Benjamin Franklin 17 Ocak 1706’da Boston’da, on yedi çocuklu orta sınıf bir ailenin on beşinci çocuğu olarak dünyaya gelmiş Amerikalı bilim adamı, mucit, siyasetçi ve iş adamıdır. Amerika’nın Kurucu Babalarından biridir.

Sadece iki yıl eğitim aldıktan sonra okulu bıraktı ve matbaada çalışmaya başladı. Matbaacılığı tüm incelikleriyle öğrenip sonrasında edebiyata merak saldı. 1730’da kendi matbaasını kurup bir gazete çıkarmaya başladı. Siyaset, felsefe, din ve bilim gibi hemen her konuya merakı olduğu için tüm bunların tartışılacağı bir kulüp olan Junto’yu hayata geçirdi. Kamu işlerinde görev alma hevesi onun kütüphane, hastane ve bir itfaiye şirketi kurmasına vesile oldu.

Franklin aynı zamanda bir bilim adamıydı. Fırtınalı bir havada uçurtma uçurma deneyiyle şimşeğin elektriksel bir olay olduğunu kanıtladı. Bu çalışmaların devamında paratoneri icat etti. Küçüklüğünden beri öğrenmeye, okumaya olan merakı hayatı boyunca onu başarıdan başarıya taşıdı. Çalışkanlığı, dili kullanmadaki becerisi ve çok yönlülüğü onu her bulunduğu ortamda dikkat çeken bir kişilik yaptı.

1736’da Philadelphia meclis kâtibi oldu ve siyasete atıldı. 1750’de Pennsylvania meclisine seçildi ve bir süre sonra posta genel müdürlüğüne getirildi. 1776’da Thomas Jefferson ve John Adams ile birlikte Bağımsızlık Bildirgesi’ni hazırladı. Köleliğe karşıydı ve bir siyasetçi olarak, ortak savunma için kolonilerin birlik hâline gelmesini öneren ilk kişi olmuştu. Son yıllarını ciddi sağlık sorunlarıyla geçiren Franklin, 17 Nisan 1790’da, 84 yaşında hayatını kaybetti.

Özyaşam Öyküsünün Hikayesi

Frank Woodworth Pine

Franklin’in Özyaşamöyküsü’nün nasıl yazıya döküldüğünün ve orijinal metnin macerası kendi içinde başlı başına ilginç bir hikâyedir. Özyaşamöyküsü Franklin’in en uzun eseridir ve ona rağmen sadece bir kesit sayılır. Oğlu William Franklin’e yazdığı ilk kısım, yayımlanma niyetiyle hazırlanmamıştı ve bu sebeple yazı, yayımlanacak gözüyle 1730 ve sonrasını anlattığı ikinci kısma göre daha gayrı resmidir ve anlatısı daha kişiseldir. Taslakta çok az düzeltme yapıldığı aşikârdır. Açıkçası, ifade o kadar samimi ve doğaldır ki torunu William Temple Franklin eseri düzenlerken bazı cümleleri değiştirmek zorunda kalmıştır, çünkü onları kaba ve müstehcen bulmuştur.

Franklin hayat hikâyesine, 1771 yılında güney İngiltere’deki Twyford, Hampshire’da yaşayan arkadaşı Piskopos Shipley’e yaptığı ziyaret sırasında başladı. 1731’e kadar olan kısmı, 1775 yılında Philadelphia’ya döndüğünde yanında götürdü. Ertesi yıl Fransa’ya gittiğinde diğer evraklarıyla birlikte yazı da orada kaldı ve Devrim zamanı yaşanan karışıklıkta kayboldu. Sık bir el yazısı ile yazılmış yirmi üç sayfa eski bir arkadaşı olan Abel James’in eline geçti ve James bunların birer kopyasını, ondan hikâyeyi tamamlamasını isteyerek Paris yakınlarındaki Passy’de bulunan Franklin’e gönderdi. Franklin 1784’te Passy’de işe koyuldu ve sonrasındaki birkaç ay boyunca yazdı. Planını değiştirip yeni yazma amacı olarak genç okuyucunun faydasını gözetti. Çok geçmeden eseri yarıda bırakmak zorunda kaldı ve Philadelphia’daki evine döndüğü 1788 yılına kadar da devam etmedi. Artık yaşlıydı, gücü yoktu ve ızdırap çekiyordu, üstelik hâlâ kamu hizmetindeydi. Bu heves kırıcı koşullarda eser çok yavaş ilerledi. Sonunda anlatı, 1757 yılına gelindiğinde bitti. Eserin kopyaları Franklin’in, aralarında Paris’teki Mösyö Le Veillard’ın da bulunduğu, İngiltere ve Fransa’daki arkadaşlarına gönderildi.

