Jack London

Jack London (1876–1916), edebiyatı romantik macera anlatısından çıkarıp hayatta kalma, sınıf mücadelesi ve varoluşsal çatışmanın sert bir alanına taşıyan yazardır. Doğayı yücelten bir arka plan değil, insanı sınayan kayıtsız bir güç olarak ele almış; Vahşetin Çağrısı ve Beyaz Diş’te uygarlık ile içgüdü arasındaki gerilimi çıplak bir gerçekçilikle işlemiştir. Sosyalizm, bireycilik ve kader fikrini aynı bünyede […]
Ivana Brlić-Mažuranić

Ivana Brlić-Mažuranić (1874–1938), Slav mitolojisini çocuk edebiyatının masumiyetiyle değil, etik ve kültürel derinliğiyle yeniden kuran Hırvat yazar ve şairdir. Hırvat Masalları’nda halk anlatılarını pedagojik bir çerçevenin ötesine taşıyarak kolektif hafızanın estetik bir ifadesine dönüştürür. Onu kalıcı kılan, çocuklara yazarken bile edebiyatın ciddiyetinden ve ahlaki sorumluluğundan ödün vermemesidir.
Ivan Mažuranić

Ivan Mažuranić (1814–1890), Hırvat edebiyatı ve siyasal tarihinde hem kalemiyle hem de devlet adamlığıyla belirleyici bir yere sahip olan şair, hukukçu ve reformcudur. En çok romantik-epik başyapıtı Smrt Smail-age Čengića (Smail Ağa’nın Ölümü) ile tanınan Mažuranić, bu eserde despotizm, adalet ve özgürlük temalarını güçlü bir ahlaki çerçeve içinde işlemiştir. Edebiyatta ulusal bilinçle evrensel etik değerleri […]
Isaac Newton

Isaac Newton (1643–1727), modern bilimin temellerini atan en etkili düşünürlerden biri olarak kabul edilen İngiliz matematikçi, fizikçi ve doğa filozofudur. Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica adlı eserinde ortaya koyduğu hareket yasaları ve evrensel kütleçekim kuramı, doğanın matematiksel yasalarla açıklanabileceğini kesin biçimde ortaya koymuş ve yüzyıllar boyunca bilimsel düşünceyi belirlemiştir. Newton, aynı zamanda diferansiyel ve integral hesabın […]
Herbert Spencer

Herbert Spencer (1820–1903), 19. yüzyılın en etkili ama bugün en çok tartışılan İngiliz düşünürlerinden biri olarak, evrim fikrini biyolojinin ötesine taşıyarak toplum, ahlak ve siyaset alanlarına uygulamıştır. Darwin’den bağımsız biçimde geliştirdiği evrim anlayışıyla “en uygunun hayatta kalması” ifadesini ortaya atmış; toplumu kendiliğinden işleyen bir organizma olarak gören yaklaşımıyla devlet müdahalesine karşı güçlü bir liberal savunma […]
Henryk Sienkiewicz

Henryk Sienkiewicz (1846–1916), edebiyatı ulusal hafızanın ve ahlaki direncin taşıyıcısı hâline getiren Polonyalı romancıdır. Tarihsel romanlarında (Quo Vadis, Üçleme) geçmişi romantize etmekten çok, kimliğini yitirme tehlikesi altındaki bir toplum için etik bir omurga kurar; inanç, onur ve fedakârlığı bireysel kaderlerle sınar. Nobel’le taçlanan başarısının ardında, estetikten ödün vermeden kolektif bilinci diri tutma iddiası yatar: Sienkiewicz, […]
Henry George

Henry George (1839–1897), 19. yüzyılın en etkili iktisatçı ve toplumsal düşünürlerinden biri olarak, kapitalizm eleştirisini mülkiyet kavramının temeline yerleştiren özgün bir figürdür. Progress and Poverty (İlerleme ve Yoksulluk) adlı eseriyle ekonomik büyümenin neden yoksulluğu ortadan kaldırmadığı sorusunu sorarak, sorunun kaynağını toprak rantının özel mülkiyetinde görmüştür. George’un savunduğu “tek vergi” (single tax) yaklaşımı, emeği ve üretimi […]
Henry Ford

Henry Ford (1863–1947), modern sanayi toplumunun ritmini belirleyen üretim devriminin mimarlarından biridir. Hareketli montaj hattını seri üretimin merkezine yerleştirerek otomobili bir lüks olmaktan çıkarıp kitlelerin erişebileceği bir meta hâline getirmiş, kapitalizmin hız, standartlaşma ve verimlilik üzerine kurulu yeni yüzünü şekillendirmiştir. Yüksek ücret politikasıyla işçiyi aynı zamanda tüketiciye dönüştüren Ford, üretimle toplumsal düzen arasındaki bağı yeniden […]
Guenther Steiner

Guenther Steiner (d. 1965), Formula 1’i romantik bir mühendislik masalından çok, sert kararlar ve çıplak gerçeklikler alanı olarak gösteren yöneticilerden biridir. Haas F1 Team’in uzun süreli takım patronu olarak sınırlı bütçeyle rekabet etmenin bedelini açık sözlülükle ve zaman zaman acımasız bir dürüstlükle ortaya koymuş; teknik mükemmeliyetten çok organizasyonel disiplinin ve insan yönetiminin belirleyici olduğunu vurgulamıştır. […]
Giuseppe Verdi

Giuseppe Verdi (1813–1901), operayı sarayların estetik zevki olmaktan çıkarıp halkın duygusal ve siyasal bilincine seslenen güçlü bir dramatik dile dönüştüren bestecidir. Müzik ile sahne aksiyonunu sıkı bir dramatik bütünlük içinde ele alarak karakterlerin iç çatışmalarını doğrudan sesin kendisine yüklemiş; Rigoletto, La Traviata ve Aida gibi eserlerle bireysel trajediyi kolektif kaderle buluşturmuştur. İtalyan ulusal birliğinin simgesel […]