Samipaşazade Sezai tarafından 1899 yılında tefrika edilen Sergüzeşt, Tanzimat döneminin ilk romanlarından biridir. Türk edebiyatının da ilk realist romanlarından biri olan Sergüzeşt, bir esareti anlatmakta ve bu yönüyle de yine bir ilk olmaktadır. Kelime anlamı baştan geçen hal olan Sergüzeşt bir macera romanı olarak da tanımlanabilir.

Sergüzeşt, bir paşa ile cariyenin aşkını ele almaktadır. Bu aşk, dönemin toplumu tarafından uygun görülmez. Zaten roman da buna bir eleştiri getirmektedir. Tanzimat dönemindeki kölelik anlayışına realist bir ayna tutmaktadır. II.Abdülhamid döneminde yazılan eser, yazarının başına iş açmış ve göz hapsinde tutulmasına sebep olmuştur. Daha sonrasında bu göz hapsine dayanamayan Samipaşazade Sezai, Paris’e kaçmıştır.

Roman ömründe yüzü gülmemiş, devamlı olarak bir mal gibi satılan, kıymet görmeyen bir insanın etrafında şekillenmektedir. Samipaşazade Sezai, kölelik kavramı üzerinde durup ona bir eleştiri getirirken o insanın da duyguları olabileceğinin altını çizmektedir. Zengin-fakir çatışmasının tema olarak ağır bastığı Sergüzeşt romanında Asaf Paşa ve Zehra Hanım sınıfsal farklılıkların ve zenginliğin evlilikte önemli olduğunu diretirken Celal onların aksini düşünmektedir.


KİTAP ÖZETİ
Sergüzeşt’in ana karakteri Dilber’dir. Küçük yaşta esircilerin eline düşen Dilber oradan oraya savrulur. Esir verildiği bir evin hanımı onu doğduğundan pişman edecek kadar yorar. En ağır işleri ona yaptırır, sürekli aşağılar ve Dilber’i döver. Evin beyi Mustafa Efendi’nin Erzurum’a tayini çıkınca Dilber’i bir başkasına satar. Dilber’in sıkıntılı hayatı, Asaf Paşa’nın konağına gidene kadar devam edecektir.

Asaf Paşa’nın konağında Dilber ilk defa rahat eder. Aile görgülüdür ve birikimlidir. Ailenin oğlu Celal, Avrupa’da okumuş, iyi eğitimler almış bir gençtir. Resme ilgisi vardır. Dilber’in resmini çizer. Dilber ve Celal bir yakınlık kurmuş, ardından da birbirlerine aşık olmuştur. Bu aşk, Celal’in ailesi tarafından hoş karşılanmaz ve Celal’den gizli bir şekilde Dilber başka birine satılır. Celal bunu öğrenince yataklara düşer.

Dilber’i satın alan kişi Mısırlı, zengin bir adamdır. Dilber’i Mısır’a götürür. Amacı onu hareme kapatmaktır. Dilber bunu kabul etmediği için karanlık bir odaya hapsedilir. Haremağası ona acır ve yardım etmek ister. Birlikte kaçarlarken haremağası ölür, Dilber ise bilmediği bir yerde yapayalnız, çaresiz kalır. Çareyi intihar etmekte bulur.

Sergüzeşt romanı, dönemin toplumundaki kölelik anlayışını ve kölelerin sınıfsal durumunu ortaya koymaktadır. Köle denilen insanlar oradan oraya satılır, hiç kimse buna dur demez ve o insanların duyguları, düşünceleri önemsenmez. Samipaşazade Sezai bu temaları işleyerek zihinlerde keskin bir hatırlatma meydana getirmiştir. 

Bülten'e Üye Ol

Fihrist Kitap Çalışmalarından Haberdar Ol