Tōson Şimazaki (25 Mart 1872 – 22 Ağustos 1943), Meiji, Taisho ve erken Showa dönemlerinde etkinlik gösteren Japon yazar Haruki Şimazaki’nin mahlasıydı. Yazarlık kariyerine romantik bir şair olarak başlamış ancak daha sonrasında Japon natüralizminin başlıca savunucularından birisi olmuştur.

Buyruğu Çiğnemek, Haru ve Yeni Hayat adlı romanları çok ses getirmiş ve hem doğuda hem de batıda oldukça tartışma yaratmıştır.

Toson Şimazaki Yaşamı ve Eserleri

Tōson Şimazaki (25 Mart 1872 – 22 Ağustos 1943), Meiji, Taisho ve erken Showa dönemlerinde etkinlik gösteren Japon yazar Haruki Şimazaki’nin mahlasıydı. Yazarlık kariyerine romantik bir şair olarak başlamış ancak daha sonrasında Japon natüralizminin başlıca savunucularından birisi olmuştur.

Şimazaki, Nagano Eyaleti’nin Magome-juki kasabasında doğmuştur. 1881 yılında, eğitim alması için babası tarafından Tokyo’ya gönderilmiştir. Tuhaf davranışlar sergileyen ve halüsinasyonlar görmeye başlayan babası, ailesinin inşa ettiği bir hücreye atılmış ve Şimazaki daha on dört yaşındayken hayata veda etmiştir. Şimazaki’nin ablası Sono Takase de son yıllarında psikolojik sıkıntılar çekmiştir.

Şimazaki, 1888 yılında Hıristiyan Meiji Gakuin Üniversitesi’nde okurken vaftiz edilmiştir. Burada deneme yazarı ve çevirmen olan Baba Kocho ve Shukotsu Togawa ile arkadaşlık kurmuştur. Üniversite müdürü Yoshiharu Iwamoto tarafından basımı yasaklanana değin yazarlıkta ilk adımlarını atarak katkı sağladığı Sumire-gasa adlı bir edebiyat dergisine yazılar yazmıştır. 1891 senesinde Meiji Gakuin Üniversitesi’nden mezun olmasının ardından, Iwamato’nun Jogaku Zasshi dergisine çeviriler yaparak biraz para kazanmıştır. Bir sonraki yıl Hıristiyan Meiji Kadınlar Okulu’nda (Meiji Jogakko) İngilizce öğretmenliği yapmaya başlamış ancak birkaç ay sonra kısmen öğretmenlik konusundaki deneyimsizliği, kısmen de öğrencilerinden birine beslemeye başladığı duygular yüzünden buradan ayrılmıştır. Tam bu zamanlarda Ichibancho kilisesinden ismini sildirmiştir. Bungakukai adındaki, bir grup yazar tarafından kurulan bir edebiyat dergisine katılmış ve elyazmalarıyla buraya katkıda bulunmuştur. Şimazaki’nin akıl hocası olarak gördüğü Bungakukai dergisinin editörlerinden yazar Tokoku Kitamura, 1894 yılında kendi canına kıymıştır. Bu acı kaybı asla tamamen atlatamayan Şimazaki, Kitamura’nın ölümünden sonra onun iki kitabının editörlüğünü yapmıştır.

Şimazaki, 1896 yılında Tohoku Gakuin Üniversitesi’nde öğretmenlik yapmak için Japonya’nın kuzeyindeki Sendai’ye taşınmıştır. İlk şiir derlemesi olan Wakana-shu (Körpe Bitkilerin Toplanışı), o Sendai’deyken 1897 senesinde yayımlanmıştır. Bu kitabın başarısı, onun başarılı kariyerinin başlangıcı olmuş ve Meiji Romantik hareketinin başlıca kurucularından biri olarak görülmüştür. Başka şiir derlemeleri daha yayımlamış ancak yeni yüzyılın başlamasıyla kalemini nesir kurgular için oynatmaya karar vermiştir.

Şimazaki’nin kendi imkânlarıyla yayıma hazırladığı ilk romanı Buyruğu Çiğnemek, 1906 yılında basılmış ve herkesçe Japon edebiyatındaki ilk natüralist roman olarak kabul görmüştür. Roman, babasına verdiği bir parya olduğu sırrını koruyacağına dair sözünü tutmak ile yakın çevresine bunu açıklamak arasında harap olmuş genç bir öğretmeni konu alır. Şimazaki bu romanını yazarken üç çocuğunu kaybetmiştir. Bu çocukların ölümü, Şimazaki’nin ailesini içine soktuğu maddi imkânsızlıklar sebebiyle çocukların yeterli beslenememesine atfedilmiş ve Şimazaki bu yüzden pek çokları tarafından sert bir dille eleştirilmiştir.

