
Nitelikli, bilgi içeriği yüksek, akademik ya da yorum içeren kapsamlı yazılar… Bu başlık altında kıymetli yazarların ve akademisyenlerin özel, kısa ya da uzun, alana özgü metinlerini bir arada bulabileceksiniz. Fihrist olarak idealist bir bakış açısıyla nitelikli metinler ortaya koyma arzusundayız. Dolayısıyla, bu başlık, sizler için geniş bir arşiv oluşturma niyetinin ürünü. Yararlanmanız dileğiyle…

“Faili meçhul cinayetler” tabiri kulağa ne kadar da eğreti geliyor… Tüm faili meçhul olarak isimlendirilen cinayetlerin arkasında, ülkenin yönetiminde ya da yakınında bizzat yer alan kişiler olduğu söylenemediği için “faili meçhul” şeklinde tabir ediliyor. Bu cinayetlere kurban giden kişilerin her birinin yaşadığı dönemin olumsuzluklarına yönelik eleştiri yapan ve gerçekleri su yüzüne çıkartmak adına emek verenlerden oluşması da bir tesadüf değil elbette. Egemen güce yönelik haklı davalarını zorbalıkla değil, fikirleriyle sürdüren pek çok insanın zorbaca katledilmesi kesinlikle kabul edilemez ancak ne yazık ki Türkiye’nin yakın tarihine baktığımızda bu korkunç olayların örneklerini, uzun bir liste hâlinde görmekteyiz.
Hemen hemen her gün bir aydının katledilişinin yıldönümü olduğu için günlerimiz hiçbir zaman tam anlamıyla mükemmel geçmiyor. 11 Temmuz için konuşacak olursak değerli bir sanat tarihçi, şair- yazar, akademisyen olan Bedrettin Cömert’i anımsarız.
Bedrettin Cömert Kimdir?

Bedrettin Cömert, 1972 yılında Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde akademisyenlik yapmaya başlamıştı. Burada çok değerli çalışmalar gerçekleştiren Cömert, 1977 yılında, Gombrich’in “Sanatın Öyküsü” adlı kitabı ile çeviri ödülü aldı ve sanat tarihçiler için çok önemli bir kitap olan “Mitoloji ve İkonografi” adlı kitabını yayınladı. Giotto ve San Francesco Geleneği üzerine tez hazırlayarak sanat tarihi eğitiminde yeni estetik bakış açıları kazanımı adına farkındalık yaratmış oldu. Bununla birlikte bir şair olan Bedrettin Cömert’in ölümünün ardından 1979 yılında, “Kalmasın Ellerim Sizlerden Uzak” adlı şiir kitabı yayımlandı.
Sanat tarihi alanında yayımlanan kitaplar içinde, Türkiye özelinde konuşmak gerekirse, o dönemde bizleri şaşırtacak, yaratıcı bir eser daha önce ortaya konulmamıştı. Bedrettin Hoca, “Estetik” adlı eserinde; sanat eserine farklı bakış açılarıyla bakmayı, yani bakmak ile görmek arasındaki farkı ortaya koymuştu. Sanat felsefesi açısından çok önemli bir eser olan “Estetik”, Antik Çağ’dan süregelen sanat tartışmalarını konu almaktadır. Sanat tarihi alanında felsefi bakış açılarının vurgulanması, Türkiye’de sanat eğitiminin kalitesini artıran çok önemli bir husustur. Bedrettin Hoca, eserleri ve yaşama bakış açısıyla kalıpları kıran, sıra dışı bir eğitimciydi.
Aynı okulun aynı bölümünde 2011-2015 arası eğitim görmüş biri olarak, Bedrettin Cömert’in Türkiye’de sanat tarihinin gelişimi konusunda çok büyük bir rol oynadığını yakından gördüğümü ve eserlerinin, sanat kitapları alanında büyük bir boşluğu doldurduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Darbeye Giden Yolda Cinayetler Var!