Özyaşamöyküsü’nün ilk baskısı 1791 yılında Paris’te Fransızca olarak yapıldı. Beceriksizce ve özensizce çevrilmişti; hem kusurlu hem de noksandı. Çevirmenin yazıyı nereden aldığı bilinmiyor. Le Veillard bu baskıya dair bir bilgisi olduğunu yalanladı. Bu hatalı Fransızca baskısından bir kısmı Almanya’da, ikisi İngiltere’de ve bir tane daha Fransa’da olmak üzere çok sayıda basıldı; esere olan talep o kadar büyüktü.

O sırada Özyaşamöyküsü’nün orijinal metni değişik ve maceralarla dolu bir yolda ilerliyordu. Metin, diğer eserleriyle birlikte Franklin’in edebi varisi tayin ettiği torunu William Temple Franklin’e bırakılmıştı. Temple Franklin 1817 yılında büyükbabasının eserlerini yayımladığında, Özyaşamöyküsü’nün orijinal bir kopyasını, daha düzenli bir metnin yayınevindeki kopyayı da iyileştireceği düşüncesiyle, babasındaki kopyasıyla değiştirmesi karşılığında Le Veillard’ın kızına da gönderdi. Böylelikle orijinal metin Le Veillard ve ailesine de geçmiş oldu; 1867’de Amerika Birleşik Devletleri’nin Fransa Elçisi Bay John Bigelow’a satılıncaya kadar da orada kaldı. Daha sonra, John Bigelow tarafından New York’taki Bay E. Dwight Church’e satıldı ve Bay Church’ün kütüphanesinin geri kalanıyla birlikte Bay Henry E. Huntington’ın himayesine geçti. Franklin’in Özyaşamöyküsü’nün orijinal el yazması şu anda Bay Huntington’ın New York şehrindeki 5. Cadde ve 57. Sokak’taki evinin kasasında duruyor.

Bay Bigelow, satın aldığı ürünü incelemeye geldiğinde, insanların yıllardır Benjamin Franklin’in Kendi Dilinden Hayatı olarak okudukları şeyin, gerçek Özyaşamöyküsü’nün sadece bozuk ve eksik bir kopyası olduğunu görünce şaşkına döndü. Temple Franklin asıl metinle kafasına göre oynamıştı. Bay Bigelow, metinde bin iki yüzden fazla değişiklik bulduğunu söylüyor. Bu nedenle Bay Bigelow, 1868’de Franklin’in Özyaşamöyküsü’nün standart baskısını yayımladı. Önceki baskılardaki hataları düzeltti ve bu, Franklin’in hayatının son yılında yazdığı metnin son birkaç sayfasından oluşan, kısa ve dördüncü bir bölümü de içeren ilk İngilizce baskıydı. Bay Bigelow, Özyaşamöyküsü’nü ilginç olan bir başka konu ile birlikte 1875’te, 1905’te ve 1910’da üç cilt halinde yeniden yayınladı. Bu ciltteki metin, Bay Bigelow’un baskılarıdır.

Özyaşamöyküsü, Amerika Birleşik Devletleri’nde defalarca yeniden basıldı ve Avrupa’nın tüm dillerine çevrildi. Popülerliğini hiçbir zaman kaybetmemiştir ve hâlâ aktif olan kütüphanelerde sürekli talep görmektedir. Bu popülerliğin sebebini anlamak zor değil. Çünkü Franklin, bu eserinde olağanüstü bir hayatın hikâyesini kayda değer bir şekilde anlatmıştır. Sağduyu ve yaşama sanatı hakkında pratik bilgiler vermiştir. En güçlü etkiyi yaratmak için, bir gazetecinin yanılmaz içgüdüsüyle malzemesini, belki de hiç farkında olmadan, seçmiş ve düzenlemiştir. Başarısı yalnızca sade, anlaşılır ve dinamik bir dil kullanmasından kaynaklanmıyor. Kısa cümleler ve kelimeler, samimi ifadeler, çok yerinde görseller kullanmış ve kinayelere yer vermiştir. Franklin çok enteresan, değişken ve alışılmadık bir hayat yaşamıştır. Zamanının en hoşsohbet insanlarından biridir.

Kitabı, Franklin’in kendi eşsiz konuşma tarzıyla anlatılan o sıradışı hayatın kaydıdır. Boswell’in meşhur Samuel Johnson yaşam öyküsünün en iyi kısımlarının, Boswell’in Johnson’a kendi hikâyesini anlatmasına izin verdiği kısımlar olduğu söyleniyor. Özyaşamöyküsü’nde ise en az Samuel Johnson kadar dikkate değer bir adam ve konuşmacı, baştan sona kendi hikâyesini anlatıyor.

GILMAN COUNTRY SCHOOL,

Baltimore, Eylül 1916.

Bülten'e Üye Ol

Fihrist Kitap Çalışmalarından Haberdar Ol