ütopya | distopya |
bilim kurgu |

Geniş bir tarihsel çizgiyi kapsayacak şekilde düşündüğümüz bu dizide, sizler için, ilk ütopya ve distopya eserlerinden çağdaş bilim kurgu çalışmalarına kadar bir bütünlük çerçevesinde zihin açıcı bir dizi oluşturma çabasındayız. Bu diziye değerli bulduğumuz yerli çalışmaları da eklemeye istekli olduğumuzu söylemek isteriz.

Fihrist Kitap olarak ön satışlarımız Kitapyurdu.com üzerinden gerçekleştiriliyor. Yayımlanan kitaplarımız diğer dağıtım kaynaklarına 2 – 3 hafta içerisinde ulaşmaktadır. Yine de, anlaşmalı firmamız olan Kitapyurdu.com üzerinden Fihrist Kitap alımları gerçekleştirirseniz, basımda olan kitaplara doğrudan ulaşabilme imkanı bulacaksınız. 

Fihrist Kitap / Roman

Son Adam
Jean-Baptiste de Grainville

“Last Man” ismiyle ve temasıyla 19. yüzyılın başlarında romantik dönemin en önemli isimleri art arda eserler yayınlamaya başlar. Dünyanın sonu teması her yanı kaplamıştır; karanlık ve distopik bir yıkım içinde şehirlerin ve kötücül hislerin ortasında tek insan kendiyle başbaşa kalmıştır. İngiliz romantik akımının büyük isimleri bu temayı çok sevmiştir. İçinde geçmişin karanlığını barındırdığı kadar, gelecek adına mübalağalı bir haykırışın da sesidir bu çalışmalar. Tam da romantiktir…

İşte bu eser, koca bir distopik “son adam” yazını döneminin ilk eseri olmasıyla bilinir. “Le Dernier Homme,” 1805’te Grainville’in ölümü sonrasında basılır ve yazarın kendi ülkesi Fransa’da olduğu kadar, Lord Byron ve diğer romantiklerin İngiltere’sinde de büyük ilgiyle karşılanır. Ruhunda Fransız İhtilali’nin devrimci yıkıcılığını barındırır. Dolayısıyla hem muhafazakar hem de ilericidir. Diğer bir ifadeyle, hem karamsar, hem de tutkuludur. Distopya ve bilim kurgu yazınının temel taşlarından olan bu eser, en temelde edebi bir ağıttır.

Yazarın dile getirdiğine göre, Milton’un “Kayıp Cennet”inden ilham alınarak yazılmıştır bu kitap. Edebi gücünün yanı sıra, kıyamet senaryolarını bünyesinde barındırması bu yüzdendir. Günün sonunda, koca bir distopik bilim kurgu dünyası bu temel taşlar üzerine şekillenmeye başlamıştır. Kıyamet, her zaman olasıdır ve yanı başımızdadır. Kurtuluş ise bir ölüm kadar karanlık, bir ışık gibi anlıktır. Son insan da böyle bir arayıştadır; kıyametini görüyor insan ve arınmak istiyor…

Ömer Alkan

Fihrist Kitap / Roman

Çağdaş Bir Ütopya
H. G. Wells

Bilim kurgunun kurucu ve en önemli isimlerinden olarak kabul edilen H. G. Wells, “Çağdaş bir Ütopya” ile fikirsel dünya imgesini okuyucuya sunar. Tüm çalışmalarını bir bütünlük içinde yazdığını gördüğümüz Wells, bu çalışma ile daha önceden denediği fakat kendi deyimiyle gerçekleştiremediği çabasını bütüncül bir hâlde bu kitapta hayata geçirmiştir. Dolayısıyla, bu kitabın H. G. Wells dünyasında önemi oldukça büyüktür.

Aslında ütopya, distopya ve bilim kurgunun aynı kökten beslendiğini ve birbirinin devamı olduklarını vurgulasak yanılmış olmayız. Bilim kurgunun kökeninin ütopyacılık yazınlarında saklı olduğunun ispatı gibidir H. G. Wells.

Modern olmaktan çok, “postmodern” bir edebiyat örneği gibidir bu kitap. H. G. Wells, etkileyici diliyle sınırları zorlarken biçimsel olarak da dönemi için devrimci yenilikler getirmiştir.

