
Robert Hugh Benson (1871-1914) İngiltereli bir yazar ve aynı zamanda Katolik bir rahiptir. Döneminin önemli kurgu yazarlarından biri olarak kabul edilir ve yazdığı bilim kurgu kitapları, çocuk hikâyeleri ve hayalet hikâyeleri ile tanınır. Benson, birçok kişi tarafından Anglikan mezhebini bırakıp Katolik mezhebine geçmesi ile tanınmıştır. Yazarlık kariyerinin yanı sıra, dini kariyeri de hayatında oldukça önemli bir yer tutar.
Elisa Kaya
Dünyanın Efendisi, Robert Hugh Benson’ın en çok dikkat çeken eseri olmakla birlikte aynı zamanda modern distopya/bilim kurgu eserlerinin ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. Yazar; bu eserinin ortaya çıkma serüveninde kendi hayatından, yaşadığı dönemdeki güncel durumdan ve yaklaşmakta olan 1. Dünya savaşının etkilerinden esinlenerek bir distopya kurmuş olsa da birçok yönünü özellikle Frederic William Rolfe’un VII. Hadrian adlı eserinden ilham alarak yazdığı düşünülüyor. Ayrıca, biyografi yazarı Cyril Charlie Martindale’a göre Benson’ın Dünyanın Efendisi’nde bahsettiği gelecek tanımı, özellikle H.G. Wells’in bilim kurgu romanlarındaki gelecek tanımına taban tabana zıttı. Wells; gelecekte dünyanın Ateizm, Marksizm, Dünya hükümeti ve Soy arıtımı gibi ideolojiler tarafından yönetileceğini ve bunların da bir ütopyaya evirileceğini savunuyor, o dönemde yaşayan birçok Hristiyan gibi Robert Hugh Benson da bu durumdan rahatsızlık duyuyordu.
Dolayısıyla Benson, Dünyanın Efendisi’nde oluşturduğu kurgu ile buna karşı olan düşüncelerini dile getirmiş oldu. Yirminci yüzyılın başında, 1907 yılında yazılan eser, yirmi birinci yüzyılın bir kurgusunu çiziyor. Hikâye, temelde Katolikliğin savaşı üzerine kurulmuş olsa da, eseri bir bilim kurgu haline getiren elementleri de yapısında barındırmakta. Benson’ın gelecekte kullanılacağını ön gördüğü raylı ulaşım sistemleri ve hem ulaşım hem de bir yıkım aracı olarak işlev gören “volor”lar buna iyi bir örnek olarak gösterilebilir. Bunlar haricinde, genel anlamda teknolojinin ilerlemiş olduğu bir dünyada geçtiği için de önemli bir bilim kurgu eseri olarak kabul ediliyor.
Dünyanın Efendisi’nin, üzerinde şekillendiği temel olay ise Katolikliğin, dünyanın geri kalanına karşı verdiği trajik savaştır. Benson’ın kurduğu distopyada artık Hristiyanlık ve semavi dinlerin esamesi okunmuyor, Tanrı’ya inanç duyulmuyor ve yeni İnsanlık Dini takip ediliyordur. İnsanlık ise aşkın Tanrı fikrini reddetmiş olsa da bir şeye inanma isteğinden hala vazgeçmemiştir; dolayısıyla kendisine bir öncü, bir nevi yeni bir Tanrı arayışındadır. İnsanlık bu Tanrı’yı bulsa da dünya birdenbire hayallerindeki gibi güzel bir yere dönüşmez çünkü Katolikler hala dünya üzerindedir ve direniyordur. Dünya’nın genelini temsil eden tarafta başkarakter ünlü politikacı Oliver Brand iken, Katolikliği temsil eden taraftaki başkarakter Papaz Percy Franklin’dir. Bir papaz olarak görev yapan ve sonrasında Papa olmaya kadar yükselen Percy Franklin’in, Katolikliği yaşatmak için verdiği savaş oldukça trajiktir. Bunun yanı sıra, Katolik bir rahip olan Benson’ın, bu eserini yalnızca kendisi gibi Katolik bir rahip olan Percy Franklin karakterinin üzerine değil, aynı zamanda Oliver Brand’ın da üzerine kurmuş olması, eseri merak uyandırıcı yapan detaylardan yalnızca biridir. Böylelikle Benson kitapta sadece kendi düşüncelerini Percy Franklin aracılığı ile yansıtmakla kalmamış, aynı zamanda okura kendi düşüncelerinin karşıtını da detaylı bir biçimde, Oliver Brand karakteri üzerinden açıklamıştır. Bu durum, okuyucunun madalyonun iki tarafını da görmesini, yirmi birinci yüzyılın portresini farklı seslerden duymasını sağlamıştır. Eserin diğer bir güzel yanı ise karakterlerin iç dünyasının oldukça detaylı ve gerçekçi bir şekilde betimlenmesidir. Böylelikle okur karakterler ile bağ kurup, hikâye boyunca bu bağı ilerletme ve kuvvetlendirme şansına, yani eseri daha iyi anlayıp eserden daha çok keyif alma şansına sahip olur. Tüm bunlarla birlikte, Benson’ın kendi düşünceleri, inancı ve hayat tarzı göz önüne alındığında, Percy Franklin karakterini kendiyle özdeşleştirmiş olması da oldukça muhtemeldir. Dolayısıyla Dünyanın Efendisi, Robert Hugh Benson’ın kendi düşüncelerine ve iç dünyasına açılan bir kapı olması açısından da oldukça önemli bir eserdir.
Benson’ın kendi önsözünde de bahsettiği gibi Dünyanın Efendisi oldukça duygusal bir hikâye olmasının yanı sıra aynı zamanda psikolojik ve felsefi çözümlemeler de barındırmaktadır. Kitabın üzerine kurulduğu din ve Tanrı kavramlarının insan ırkının varlığı boyunca dünya üzerinde var olmuş, konuşulmuş, sorgulanmış, hatta çoğu zaman gizemlerinin çözülememiş olması; bu eserde de okuru bütün bu soruların içerisine çekmektedir. Şüphesiz ki insanlık var olduğu sürece, bu kavramlar da var olmaya devam edecektir. Bu bağlamda Robert Hugh Benson, insanlığın ve dünyanın geldiği noktayı, insanların kendi arasındaki çatışmayı, dünyanın ahlaki durumunu, mükemmel dünya arayışını ve bütün bunların din ve Tanrı kavramları ile bağlantısını; yarattığı bu kurguda çok başarılı bir şekilde yansıtmıştır. Eser günümüz dünyasını birebir yansıtmasa bile; her okur, bu ince dokunmuş eserin içinde yaşadığımız dünya ile bağdaştırabileceği yönlerle karşılaşmaktadır. Kitapta geçen Sosyalizm, Hümanizm, Masonluk- Farmasonluk, Komünizm, Ateizm-Deizm ya da Hristiyanlık ve Katoliklik gibi kavramların günümüz modern dünyasında hala geçerliliğini koruyan kavramlar olması; eseri anlaşılmasını, hem tarihsel hem de çağdaş bir bakışla yorumlanmasını ve kimi noktalardan içinde bulunduğumuz dünya düzeni ile bağdaştırılmasını kolaylaştırır. Öte yandan Amerikan yazar Dale Ahlquist, İngiliz- Amerikan yazar Joseph Pearce, Papa XVI. Benedikt ve Papa Francis tarafından kehanet olarak yorumlanmış olan Dünyanın Efendisi, içerisinde barındırdığı pek çok politik ve dini elementi bir araya getirerek insanlığın ironisini de okura zekice aktarmaktadır.