
1806 yılından 1873 yılına kadar yaşamını sürdüren John Stuart Mill, onlarca yapıt ortaya koymuştur. En bilinen çalışmalarını, özgürlük, ekonomik düzen ve mantık üzerine yazmıştır. Jeremy Bentham ile birlikte, faydacılık akımının en önde gelen temsilcisidir. Devlet memurluğu görevinde bulunmuş olan Mill, İngiliz Parlamentosu’nda Liberal Parti üyeliği de yapmıştır. Parlamento’da kadınlara oy hakkı verilmesini savunmuştur. Üretken bir ömrün sonunda, 67 yaşında, Fransa’nın Avignon kentinde yaşama gözlerini yummuştur.
“Bilgideki her artış, insanlığın mutluluğu için iyidir.”
JOHN STUART MILL
Auguste Comte’un felsefesinin ve günümüzde kabul görmüş saygın bir düşünce tarzının düşünsel arka planını oluşturan Pozitivist Düşünce, metafizik ve teolojik bir temele dayanan inançların yerine olguları ve mantığı koyan, sadece fiziksel veya maddi dünyanın gerçeklerine dayanan, böylece dünyadaki önemli ve acil sorunlara en akılcı ve etkili şekilde müdahale etmekteki potansiyelimizi ortaya koyan bir felsefi yaklaşım ve toplumsal bir harekettir.
Pozitivizm ve Pozitif Felsefe kavramlarının kurucusu olmasa da Comte, bu iki kavramı tanıtarak Pozitif Düşüncenin sistematikleştirmesine ve insan bilgisinin tüm yönlerinin bilimsel olarak genişletilmesine teşebbüs eden ilk kişi ve felsefi düşüncenin hatlarında köklü bir değişikliğe sebep olan öncüllerden olduğundan, pozitivizm akımının kısmen kurucusudur ve ismi bu akımla herhangi birinden daha çok özdeşleştirilmiştir.
Comte tarafından dini bir sistem olarak geliştirilen Pozitivizm, insanlaştırılmış bir Tanrı’nın (antropomorfik Tanrı) varlığını reddederek, Tanrı yerine insanlığı koyar. Metafizik ve Teoloji’nin, temelinde matematik en üst noktada ise sosyolojinin yer aldığı bir bilim hiyerarşisi ile değiştirilmesi gerektiğine inanır. Onun görüşleri bu bakımlardan, Hümanizm ile bir dizi benzerlik taşır.
Çağın felsefesinin göz bebeği hâline gelerek birçok düşünürün zihninde güçlü bir yer edinen ve günümüzde de halen felsefe dünyasında iz bırakmaya devam eden Pozitif Düşüncenin ve M. Comte’un felsefesinin ana ilkelerinin gözden geçirilmesi dikkate değer bir çalışmadır. Her felsefi düşünürün, yaşadığımız çağda iz bırakan bu entelektüel hareketi özüyle tanıması, ona karşı zihnini nasıl konumlandıracağına karar vermesi için büyük önem taşır.
Pozitif Düşüncenin ne olduğunu, özünde sağlıklı bir hareket olup olmadığını ve fazlasını öğrenmek için, Pozitivist Düşüncenin en önemli temsilcisi tarafından verilen yönün neyi kabul etmeyi neyi reddetmeyi gerektirdiğini anlamaya çalışmaktan daha anlamlı bir çaba olamaz. Bu noktaları anlamak ve güçlü bir zihin süzgecinden geçirmek için Auguste Comte’un felsefesinin eleştirel bir incelemesi, Pozitif Düşüncenin uygulamasını ve sunduğu büyük resmi görme açısından toparlayıcı bir giriş niteliğindedir.
Elinizdeki bu kitap, böylesine büyük bir düşüncenin ilerlemesini hızlandırmak için, güçlü ve nispeten zayıf yanlarıyla onun tanıtılmasına yardımcı olmayı ve daha bütüncül bir bakış açısı kazandırmayı amaçlar. Bu tür fikirleri uygulamaya başlamak için, sadece burada ve şimdi karar vermek ve ardından harekete geçmek gerekir. Pozitif evreye geçiş sürecini bir insanın çocukluktan yetişkinliğe geçiş aşamasına benzeten Auguste Comte’un ifade ettiği gibi:
“Dünyayı yöneten de altüst eden de fikirlerdir; insan düşüncesinin ve gelişiminin en yüksek basamağı olan Pozitivizm, niçinlerle uğraşmaz ama nasılları iyi bilir”.