Ayrıca kitap, dönemiyle doğrudan diyalog halindedir. Diğer ütopyacıların bazı düşüncelerini takip ederken, bazılarına karşı durur ve dönemin en önemli konularına dair konuşur. Örneğin ırk ya da kadın hakları konuları, dönemin en ateşli temalarındandır. Kitabın basım tarihi olan 1905 yılı sosyalist, komünist ve anarşistler için de parlayan yıllardan biridir. Marx’ın 1848 yılı için dile getirdiği hayaletler asıl 20. yüzyılın başlangıcındaki bu dönemde egemenliğini kurmuş gibidir. Dolayısıyla Wells’in ütopik dünyası bu ve benzeri can alıcı sorulara yanıt bulmak zorundadır…

H. G. Wells yazınının kilit taşı niteliğindeki bu kitabı “Fihrist Kitap” olarak Türkçeye aktarmak, bizim için mutluluk verici.

Ömer Alkan

Fihrist Kitap / Roman

Tuğla Ay
Edward Everett Hale

İlk bilim kurgu metinlerinin odaklandığı ana hedefin Ay olması ya da Ay’dan ilham alması, onun zihnimizdeki merkezi konumunu gösteriyor.

Yine Ay’dan ilhamla yazılmış bir kitap olan Tuğla Ay, “yapay uydu” fikrini ilk işleyen metin olarak bilim kurgu dünyasında ve hatta bilim dünyasında bir klasik kabul ediliyor.


Edward Everett Hale, gerek toplumsal, dini ve siyasi anlamdaki düşünceleri ve çalışmalarıyla gerek de yaşadığı dönemde ve kendisinden sonraki dönemlerde birçok önemli insan üzerinde bıraktığı etkileriyle, 19. yüzyıl Amerika’sının çok önemli bir figürü olarak kabul edilmektedir.

Bir grup üniversite öğrencisinin kendini kanıtlama ve para kazanma girişiminden ortaya çıkan komik bir bilim kurgu parodisi gibi başlayan Tuğla Ay, oldukça detaylı ve uzun açıklamalarla ilk yapay uydunun yapımına ulaşır ve burada da durmayarak bu durumun yarattığı küçük çaplı psikolojik çözümlemelerin bir eskizine girişerek okurun hiç de beklemediği, tüm anlatılanlardan oldukça uzak gibi gözüken çarpıcı bir soruyla son bulur.


ABD’nin yetiştirdiği büyük dehalardan biri ve ilk bilim kurgu yazarlarından olan Edward Everett Hale, “Tuğla Ay” kitabıyla Türkçeye ilk defa, sizler için çevrildi.

Fihrist Kitap / Öykü

Kırılca Adam
Edward Page Mitchell

Bilim kurgu dünyasında ilklerin yazarı olarak bilinen Edward Page Mitchell, 150 yıla yakın zaman geçmesine rağmen öyküleriyle ilgileri üzerine çekmeye devam ediyor.

19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak 1920’lere kadar uzun bir süre dergilerde yayınladığı ilginç hikayeleriyle bilim kurgunun bilinirliğini arttıran Mitchell, kendinden sonrakileri de etkileyerek bilim kurgu edebiyatına kimliğini veren isimlerden biri oldu.

H. G. Wells gibi bir bilim kurgu üstadından önce “zaman makinesi,” “görünmez adam,” “hesap makineleri” vb. temalarda güçlü anlatımı olan hikayeleriyle Mitchell, teknolojinin sınırlarında gezinirken insanın iç dünyasına da ışık tutuyor. Sizlere Edward Page Mitchell’in Türkçe’de ilk defa yayımlanan öykülerini sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Öykü

Ay'daki Adam
Francis Godwin

Godwin’in Ay’daki Adam’ı basım yılından eserin türüne, içerdiği dil ve zaman unsurlarından kiliseye, dönemin Dünya merkezli sisteminden Kopernik’e kadar çok tartışma yaratan bir hikâye.

