Nitelikli, bilgi içeriği yüksek, akademik ya da yorum içeren kapsamlı yazılar… Bu başlık altında kıymetli yazarların ve akademisyenlerin özel, kısa ya da uzun, alana özgü metinlerini bir arada bulabileceksiniz. Fihrist olarak idealist bir bakış açısıyla nitelikli metinler ortaya koyma arzusundayız. Dolayısıyla, bu başlık, sizler için geniş bir arşiv oluşturma niyetinin ürünü. Yararlanmanız dileğiyle…

Sosyolojide Çağdaş Kuramlar ve Tartışmalar: Popper - Adorno Polemiği

Yazar: Abdulkadir Öncel

Sosyal bilimlerde yöntem sorunu toplumsal konular çalışırken hangi yolun izlenmesi gerektiğine yönelik fikir ayrılıkları ile ortaya çıkan bir meseledir. Bilimsel devrimlerin yaşandığı dönemlerin ardından toplumu çalışacak bir disipline ihtiyaç duyulduğu ortak düşüncesi ile ortaya çıkan sosyolojinin, doğa bilimlerinin yöntemini izlemesi gerektiği konusunda bir tereddüt yaşanmamıştır. Ancak daha sonraları toplumsal olanın incelenip ele alınmasında karşılaşılan zorluklar, toplumun biricik olduğunun kabulü ve doğadaki nesneler gibi ele alınamayacak olduğu itirazı ile karşılaşılmıştır.

Bu pozitivist yönteme eleştirilerin yoğunlaştığı döneme Alman düşünce geleneği damgasını vurmuştur. Yapmış oldukları en önemli katkılardan birisi kültür bilimlerini doğa bilimlerinden ayırmış olmalarıdır. Alman idealizmi ile doğa bilimlerinden ayrılan sosyal bilimlerin araştırma yöntemi üzerine tartışmaların başlamasına vesile olmuşlardır. Bu tartışmaların bir tanesi de 1961 yılında Tubingen’de Alman Sosyoloji Derneği tarafından düzenlenen, bilimsel yöntemin masaya yatırıldığı toplantıda cereyan eden Adorno ile Popper arasındaki polemiktir.[1] Toplantıda Adorno da Popper da pozitivist düşünceyi eleştirmişlerdir. Ancak Adorno, Popper’ı toplumsal düzeyde pozitivist bulduğunu ifade ederek eleştirmiştir. Biz de bu makalede Adorno’nun  Popper’a olan eleştirilerini ele alacak, Adorno’nun neden Popper’ı pozitivist bulduğunu ve bu polemiğin yapısını irdelenmeye çalışacağız.

Polemiğin Önemi

Popper-Adorno arasındaki pozitivizm tartışması Heller (1978, 49)’in de ifade ettiği gibi birkaç açıdan önem arz etmektedir. Birincisi, gerileyen Alman felsefe ve sosyal bilimler alanındaki tartışma geleneğinin yeniden canlandırılması için atılan bir adım olması ve yeniden felsefe kamuoyu oluşturması açısından önemlidir.

Bu polemiği önemli kılan bir diğer önemli unsur tartışmanın, dönemin akademik dünyasının popüler kavramı pozitivizme yüklenen anlamların nasıl, ne dereceye kadar ve neden farklılık gösterebildiğini ve bu farklılıkların hangi kopuşların nedeni olabildiğini ortaya koymasıdır. Söz konusu tartışmayı ilginç kılan temel unsur da katılımcıların hiçbirinin kendisini pozitivist olarak nitelememesi bilakis pozitivizm karşıtı bir yöntem anlayışını savunduklarını iddia etmeleridir (Rutli, 2014, 135-136).

Popper Ne Dedi?