Adını Botiçelli’nin aynı adlı tablosundan alan ikinci romanı Haru (1908), 1893-1896 yılları arasındaki Romantik hareketin genç şairleri arasındaki hayatını anlatan bir roman dizisinin ilk kitabıydı. Aile (1910-1911), Koizumi’ler ve Haşimoto’lar adındaki iki taşralı ailenin 1898 ile 1910 yılları arasındaki ağır ağır çöküşünü anlatır. Kouizimi ailesinin en küçük oğlu Sankichi, yazarın ikinci kişiliğini temsil eder. Bu roman, Şimazaki’nin çağdaş Japon edebiyatındaki konumunu değiştirmiş ve pek çok eleştirmen tarafından onun şaheseri olarak kabul edilmiştir. 1910 yılının ağustos ayında, Şimazaki’nin ilk eşi yedi çocuğu arasından hayatta kalan dördüncüsü olan kızı Ryuko’nun doğumundan kısa bir süre sonra hayatını kaybetmiştir.

1913 yılında Şimazaki’nin yeğeni Komako (Şimazaki’nin ağabeyi Hirosuke’nin kızı), bu ikili arasındaki ilişkinin sonucunda hamile kalmış ve Şimazaki akrabalarıyla yüzleşmemek için kızı terk ederek Fransa’ya kaçmış, 1916 yılına değin de Japonya’ya geri dönmemiştir. Komako ile olan ilişkisini, Fransa’daki yıllarını ve sonunda geri dönüşünü anlatan romanı Shinsei (Yeni Hayat, 1818-1819), büyük bir skandal yaratmıştır. Şimazaki, kardeşleri Hirosuke ve Hideo tarafından reddedilmiş, okuyucularından ve Ryunosuke Akutagawa gibi yazarlardan gelen sert eleştirilerle karşı karşıya kalmıştır. Shinsei ise halen eleştirmenler tarafından çok farklı amaçlarla okunmaya devam ediyor. Kimi onu bir sanat eseri olarak, kimi yazarın kendi kendine meydana getiremeyeceği bir kopuşu teşvik etmek üzere ortalıkta dolaşan söylentileri önlemek için yapılan bir itiraf olarak görüyor. Komako, romanı okuduktan sonra Şimazaki ile evlenmeye ailesini ikna etmeye çalıştı fakat işler beklediği gibi gitmedi ve bu ikilinin iletişime geçmesi katiyetle yasaklandı.

Shinsei’nin basımından sonra aile fertleri arasında artan yabancılaşma, Şimazaki’nin kız kardeşi Sono’nun ölümünden bile haberinin olmamasına sebep oldu. Şimazaki, kız kardeşi Sono’nun tıbbi kurumlarda geçirdiği son yıllarını Bir Kadının Hayatı adlı romanında dramatik bir dille anlattı. 1926 yılında yayımladığı Arashi adlı romanında ise, Shinsei skandalından sonra kendisinin ve dört çocuğunun yaşadıklarını öykü edinmişti.

Şimazaki, 1928 yılında kendisine yayın hayatı çok da uzun sürmeyen feminist görüşlü bir dergi olan Shojochi adlı dergide eşlik eden ve kendisinden en az yirmi yaş daha küçük olan Shizuko Kato ile evlendi. 1929-1935 yılları arasında Atsunate Hirata’nın Kokagu okulundaki taşralı bir aktivistin bakış açısından Meiji Restorasyonu’nu anlatan tarihsel bir roman olan Şafaktan Önce adlı eserini yayımladı. Bu romanın ana karakteri Aoyama Hanzo, Şimazaki’nin babası Masaki’nin biraz törpülenmiş bir temsiliydi. Aile adlı romanı gibi, Şafaktan Önce isimli eseri de eleştirmenler tarafından Şimazaki’nin sıradışı ürünlerinden biri olarak kabul edilir.

Şimazaki, 1935 yılında Uluslararası PEN’in yeni kurulan Japonya şubesinin başkanı oldu. 1936 yılında ise Uluslararası PEN buluşmasında Japonya’yı temsil etmek üzere Buenos Aires’e gitti. Altı ay süren bu yolculuğun devamında, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerini de ziyaret etti. Şimazaki aldığı notlarda hem batıya hem de dünyanın kalanına karşı kendi ülkesinde yaygın bir inanış olan üstünlük fikriyle memleketinin saldırgan milliyetçilik politikasının arkasında yatan tehlikeyi şöyle yorumlamıştı: “Milletimizin gelişen gücünü hafife almak kadar tehlikeli bir şey yok, ancak bu gelişen gücümüzü abartmak da bir o kadar tehlikeli gözüküyor.” Sonraki sene, İmparatorluk Sanat Akademisi’ne katılma davetini şahsi sebeplerle geri çevirdi.

1943 senesinde, Şafaktan Önce romanının devamı olan ve ismini Pierre Puvis de Chavannes’in bir çiziminden alan Doğuya Açılan Kapı adlı eserini tefrika etmeye başladı. Şimazaki, 21 Ağustos’u 22’ye bağlayan gece, yetmiş bir yaşında felç geçirerek öldüğü için bu eserin yalnızca iki bölümü tamamlanabilmiş ve ikinci bölümü de ölümünün ardından yayımlanmıştır. Mezarı, Kanagawa Eyaleti’nin Oiso’daki Budist tapınağı Jukufuji’dedir. 1949 yılında memleketi Mahome-juku’da anısına Toson Anıt Müzesi inşa edilmiştir.

Bülten'e Üye Ol

Fihrist Kitap Çalışmalarından Haberdar Ol