
John Luther Long (1861–1927), Batı edebiyatında Doğu’nun temsili üzerine kurulu anlatıların en etkili ve aynı zamanda en tartışmalı örneklerinden birini veren Amerikalı yazardır. Madame Butterfly adlı öyküsüyle kültürler arası ilişkiyi trajik bir eşitsizlik ve yanlış anlama zemini üzerinde kurgulamış; bireysel aşk anlatısını emperyal bakışın sessiz varsayımlarıyla iç içe geçirmiştir. Long’un önemi yalnızca yarattığı hikâyede değil, bu hikâyenin Puccini operasıyla küresel bir mit hâline gelmesinde yatar; böylece kendisi, edebiyatın nasıl dolaşıma girdiğini ve ideolojilerle nasıl yeniden üretildiğini gösteren dolaylı ama belirleyici bir figür olarak okunur.