Popper, konuşmasında, sosyal bilimlerin benimsemesi gerektiğine inandığı 27 adet yöntemi madde madde ortaya koymuştur. Ona göre biz, insanlık olarak çok şey bilmekteyiz. Yalnızca entelektüel ilginin birçok detayını değil, aynı zamanda pratik önemi olan ve daha da önemlisi, bize derin teorik iç görü ve şaşırtıcı bir dünya anlayışı sağlayan şeyleri biliyoruz. Bununla birlikte cehaletimiz de sınırsızdır. Doğa bilimlerinin ilerleyişi bize her gün yeni bilgisizliklerimizin olduğunu gösteriyor. İleriye doğru attığımız her adımda, çözdüğümüz her problemle, sadece yeni ve çözülmemiş problemleri keşfetmekle kalmıyor, aynı zamanda sağlam ve güvenli bir zeminde durduğumuza inandığımız her şeyin gerçekte güvensiz ve akış halinde olduğunu görüyoruz. Popper, bilgi ve cehaletle ilgili iki tezinin birbiriyle çelişiyor gibi görünse de aslında görünen çelişki öncelikle ‘bilgi’ ve ‘cehalet’ kelimelerinin iki tezde de tam karşıt olarak kullanılmamasından kaynaklandığını söylemektedir (Popper, 1977, 87-88).

Popper’a göre olağanüstü ve sürekli bir biçimde artan bilgimiz ve hiçbir şey bilmediğimize dair sürekli artan iç görümüz arasındaki ilişkiyi netleştirmek temel bir görevdir. Bilginin mantığının, bilgi ve cehalet arasındaki bu gerilimi tartışması gerektiği açıktır. Popper’a göre bilgi, algılardan ya da gözlemlerden veyahut veri ya da olguların toplanmasından başlamaz, aksine problemlerden başlar. Birisi şöyle diyebilir: Problemsiz bilgi yok; ama aynı zamanda bilgisiz problem de yok. Ancak bu, bilginin bilgi ve cehalet arasındaki gerilimden başladığı anlamına gelir. Böylece bilgi olmadan problem olmadığını söyleyebiliriz; ama aynı zamanda cehalet olmadan da problem yoktur (Popper, 1977, 88).

O halde başlangıç noktası her zaman bir problemdir; ve gözlem sadece bir problem ortaya çıkarsa başlangıç noktası gibi bir şey haline gelir; ya da başka bir deyişle, bizi şaşırtıyorsa, bir şeyin bilgimizle, beklentilerimizle, teorilerimizle pek uyumlu olmadığını gösteriyorsa. Bir gözlem, ancak bilinçli veya bilinçsiz beklentilerimizin bazılarıyla çatışırsa problem yaratır. Fakat bu durumda bilimsel çalışmamızın başlangıç noktasını oluşturan şey, saf ve basit bir gözlem değil, daha çok belirli bir rol oynayan bir gözlemdir; yani problem yaratan bir gözlem (Popper, 1977, 89).

Sosyal bilimler yöntemi, tıp bilimleri gibi, belirli sorunlara geçici çözümler denemekten oluşur: soruşturmalarımızın başladığı problemler ve soruşturma sırasında ortaya çıkan problemler. Çözümler önerilir ve eleştirilir. Önerilen bir çözüm ilgili eleştiriye açık değilse, bilimsel olmayan olarak dışlanır. Denenen çözüm ilgili eleştiriye açıksa, bunu reddetmeye çalışırız; çünkü tüm eleştiri çürütme girişimlerinden oluşur. Denenen bir çözüm eleştirimizle reddedilirse, başka bir girişimde bulunuruz. Eleştiriye dayanırsa, geçici olarak kabul ederiz ve her şeyden önce, daha fazla tartışılmaya ve eleştirilmeye layık olduğunu kabul ederiz. Dolayısıyla bilim yöntemi, problemlerimizi çözmek için kesin olmayan girişimlerden biridir; ciddi eleştirilerle kontrol edilen ‘deneme ve yanılma’ yönteminin bilinçli olarak kritik bir gelişmesidir. Bilimin sözde tarafsızlığı ise eleştirel yöntemin tarafsızlığında yatar. Bu bakımdan mantıksal eleştirinin ana aracı olan – mantıksal çelişki – nesneldir (Popper, 1977, 89-90).

