Feminist
Ütopyalar

Özellikle ilk dönem feminist yazarların 19. yüzyılın sonlarına doğru üretmeye başladığı, o dönemin kadın hareketlerinin siyasi ve sosyoekonomik haklarının arayışına yönelik yargılar barındıran ve bilimkurgu niteliği taşıyan bu eserler, kendi içinde bir bütünlük oluşturmaktadır. İdeal dünya anlatısı olarak yeşermiş klasik ütopyacı anlayışın feminist literatürdeki yansıması olan bu ilk dönem feminist kurgu metinlerini, Türkçeye ilk kez kazandırmanın ve bir bütün hâlinde sizlere sunmanın mutluluğu içerisindeyiz.

IV: Feminist Ütopyalar / Roman

“Ne bir anne olan ne de evi çekip çeviren” bir kadının erkeğin gözünde değeri nedir?

Kadın, erkekle her anlamda eşit olduğunda, bu iki cins birbirine arkadaşlıktan başka ne his besleyebilir?

Acaba o kutsal dediğimiz “annelik” bir pranga mıdır kadınlar için?

Belirgin farkların olmadığı bir dünyada yaşamaya değer bir şey var mıdır?

Bu sorular eşliğinde ilerleyen “Geleceğin Cumhuriyeti” adlı ilk dönem feminist ütopya,  birinci feminist dalganın aslında  günümüze ait temalara ne denli derinlemesine indiğinin göstergesidir. Anna Bowman Dodd (1858 – 1929), ilk dönem feministlerinin muhafazakar duruşlu figürü olarak literatürde kendine yer bulmaktadır.

1887 yılında yayımlanan bu kısa distopik hikaye ile 2050 yılında New York’ta bir sosyalist dünyanın sorgulamasını yapan Dodd, aşırı eşitlikçi bir feminizmi de sorgulamaya alır. Bu anlamda sorgulamaları bazı noktalarda dindar bir karşı çıkıştan ziyade, liberal bir feminizmi andırır.

Fihrist olarak, “feminist ütopyalar” dizisinin temel amacı feminist yazının kökenlerine inip bu denli zengin literatürdeki farklı sesleri ortaya çıkarmaktı. Türkçeye ilk defa kazandırdığımız bu eserler ile düşünce zenginliğine katkıda bulunduğumuzu hissetmek, bizim en büyük mutluluğumuz. İyi okumalar dileriz.

Ömer Alkan 

1870 yılında, dokuz rüya anlatısı şeklinde yayımlanan “Erkek Hakları”, tarihin ilk feminist ütopya denemesi olarak kabul edilir. Cinsiyet rollerinin değiştiği ve erkeklerin eşitsizlikle boğuştuğu bir dünya olan Mars’ta erkeklerin hak arayışını okuyucuya sunar. Teknolojik gelişmelerden örnekler de rüyaların içerisine bolca serpiştirilmiştir fakat metin için önemli olan cinsiyet odağındaki toplumsal sorunlardır.

Elbet, “Erkek Hakları” nitelik olarak tam bir roman değildir; bu ünvana, feminist ütopyalar literatüründe ilk “tam” feminist ütopya olarak anılan Mary E. Bradley Lane’nin 1880 yılında yayımlanmış olan “Mizora”sı layık görülmüştür. Fakat bu durum, “Erkek Hakları”nın edebi yetkinliğine, Cridge’in düşünsel ve dil becerisine gölge düşürmemektedir. Annie Denton Cridge, James Joyce ve Virginia Woolf gibi yazarların kullandığı “bilinç akışı” tekniğinin öncülerinden biri olarak anılacak kadar edebi yetkinliğe sahip bir yazardır. Aynı zamanda, kocasıyla beraber çıkardıkları ilerici bir gazeteci olan “Vanguard” adlı gazete aracılığıyla, kadın erkek eşitliğini öngören yeni bir dini akım savunusu ile fark yaratmışlardır.

ABD tarihinde en önemli feminist figürlerin başında gelen, hatta 1872 yılında ilk kadın başkan adayı olarak seçimlere katılan Victoria Woodhull’un haftalık dergisinde kendini göstermiş olan Annie Denton Cridge, dönemin hararetli tartışmalarının merkezindeydi. Fihrist Kitap olarak onu ve kadın hareketleri yazınında temel taşlardan biri olarak kabul edilen “Erkek Hakları”nı Türkçeye kazandırmaktan duyduğumuz mutluluğu dile getirerek, sizlere iyi okumalar dileriz.

