Fantastik, bilimkurgu ve polisiye türlerinde uzmanlaşan Fransız yazar Maurice Renard, 1875’te Châlons-sur-Marne’de doğdu.1894 yılında bakalorya olarak anılan yetkinlik sınavını edebiyat ve felsefe alanlarında tamamladı. 1899’da Paris’e gidip hukuk okumaya başlasa da, kısa süre sonra okulu bırakarak kendini edebiyata adadı. 1903 yılında Stéphanie La Batie ile evlendi ve çiftin dört çocukları dünyaya geldi.

İlk çalışması olan “Hayaletler ve Kuklalar” başlıklı öykü antolojisini, Vincent Saint-Vincent müstear adıyla 1905 yılında yayımladı. H.G. Wells’e adadığı ve deli dâhi temasını işleyen 1908 tarihli “Doktor Lerne” adlı ilk romanını,  1909 yılında “Sabit Seyahat” izledi. 1912’de görücüye çıkan “Mavi Tehlike” romanı Louis Pergaud’nun da dikkatini çekti. 1911-1913 yılları arasında aylık olarak yayımlanan “La vie française” adlı şiir eleştiri dergisinin kuruculuğunu üstlenen yazar, 1913’te “Bay Outremort” ve diğer özgün öyküleriyle okurunun karşısına çıkmayı sürdürdü.

1914’ten 1919 başına kadar süvari subayı olarak Birinci Dünya Savaşı’na katıldı ve bu dönemde yazmaya giriştiği “Orlac’ın Elleri”, ilk kez 1920’de tefrika edilmeye başlandı. Ayrıca bu romanı birçok kez sinemaya da uyarlandı. 1935 yılından itibaren çeşitli günlük yayınlarda sayısız roman ve tefrika eser kaleme aldı ve aynı tarihlerde Société des Gens de Lettres edebiyat derneğinin başkan yardımcılığını yürüttü.

Grand Guignol Tiyatrosu’nda oynanan “Âşık ve Ölüm” adlı oyunun da yazarı olan Renard, cerrahi bir operasyona bağlı nedenlerle 1939 yılında hayata veda etti.

İtiraf edelim, Maurice Renard yazınında derinlere inmek, Fihrist Kitap olarak bizi heyecanlandırıyor.

Bilimkurgu kavramına yakın bir terimin zeminini inşa eden, “olağanüstü-bilimsel roman” adıyla Fransız bilimkurgusu diyebileceğimiz bir türün sınırlarını çizen Maurice Renard, aslında, özü itibariyle bir düşünürdür.

3 önemli hikayesiyle karşınıza çıktığımız bu kitaptaki kurgu eserlerinin ve diğer yapıtlarının neredeyse tamamı söz konusu edebi tür üzerine deneysel yenilikler içeren ilham verici metinlerdir.

“Görünmez Olmak İsteyen Adam” adlı hikayesiyle, doğrudan H. G. Wells’i muhatap alan bir kurgu planlayarak, Wells’in bilimsel açıdan “zayıf” metnini eleştirip, yazarın kaldığı yerden daha ileri gitmeyi arzular; keyifli ve bir o kadar tutarlı bir metin inşa eder.

Kitaptaki “Perili Köşk” adlı ikinci öykü şu açıdan incelenebilir: Fantastik edebiyat ile bilimkurgu arasındaki sınırların kesin çizgilerle ayrılamayacağı düşüncesinin ürünüdür bu hikaye. Olağanüstü-bilimsel roman kavramının kuramcısı Renard, teknolojik bağımlılığı dayatan bilimkurgu ile olağanüstülüğün anlatısı olan fantastik edebiyat kavramlarını iç içe geçirmiştir. Bu, aslında, “bilinmeyene hayranlık duyma” ile “bilme merakının” temelde aynı güdüden beslendiğinin göstergesi gibidir.

“Marslılar” adlı çok kısa bir metin olan üçüncü hikayemiz de aynı şekilde, bilimkurgunun durum hikayesi şeklinde ilerleyebilecek yapıda olabileceğinin temsilidir desek yanılmış olmayız. Dediğimiz gibi, Maurice Renard, kurgunun içeriğinin sınırsızlığında gezindiği gibi, biçimsel yazı deneyleri gerçekleştirmekten de kaçınmamıştır.

Bu yüzden, yeniye olan sonsuz arzusuyla Renard’ın Fihrist Kitap olarak bizi heyecanlandırmaması imkansızdır. Maurice Renard’ı Türkçe yazınına kazandırmanın tatlı gururu ve mutluluğu içerisinde…

… zihin açıcı okumalar dileriz.

Ömer Alkan

Bilimkurgu Manifestosu
Maurice Renard

Hayatını bilimkurguya adadı
ve bilimkurgu onu, o bilimkurguyu şekillendirdi…

20. yüzyılın başlarında, adını “olağanüstü-bilimsel roman” olarak belirlediği bilimkurguyu tanımlamak ve kuramsallaştırmak gibi zor bir görev üstlenen Fransız yazar Maurice Renard, entelektüel açıdan kışkırtıcı ve cesur makaleleriyle hem türün gelişimine hem de dönemin edebiyatçılarına yön vermeyi başarmış az sayıda aydından biridir.

Jules Verne’den Rosny aîné’ye, Edgar Allan Poe’dan H. G. Wells’e birçok yazarı bilimkurgu çerçevesinde inceleyen Maurice Renard, Fransız Bilimkurgusu’nun kendine has dünyasını teorik zemine oturtarak bir disiplin bilinciyle bilimkurguya “hedef” sunuyor. “Olağanüstü-bilimsel roman” olarak nitelendirdiği bilimkurguyu zaman içerisinde “varsayım romanı” olarak da anmaya başlayan yazar, imge olarak Giambologna’nın muazzam bir ifadeyle hayat bulmuş heykeli Uçan Merkür‘ü hayal etmemizi istiyor. Yol gösterici ve geleceğin habercisi ve bir o kadar estetik bir imge olan Uçan Merkür, Renard’a göre tam anlamıyla bilimkurgu yazını ve yazarlarının doğasını simgeliyor.

Yazarın üç makalesinden oluşan ve bir manifesto niteliği taşıyan bu derleme, edebiyatta yaratıcılık peşinde koşan yazarları, türe nüfuz etmek isteyen okurları ve bilimkurgunun kuramsal boyutuna kafa yoran araştırmacıları “bilinmeyen”in peşinde düşünsel bir maceraya davet ediyor.

Fihrist Kitap olarak hayata geçirdiğimiz bu dizinin tam da böylesi derin tartışmaları barındırmasını ve düşünsel metinleri kapsamasını amaç edinmiştik. İşte bu yüzden Maurice Renard gibi bir bilimkurgu yazarı ve teorisyenini Türkçeye kazandırdığımız için ayrı bir mutluluk yaşıyoruz. 

Bülten'e Üye Ol

Fihrist Kitap Çalışmalarından Haberdar Ol

Bülten'E Katıl

fihrist kitap’ın hızla büyüyen kitaplığından ve 
yeni çalışmalarından haberdar ol

Üye Ol