Popper bunun belki de eleştirel yaklaşım olarak tanımlanabileceğini söyler. Buradaki eleştirel ifadesinin de Kant’ın felsefesi ile bir ilişki içinde olduğunu belirtir. Yanlışlamacılık dediğimiz şeyin de zaten temeli budur. Popper ise bunu eleştirimcilik ya da eleştirel yaklaşım olarak ifade edebileceğimiz şekilde açıklamıştır (Popper, 1977, 90).

Popper’a göre sosyal bilimlerde nesnellik elde etmenin (eğer mümkünse) doğal bilimlere göre çok daha zor olduğunun bilincinde olmalısınız. Çünkü nesnel bir bilim ‘değerden arınmış’ olmalıdır; yani herhangi bir değer yargısından bağımsızdır. Ancak en nadir anlarda, sosyal bilimci kendisini kendi sosyal sınıfının değer sisteminden kurtarabilir ve bu nedenle sınırlı bir derecede ‘değersiz bağımsızlık’ ve ‘nesnellik’ elde edebilir. Ayrıca Popper şunu da ifade eder ki yanlış yönlendirilmiş natüralizme atfettiği tezlerin her biri tamamen yanlıştır ve tüm bu tezler, doğa bilimlerinin yöntemlerinin yanlış anlaşılmasına ve aslında bir efsaneye -ne yazık ki hepsi de geniş kabul görmüş ve çok etkili- olmuş bir efsaneye dayanıyor. Bu efsane doğa bilimlerinin yöntemlerinin tümevarımsal karakterinin ve doğa bilimlerinin nesnelliğinin efsanesidir (Popper, 1977, 91).

Popper için bilimin nesnelliğini sağlayan, pozitivistlerin iddia ettikleri gibi bilim adamının her türlü değer yargısından bağımsız olması değildir. Bilimin nesnelliğini sağlayacak olan şey Popper’ın bilimin temeline koyduğu eleştiridir. Nesnellik de bu bağlamda bütün değerlerden bağımsızlık anlamını taşımamaktadır. İnsanoğlunun, hangi koşulda olursa olsun etkisi altında olacağı ve onlardan tamamen sıyrılamayacağı değerleri vardır. Popper’ın nesnellik tanımının temelini de bu düşünce oluşturmaktadır (Rutli, 2014, 138).  

Bilimsel olmayan çıkarları ortadan kaldırmak ve bunların bilimsel araştırmaların seyrini etkilemelerini önlemek imkânsızdır. Ve onları doğa bilimlerindeki araştırmalardan – örneğin fizik araştırmalarından – sosyal bilimlerdeki araştırmalardan çıkarmak gibi imkânsızdır. Mümkün ve önemli olan ve bilime özel karakterini veren şey, bilimsel olmayan çıkarların ortadan kaldırılması değil, hakikat arayışına ait olmayan çıkarlar ile gerçekte tamamen bilimsel çıkarlar arasındaki ayrımdır (Popper, 1977, 96).

Popper’ın eleştirel yöntemi tümdengelimle işler. Tümdengelimsel mantık içerisinde geçerli bir çıkarım, öncüllerinin doğruluğuna bağlı olarak ortaya çıkar. Bir başka ifadeyle, tümdengelimsel mantıkta öncüller doğru ise bu öncüllerin sonucunda ortaya çıkacak olan çıkarım da doğru olacaktır. Bunun tersi de doğrudur. Yani eğer çıkarım yanlışsa bu çıkarımın dayandığı öncüllerin hepsinin doğru olma ihtimali de yoktur (Rutli, 2014, 139).  