12 Eylül Darbesi’nden hemen önce dönemin kargaşası içerisinde yaşanan haksızlıklar sonucu pek çok değerli insan gibi Bedrettin Cömert de yaşamdan kopartıldı. Bu cinayetlerin her biri darbeye ivme kazandırırken, ülkenin aydınları bir bir yok edildiği için entelektüel ve bilimsel anlamda da bir o kadar yavaşlama oldu.
Darbe öncesi cinayetler, ülkede aydınlık yüzlerin can güvenliğinin kalmadığının en büyük göstergesiyken bir yandan da gözdağı verme şekliydi. 1970’lerin sonlarına doğru siyasi kutuplaşma en keskin çizgilerine ulaşmış ve artık silahlanmaya varan sert bir mücadele başlamıştı.
O dönem; Ordu Komutanlığı’na Kenan Evren getirilmişti. Sonrasında İstanbul Üniversitesi öğrencilerine yönelik bombalı saldırı yapıldı, 7 kişi hayatını kaybetti ve pek çok kişi yaralandı. Akabinde Türk parası hızla değer kaybediyordu. Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz’ün cinayeti işlendi. Ardından Server Tanilli’ye suikast yapıldı.
İşte bütün bu olaylar; darbeye giden yoldaki kanlı ayak izleriydi.
Bedrettin Cömert Neden Öldürüldü?
Fikirleri nedeniyle 1977 yılında Diyarbakır’da işkence görmüş olan Bedrettin Cömert, bu siyasi kutuplaşma döneminde her gün yeni bir “faili meçhul” cinayetin işlenmesinden rahatsız olanlar arasında yer alıyordu.
Hacettepe Üniversitesi’nde faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacı için çalışacak olan bir yapılanma kurulmuştu. Bedrettin Cömert, bu yeni kurulan yapılanmanın başında yer almayı kabul etti. Her gün yaşanan bu cinayetlerin ardındaki esas gücün ve azmettirici kişi ya da kurumların ortaya çıkması bir takım çevrelerde panik yaratmıştı ki düzenli olarak her gün tehdit notları alıyordu. 11 Temmuz 1978 tarihinde Bedrettin Cömert, okula gitmek üzere evinden çıkıp aracına bindikten birkaç saniye sonra arkasındaki araçtan çapraz ateş açıldı. Bedrettin Cömert, olay yerinde ölü bulundu.
Bedrettin Cömert cinayeti sonucunda yapılan araştırmalarda, Cömert’in ölüm emrini veren kişinin dönemin ülkücü hareketini yöneten Muhsin Yazıcıoğlu olduğu ortaya çıkmıştı, ancak bu iddianın vehim olduğu kanaatine varıldı. Bu terimi açıklamak gerekirse; iddianın sadece bir tahmin, kuruntu ya da zannetme olarak kalmasına karar verildi. Sonuç olarak cinayetin faili bilinse bile “faili meçhul”(?) olarak olay kapatıldı.
Dönemin diğer faili meçhul olarak isimlendirilen cinayetleri gibi Bedrettin Cömert cinayeti de aydınlatılamayan değil aydınlatılmayan bir cinayet olarak kalmıştır. Bu cinayetlerin her biri, hem geçmişe hem de geleceğe yapılmış olan çok büyük bir haksızlıktır. Yaşamdan koparılan aydınlar, dönemin bilincini ve zihniyetini geliştirmekteyken, tüm çalışmaları sekteye uğramıştır. Bu geçmişe yapılmış bir haksızlıkken, üstatların ışığından mahrum bırakılmış bir gelecek vardır. Kanlı geçmişin bedelini ödeyen bir gelecek… Bu sebeple, geçmiş de gelecek de aydın cinayetlerinin ve katliamların faillerini ve onları koruyanları hiçbir zaman affetmeyecektir.
Nitelikli, bilgi içeriği yüksek, akademik ya da yorum içeren kapsamlı yazılar… Bu başlık altında kıymetli yazarların ve akademisyenlerin özel, kısa ya da uzun, alana özgü metinlerini bir arada bulabileceksiniz. Fihrist olarak idealist bir bakış açısıyla nitelikli metinler ortaya koyma arzusundayız. Dolayısıyla, bu başlık, sizler için geniş bir arşiv oluşturma niyetinin ürünü. Yararlanmanız dileğiyle…