırılmış arzuları, melankoliyi ve kader duygusunu sahneye taşımıştır. Toplumsal beklentilerle iç dünyası arasındaki çatışmayı müziğinin merkezine yerleştiren […]
Ömer Alkan

Ömer Alkan, Boğaziçi Sosyoloji mezunudur. Bilgiye olan ilgisi sebebiyle farklı alanlar üzerine uğraş vermiş, birbirinden farklı konuların sentezini ortaya çıkarma uğraşı olmuştur. Müzikten sinemaya, teorik fizikten sanat felsefesine, kahve yapımından metin yazarlığı ve tasarıma kadar türlü konuda deneyim elde etme çabasında olmuştur. Dergi çalışmalarıyla üniversite yıllarında yazın deneyimleri elde etmiş ve ardından Fihrist Kitap’ı kurarak […]
Norbert Wiener

Norbert Wiener (1894–1964), modern sibernetik düşüncenin kurucusu olarak bilinen Amerikalı matematikçi ve filozoftur. Erken yaşta gösterdiği olağanüstü matematik yeteneğiyle akademide hızla yükselen Wiener, özellikle Cybernetics: Or Control and Communication in the Animal and the Machine adlı eseriyle, canlılar ve makineler arasında geri bildirim, kontrol ve iletişim kavramları üzerinden ortak bir düşünce çerçevesi kurmuştur. Bu yaklaşım, […]
Murray N. Rothbard

Murray N. Rothbard (1926–1995), özgürlükçü düşünce geleneği içinde devlet karşıtı yaklaşımı en uç ve en sistemli biçimde formüle eden Amerikalı iktisatçı, tarihçi ve filozoftur. Avusturya İktisat Okulu’nu doğal hukuk ve bireysel mülkiyet etiğiyle birleştirerek anarşo-kapitalizm kuramını geliştirmiş, devleti zorunlu bir kötülük olarak değil, yapısal bir saldırganlık biçimi olarak tanımlamıştır. Man, Economy, and State, Power and […]
Moritz Schlick

Moritz Schlick (1882–1936), felsefede metafiziğin sisini dağıtmayı amaçlayan Viyana Çevresi’nin kurucu ve yönlendirici aklıdır. Bilginin anlamını doğrulanabilirlik ilkesine bağlayarak felsefeyi spekülatif iddialardan arındırmayı hedeflemiş; bilimi, düşüncenin tek meşru referans noktası olarak konumlandırmıştır. Ancak Schlick’in önemi yalnızca mantıksal pozitivizmi sistemleştirmesinde değil, aklın sınırlarını etik ve estetik alanlarda zorlamasında da yatar. Trajik ölümü, 20. yüzyıl düşüncesinde akıl, […]