Popper’ın toplum bilimlerin yöntemine ilişkin görüşleri şöyle özetlenebilir: Toplumbilimlerinin özünde problem çözme çabası vardır. Bu sebeple bilimsel düşüncenin metodu da bu problem çözümüne dayanır. Bu bağlamda, bilimsel bir önerme aslında bir probleme karşı geliştirilen çözüm çabasıdır. Klasik doğa bilimi problemin önceliğini kavrayamayarak bilimsel yöntemin işleyişini sıradan gözlemle başlatmıştır. Oysa Popper’a göre bilimsel işleyiş herhangi bir gözlemle değil, problem oluşturan bir gözlem ile başlaması gerekmektedir. Bir problem çözme önerisi olarak ortaya atılan önermenin bilimsel açıdan sınanması doğa bilimlerinin klasik yöntemi olan dış dünya ile uyumu ile değil eleştiri yoluyla gerçekleşir. Eleştiri, bilimin nesnelliğini sağlayacak en temel unsurdur. Bu eleştiriler öneriyi yanlışlayabilirse yenisi aranmalıdır, ancak eleştiriler karşısında geçerliliğini koruyabiliyorsa, yanlışlanana kadar geçerli olarak kabul edilmeli, ancak eleştirilmeye de devam edilmelidir. Popper’a göre henüz yanlışlanamayan bir bilimsel doğruluk iddiası, nihai değildir, daha fazla eleştirilmeye uygun bir iddiadır (Rutli, 2014, 140).

Adorno Ne Dedi?

Adorno, Popper ile pozitivizme karşı olma yönünden aynı noktadadır. Fakat yine de Popper’ı birkaç açıdan eleştirmiştir. Daha sonrasında ise Popper’ın da aslında düşünsel açıdan pozitivist sayılabilecek bir pozisyon benimsediğini ve eleştiriyor gibi gözüktüğü pozitivist yaklaşımdan kurtulamadığını ifade etmiştir.

Adorno, mantık kavramını Popper’dan daha geniş bir şekilde yorumladığını ifade eder. Bu kavramı genel düşünce kuralları ve tümdengelimden ziyade sosyolojinin somut prosedür tarzı olarak anladığını belirtir. Bilimsel bilgiyi bir problem temelinde ele alma açısından bir eleştirisi olmayan ve benzer bir yaklaşımı olan Popper’ın bilgi bolluğu ve sınırsız cehalet arasındaki ayrımıyla başlar. Bu durum sosyoloji için uygundur fakat sosyoloji şimdiye kadar, doğa bilimleriyle karşılaştırılabilir bir onaylanmış yasalar topluluğu oluşturmadığı için sürekli olarak eleştirilmiştir. Adorno’ya göre bu ayrım, Popper’ın kesinlikle aklında olmayan mevcut görüşe dair şüpheli bir potansiyel içerir. Bu görüşe göre, kesin bilimlerle ilgili göze çarpan geriliği nedeniyle sosyoloji, başlangıçta güvenilir bilgi iddiasını gündeme getirmeden önce, gerçekleri toplamalı ve yöntemleri açıklamalıdır. Ancak toplum çelişkilerle doludur ve yine de belirlenebilir. Bir sistemde rasyonel veya irrasyonel olarak ve parçalanmış olarak bilincin aracılık ettiği bir kör doğadır. Sosyolojik prosedür tarzı toplumun bu yapısına boyun eğmek zorundadır. Aksi takdirde, çelişkiden kaçınmak için saf bir gayretten dolayı, kendi yapısı ile nesnesi arasında var olanın en ölümcül çelişkiye düşecektir (Adorno, 1977, 106). Adorno bu açıdan Popper’ın yaptığı gibi toplum bilimsel çalışmayı yalnızca bir mantık problemlerini ve çelişkilerini çözme çabası olarak ele almanın aslında toplumu anlayamamayı ve açıklayamamaya sebep olacağını belirtir. Doğasında çelişki olan sosyolojinin çalışma nesnesinin, daha iyi açıklamak adına çelişkileri gidermek gibi bir mantıksal çözüm ile tam olarak anlaşılamayacağını düşünmüştür. 