Ömer Alkan

II: Feminist Ütopyalar / Roman

Yeni Amazonya, 1889 yılında hayat bulmuş bir gelecek tasavvuru. Ana karakter uyandığında kendini uzak gelecekte, 2472 yılında bulur ve bu kadınlar dünyasında olan biteni okuyucuya sunar. 

Döneminin diğer ütopyalarıyla konuşan bir metin, Yeni Amazonya. 1800’lerin sonu ve 1900’lerin başı, sosyalist ve planlamacı ütopyaların bolca dillendirildiği ve zaman içerisinde her kesimin kendi ütopyasıyla karşı görüş belirttiği bir dönemdir. Özellikle, Edward Bellamy’nin “2000’den 1887’ye Geriye Bakış” kitabı büyük bir ilgi uyandırır ve farklı yorumları ardı ardına yazılır; büyük bir fikir düellosu meydana gelir. Bu dönemde ütopyalar birbiriyle atışıyordur. İşte Yeni Amazonya, bu yoğun akımın feminist bakışla yazılan sürümüdür ve olay yarattığı söylenebilir. 

Bir yandan da siyasi gündemi unutmamak gerekir: Kadınların  oy kullanma ve siyasi hayatta aktif bir şekilde yer alma talepleri, gündemin belirleyici temasıdır. İşte böyle bir ortamda gelecek varsayımı, aslında güncel talepleri de belirlemektedir. 

19. yüzyıl sonlarında yeşeren “feminist ütopyalar” akımının önemli kitaplarından biri olan “Yeni Amazonya”ya bu dizimizde yer vermesek olmazdı. Bu kitabı nitelikli bir çeviri ile “fihrist standartlarına uygun olarak” sizlere sunmaktan gurur duyuyoruz. 

İlk dönem feministlerin arasında öne çıkan yazarlardan biri olan Elizabeth B. Corbett’in Yeni Amazonya’sı sizlerle…

 

I: Feminist Ütopyalar / Roman

Mizora, tarihin ilk “tam” feminist ütopyası. Mary Bradley Lane, bu çalışmasıyla kendinden önceki feminist ütopya denemelerinden fazlasını gerçekleştirmiş, edebî ve düşünsel gücünün yanında kurgusal bütünlüğü olan bir eser meydana getirmiştir.

Bradley Lane bize erkeklerin olmadığı bir coğrafyanın, kadınların kendi kendine üreyebildiği ve kendi medeniyetlerini kurduğu bir toplumun anlatısını sunar. Siyasi bir kaçak olan prensesin, kaçarken Kuzey Kutbu civarında bu kadınlar topluluğunu görmesiyle birlikte, yazar bizi kadınlar ütopyasının derinliklerine davet eder.

Bu tema, feminist yazınıyla az çok bağı olan çoğu kişi tarafından bilindik bir temadır. Evet, Charlotte Perkins Gilman’ın “Kadınlar Ülkesi” adlı, ilk feminist ütopya olarak sunulan 1915 yılına ait kitabından bahsediyoruz. Sorun şu ki, Mizora 1880 yılında yazılmıştı. Ayrıca edebî ve düşünsel derinliği açısından Kadınlar Ülkesi’nden daha nitelikli olduğunu söyleyen araştırmacılar da yok değildir.

Mizora’nın bu unutulmuşluğunun belki en büyük sebebi, yazarına dair neredeyse hiçbir bilgimizin olmamasıdır. Ayrıca yıllar sonraki “kopyacı” ardılı Charlotte Perkins’in tanınır bir aktivist ve feminist sosyolog olması da Mizora’nın unutulmasında büyük pay sahibidir. Mizora’nın 70’li yıllar sonrası tekrar basımı yapılmış ve tarih içindeki önemi keşfedilerek hakkı teslim edilmiştir.

Feminist Ütopyalar dizimizin amacına uygun olarak, Mizora’yı ve unutulan ilk dönem feminist ütopyaları Türkçeye kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz.