
Jens Peter Jacobsen (1847 – 1885) her ne kadar Danimarkalı bir yazar olsa da onu tanımlayan asıl özelliği, içine doğduğu ulus değil, içine doğduğu çağdan ileri gelir. Çağın ruhu da olguculuk (pozitivizm), doğalcılık (natüralizm) ve izlenimciliktir (empresyonizm). Aslına bakılırsa, tüm bu düşünce akımları birbirini destekler. Olgucu düşünme biçimi, doğaya baktığında gözle görüneni düşünür ve zihninde oluşan izlenimi dışavurur. Jacobsen’in de yaptığı tam olarak budur. Bir anın fotoğrafını çeker, o fotoğrafın ayrıntılarına dalar, gördüğü düşü sözcüklere döker; bunu yaparken yine de olguları saptırmaz, doğaüstücülüğe kaçmaz. Öykülerinde merkezi bir yer tutan çevresel unsurlar, bir dantel gibi incelikle işlenmiştir. “Burada güller olmalıydı” dediğinde, o resmi okuyucunun gözünde canlandırmadan durmaz. Sanat bakımından etkilediği kişiler (Rilke, Mann, Joyce, Hamsun ve daha niceleri) kadar eksiksiz olmasa da yazın alanında açtığı doğalcı yol değerlidir.