Adorno’nun Popper’da eksik bulduğu bir nokta da onun eleştiriye yaptığı vurgudur. Adorno da eleştirinin ilerlemeyi sağlayacak tek unsur olduğu konusunda hemfikirdir (Adorno, 1977, 114). Ancak Adorno, söz konusu eleştiri düşüncesinin sadece bilim adamının önermesi üzerine odaklanan bir eleştiri olarak kalmasının onu işlevsizleştireceğini düşünür. Adorno’ya göre eleştiri sadece araştırmacının kendisiyle ve araştırmasıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini, toplumsal çelişkileri ortaya çıkaracak bir biçimde genişletilmesi gerektiği kanaatindedir. Bu görüşe göre, toplumsal düzenin çelişkili doğası onun bilgisine ulaşmamızı engellemez. Hatta toplumsal düzenin doğasındaki çelişkilerin varlığının kabulü, bu çelişkilerin doğru bir biçimde ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır (Rutli, 2014, 141).

Adorno’nun Popper’ı eleştirdiği bir diğer bağlam nesnellik konusudur. Adorno, Popper’ın ifade ettiği gibi eleştirel gelenekle bilimsel nesnellik arasında bir zorunlu koşutluk olmadığını düşünmektedir. Eleştiri, bilimsel araştırmada önemli bir unsurdur. Fakat eleştiri geleneğini, problem çözme bağlamında bilimsel nesnelliğin temeline oturtmak ve böylece bilimsel doğruluğun sınamasının bir aracı haline getirmek bu sınanmaya uygun olmayan her önermeyi reddetme sonucunu doğurmaktadır. Oysa Adorno, bazı önermelerin sınanmasa da doğruluk değeri taşıdığını düşünmektedir. Popper eleştiriyi yalnızca içerik olarak değil biçimsel olarak da ele alır, yani onu sadece önermeler ve öncülleri arasındaki tutarsızlığı bulma araçsallığında kullanır, toplumsal gerçeklik üzerine yoğunlaşmaz ve bu eleştiri yöntemini bilimsel doğruluk iddiasının sınanmasında temel unsur olarak ortaya koyar. Popper, toplumsal gerçeklikten kopuk ve içeriği boşaltılmış yöntemi mutlaklaştırarak da Adorno’ya göre aslında pozitivistlerin düştüğü hataya düşmektedir (Rutli, 2014, 142).

Rutli (2014, 142-143)’ye göre, Adorno’nun Popper’ın bilimsel yaklaşımına yaptığı eleştirileri birkaç maddede toplamak mümkündür.

1. Popper, toplumsal çelişkilerin tutarlı önermeler yoluyla giderilebileceğini iddia ederek toplumsal gerçekliğin çelişkili yapısını görmezden gelmektedir.

2. Popper, pozitivistlerden farklı olarak eleştiri yönteminin önemini kavramış olsa da onu yalnızca önermeler arasındaki ilişkileri eleştirmek açısından yüzeysel ele alarak toplumsal eleştiriyi göz ardı etmiş ve onu işlevsizleştirmiştir.

3. Popper eleştiri yöntemini bilimsel nesnelliğin ve bilimsel sınamanın tek ölçütü olarak ele alarak bu yöntemin dışında kalan tüm önermeleri dogmatik bir tavırla tümden yok saymış ve kendi yöntemini kutsayarak pozitivistlerin yaptığı hataya düşmüştür.

Teo ve David Grünberg Polemiğe Dair Görüşleri

David Grünberg ve Teo Grünberg de Adorno ile Popper arasındaki temel anlaşmazlığın iki filozofun kavramlara farklı anlamlar atfetmelerinden teşekkül ettiğini ifade etmişlerdir. Öncelikle çelişki kavramından yola çıkarak ikili arasındaki tartışmayı ele alan Grünbergler, bu kavramın ikili tarafından farklı anlamlarda kullanıldığını iddia etmiştir. Bu çok anlamlılığın giderilmesi gerektiği kanaatini taşımaktadırlar. Bu açıdan biçimsel mantıktaki çelişkiyi ‘çelişme’ terimi ile ele alıp, diğer kullanımlar için ise ‘çelişki’ kelimesinin kullanılması gerektiğini belirtmişlerdir. Öncelikle Adorno’nun kavramı nesne aykırılığının bilgisi için kullandığını yani toplumda var olan gerçek çelişki olduğunu belirtmişler, daha sonrasında ise Popper’ın bu çelişki kavramını mantıksal bir çelişme olarak ele alarak, eleştiri süreci sonucunda çelişmeden arındırılmış kuram olarak kullandığını belirtmişlerdir. Ayrıca Grünbergler; Adorno’nun toplumda aykırılıklar, uyumsuzluklar ve çatışkıların olduğuna dair tezini şüphesiz kabul etmek gerektiğini ancak bir bilim alanı olan sosyolojinin toplumu açıklamak ve betimlemek için ortaya koyduğu önermelerin çelişme içermesi gerektiği anlamının çıkmayacağını ifade etmişlerdir (Grünberg D. ve Grünberg T., 2003, 137).

İki bilim insanı da ‘eleştiri’ kavramının önemini biliyor, takdir ediyor ve görüntüde eleştiri üzerinden ayrışmıyorlar gibi gözüküyor. Ancak Grünberglere göre Adorno’yu, Popper’dan ayıran bir başka unsur da eleştiri anlayışıdır. Adorno kuramsal bir eleştirel yaklaşımdan çok, sosyolojinin nesnesi olan toplum üzerinden bir eleştiri beklemektedir. Ancak bu etkinlik pratiğe dayandığı için Adorno’nun varsaydığı sosyolojik kuram ile uygulamanın birbirinden tam olarak ayrılamadığı görülmektedir. Onun öncelikle istediği eleştiri ile toplumsal çelişkilerin ortaya çıkarılmasıdır (Grünberg D. ve Grünberg T.,2003, 138-139). Popper’da eleştiri kavramına yaklaşım Adorno’dan farklı olarak bilimsel nesnellik ölçütüdür. İkili, çelişki ve çelişim ayrımında gördüğümüz gibi eleştiride de farklılaşıyor. Popper toplumsal olan nesnenin kendisine değil, toplumsal kurama yöneliyor ve bilimsel kuramın test edilmesi ve nesnelliğinin açığa çıkarılması noktasından hareketle eleştiriyi savunuyor.

Grünberglerin makalesi üzerinden ele alınması gerektiğini düşündüğüm son konu Popper ile Adorno arasındaki pozitivizme yüklenen anlamların ayrılığıdır. Popper pozitivizme dar anlamda saptırılmış doğalcılık olarak yaklaşırken, Adorno vd. Frankfurt Okulu düşünürleri pozitivizmi; Kantçılık dâhil geniş anlamda, gerçeklik alanlarına dışardan uygulanabilen, uygulandığı nesneye içkinliği olmayan, genel geçer bilimsel metot ve biçimsel mantık olarak görüyor (Grünberg D. ve Grünberg T.,2003, 139). Tam da bu sebeple, Grünberglere göre, Adorno’nun pozitivizm kavramını bu şekilde ele alması, pozitivizmi kendisi gibi geniş anlamda ele almayan Popper’ı eleştirmesinin altındaki gerekçedir.

Kısaca özetleyecek olursak Grünbergler ikili arasındaki polemiğin öncelikle çelişki kavramına yüklenen farklı anlamlardan kaynaklandığını düşünmektedir. Üst kısımda da belirttiğimiz gibi Popper’ın çelişki ya da Grünberglerin ayrıştırdığı şekliyle çelişimi mantıksal önermeler ve onların birbirleriyle olan çelişik durumunu ifade etmek için kullanılmaktadır. Ancak Adorno çelişki kavramından toplum içerisinde yaşanan çelişkiyi de anlamaktadır ve ona göre bu çelişkiler ortaya çıkarılmalıdır. Bu bağlamda Adorno’nun çelişki kavramı kuramın metoduna yönelik değildir.

Bunun yanında Grünberglere göre eleştiri kavramı da ikilinin birbirinden ayrıldığı noktalardan birisi olmuştur. Popper, eleştiriyi basitçe bilimsel nesnelliği sağlamak için olmazsa olmaz gördüğü yanlışlamacı yaklaşımı mümkün kılacak bir araç olarak görürken, Adorno eleştiri kavramına bakış açısı Frankfurt Okulu ve çevresinin de çoğunlukla kabul ettiği gibi toplumsal çelişkileri ortaya çıkarmaya yarayan aktif bir muhalefet aracıdır.

Sonuç Olarak

Popper konuşmasının genel hattı sosyal bilimsel araştırmanın mantıksal dizgelerinin tutarlı olması gerektiği ve çelişmemesi gerektiğine yöneliktir. Ayrıca Popper’a göre bilimsel etkinliği başlatan şey problemlere yol açan gözlemdir. Eleştiri de bu bilimsel çalışmanın değerden bağımsız olmasını sağlayacak unsur olacaktır.

Ancak Adorno, toplumun doğası gereği çelişkili bir yapı olduğunu ifade etmiştir. Bu bakımdan toplum içerisinde bilimsel yöntem veya mantıkla çelişen şeylerin de bilimsel metoda uygun değil diyerek geri plana itilmesi mümkün değildir. Adorno, Popper’ın ortaya koymuş olduğu tezlerin sorununun varsayımlara dayanıyor olması olduğunu düşünmüş ve kendisinin pozitivist gelenek içerisinde kalmakta olduğu eleştirisini getirmiştir.  

Popper’ın, pozitivist geleneğin yöntemlerinin sosyal bilimlere transfer edilmesine yönelik eleştirisi, kendi içinde bir yasa arayışına dönüşme tuzağını içeriyor. Adorno, Popper’ın eleştirel yöntemini onaylamaktadır. Ancak sosyal bilimler ile doğa bilimlerinin aynı yöntem (yanlışlanabilirlik) temeline dayandırılmasını eleştirmektedir. Çünkü bilim adına olgusal nesnellik, sosyal bilimler için her zaman mümkün olmayabilir. Bu yüzden genelde sosyal bilimler, özelde sosyoloji, problemler ortaya koyup önerilen çözümleri eleştirmekle yetinemez, ayrıca araştırmanın nesnesi olan toplumda var olan çelişkileri tespit etmeli ve eleştirmelidir (Temiz, 2017, 659). Popper, bilimsellik ve nesnelliğin ölçütü olarak yanlışlamacılık ilkesini önerirken aslında neyin bilimsel olarak kabul edilip edilmeyeceğine dair bir çerçeve oluşturmak istemektedir. Yanlışlama ilkesi, özellikle tümevarımcı bilim anlayışını eleştirmek için kullanılır (Büyükçelikok, 2019, 99).

Popper’a göre, bilim insanları, bağlı oldukları kuramı doğrulama çabasıyla hareket ettikleri müddetçe kolayca doğrulama bulabilirler. Ancak kuramı yanlışlamaya, çalışırlarsa bağlı oldukları kuramın başarılı olup olmadığı görülecektir. Bilim, sürekli kuramları test eden bir bulmaca çözme etkinliğidir. Dogmatik tavır karşısında bilimi güvenilir kılacak olan, bu eleştirellik özelliğidir; bilimsel bilginin güvenilirliği ancak eleştirellikle sağlanabilir. Ayrıca kuramların sınanması için uygun yöntem neo-pozitivistlerin savunduğu tümevarım değil, tümdengelimdir. Popper’a göre bilimsel araştırmada eleştirellik, ancak tümdengelim yöntemiyle sağlanabilir (Çelik, 2018, 1614).

Adorno’nun eleştirisi, toplum bilimsel nesnelerin doğa bilimlerinin nesneleriyle arasındaki farka ilişkindir. Toplum bilimlerinin ana nesnesi olan toplum, gerçek çelişkiler ve çatışmalar içermektedir, bu sebeple doğa bilimlerindeki kadar tutarlı önerme dizgeleriyle ifade edilememektedir (Grünberg ve Grünberg 137’den aktaran ve yorumlayan Çelik, 2018, 1616).

Adorno’nun soruşturması, bilgi ortaya koyan etkinliklerde sınanamayacak konuların nasıl değerlendirileceğine dairdir. Zira Adorno’ya göre kimi düşünceler doğa bilimlerinin nesneleri kadar sınamaya elverişli değildir. Sınamanın doğa bilimlerindeki gibi kolay olmadığı alanlarda bilimin güvenilirliği ortadan kalkacak ve o bilgi alanı zayıf bir alan olarak mı değerlendirilecektir? Adorno’ya göre sınamaya pek de elverişli olmayan bilgi alanlarında ortaya konan önermeler de bir doğruluk değeri taşıyabilirler (Çelik, 2018, 1615-1616).

Bu bağlamda Adorno, Popper’a toplumsal yaşantının açıklanmasında tutarlı önermeler kullanılması gerektiğine ilişkin iddiası yüzünden değil bu önermelerin çözüm önerisi olarak sunulduğu iddiasına, dolayısıyla da doğası gereği çözülemez olan toplumsal çelişkilerin çözülebileceğine dair varsayımı yüzünden itiraz etmektedir. Bu noktada da sorun sadece Grünberglerin söylediği gibi bir kavram kargaşasından değil, toplumsal gerçekliğe ilişkin oluşturulan bilinçteki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Popper’ın bu çelişkilerin çözülebilir olduğuna dair bir varsayımı, mevcut durumun bu şartlarda daha iyiye doğru giden bir süreç içerisinde olduğu yanılgısını doğuracak ve toplumsal dinamiklerin üstünün örtülmesine hizmet edecektir. Bu da mevcut düzeni korumayı ve pekiştirmeyi hedefleyen pozitivist dünya görüşünün temel özelliklerinden birisidir (Rutli, 2014, 155-156).

 

 

 

Kaynakça

[1] The Positivist Dispute in German Sociology. 1977. Ed. D. Frisby. London: Heinemann Pub.

 

Adorno, Theodore. 1977. On The Logic Of The Social Sciences. The Positivist Dispute in German Sociology içinde. ed. D. Frisby. London: Heinemann Pub.

Büyükçelikok, Türkan Öykü. 2019. Doğa Bilimleri ve Pozitivizm Işığında Sosyal ve Beşeri Bilimlere Dijital Veri Etkisi. ISophos: Uluslararası Bilişim, Teknoloji ve Felsefe Dergisi. c.2: 89-109. ISSN: 2651-463X.

Çelik, Ezgi Ece. 2018. Bir Dis/Ütopya Olarak Pozitivizm Karşısında Farklı Bilimsel Yaklaşımlar. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi. c. 58 s. 2: 1609-1627. DOI: 10.33171/dtcfjournal.2018.58.2.21.

Grünberg, D. ve Grünberg T. 2003. Toplum Bilimleri Yönteminde Pozitivizm – Adorno Popper Tartışması. Cogito: Adorno: Kitle, Melankoli, Felsefe. s:36:124-139.

Heller, Agnes. 1978. The Positivism Dispute as a Turning Point in German Post-War Theory. New German Critique. Visconsin: Autumn c.15.

Popper, Karl. 1977. The Logic of The Social Sciences. The Positivist Dispute in German Sociology içinde. ed. D. Frisby. London: Heinemann Pub.

Rutli, Evren Erman. 2014. Sosyal Bilimlerde Pozitivizm Tartışması: Adorno ve Popper. Temaşa Erciyes Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisi. c. 1 s. 1: 134-160.

Temiz, Semir. 2017. Sosyal Bilimlerde Yöntem Problemi: R. Karl Popper Örneği. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi. c. 10 s. 54: 653 – 659.  ISSN: 1307-9581 http:// dx.doi.org/ 10.17719/jisr.20175434630.

Nitelikli, bilgi içeriği yüksek, akademik ya da yorum içeren kapsamlı yazılar… Bu başlık altında kıymetli yazarların ve akademisyenlerin özel, kısa ya da uzun, alana özgü metinlerini bir arada bulabileceksiniz. Fihrist olarak idealist bir bakış açısıyla nitelikli metinler ortaya koyma arzusundayız. Dolayısıyla, bu başlık, sizler için geniş bir arşiv oluşturma niyetinin ürünü. Yararlanmanız dileğiyle…

Bülten'e Üye Ol

Fihrist Kitap Çalışmalarından Haberdar Ol