Ay’daki Adam yazıldığı zaman, gökbilimsel gözlemlerin gelişmesiyle yüzyıllardır hüküm süren Dünya merkezli evren fikrinin sallantıya uğradığı ve evrende Dünya dışında bir ev bulunup bulunamayacağının, eğer bulunursa da içinde bulunulan çağın hâkim fikirlerinin bu keşfi ne şekilde karşılayacağının tartışıldığı bir zaman. Godwin bu sürükleyici öyküsünü Kopernik Devrimi’nin baş gösterdiği ve erken Rönesans’ın yükseldiği, bilimin alışılmıi rotasını terk edip yenilikçi fikirlere yelken açtığı bir zamanın etkisiyle yazar.

Bu kitap yazıldığı sırada Galileo ve Kepler daha ölmemiştir, Newton ise doğmamıştır bile. Eserin yazıldığı dönemde, dolayısıyla, dünya merkezli evren teoremi daha tam olarak reddedilmemiştir. Buna rağmen öngörüsü yüksek bu metin, o dönemde kitlelerin hayal gücünde neler olup bittiğine de ışık tutabilir. Güneş merkezli sistemin hızla kabul görmesi, bilimsel çalışmaların kültürel alandaki tesirinin bu denli yüksek olması, gerçekten ilgi uyandırıcıdır.

Bir bilgi daha vermek gerekirse, Godwin, “Ay’daki Adam” öyküsüyle edebiyat çizgisinde ciddi bir etki bıraktığı yazar Jonathan Swift’in büyük amcasıdır. Jonathan Swift’in, Güliver’in Gezileri’ni onun Ay’daki Adam’ından esinlenerek yazdığı düşünülmektedir.

1638’de basımı gerçekleşmiş, tarihin belki de ilk bilim kurgu kitabı olarak değerlendirilebilinecek çalışmasını Fihrist olarak Türkçe’de ilk defa yayımlıyor olmaktan mutluyuz.

Roman

Xipehuz: Şekiller
J. -H. Rosny aîné

Kimilerine göre Rosny aîné’den önce “gerçek” bilim kurgu yoktur.
 
Tarihsel anlamda yerini Jules Verne’den sonra, H. G. Wells’ten önce olarak konumlandırabileceğimiz Rosny aîné’nin eserleri “bilimsel” kurgunun temellerini attığı için önemi büyüktür.
 
1888 yılında çıkan “Xipehuz: Şekiller” yazarın ilk kitabıdır. Bu kitapta ilk kez dünya dışı varlıkların betimlemesini yaparken insan merkezli algı dışında bir öngörüde bulunarak algıda çığır açmıştır.
 
Dünyaya saldıran yaratıklar, temelde, biyolojik olarak dünyalı değildirler artık; bizim tarafımızdan ancak şekil olarak ifade edilebilirler. Sadece bu algı sıçraması bile Rosny aîné’nin büyüklüğünü gösterir.
 
Ama o daha fazlasını gerçekleştirmiş, hikayenin nesnelliğini ön planda tutarak anlatıda temel bir değişim yaratmıştır. Dolayısıyla Rosny aîné, toplumsal bilim kurgucuların insani duyarlılıkla yazdığı macera hikayelerinden bir adım daha ileri gitmeyi başarmıştır. Artık bilim kurgu, insani olanın sınırlarını da test etmeye çalışacaktır.
 
İşte Xipehuz, bu yüzden “gerçek” bir ilktir. Fihrist olarak, bu “ilk”i Türkçe’ye kazandırmaktan dolayı son derece mutluyuz.
 
(Ömer Alkan)

Öykü

Summerfield Vakası
William Henry Rhodes

1871’de bir San Francisco yerel gazetesi, “Summerfield Vakası” başlıklı bir hikâye yayınladı. Yazar kendisini, bilinmeyen bir takma ad olan “Caxton” ismiyle gizlemişti.

Hikâye yayınlandığı andan itibaren büyük ses getirdi ve Golden Gate Köprüsü’nün ötesindeki o küçük dünya (San Francisco), merak ve şaşkınlık içerisine sürüklendi. İnsanlar gittikleri her yerde “Summerfield Vakası” hakkında konuşuyorlardı.

Caxton’ın bu yazısı gerçekten mümkün müydü? Potasyum kullanılarak, su ateşe dönüştürülebilir miydi? Ve böylesine bir sırra sahip olan biri, dünyayı yok edebilir miydi?

Hikâyenin alkışlanabilecek tarafı ise fikrin yalın ve direkt bir dil ile yazılmasıydı. Bu yazım şekli hikâyenin inandırıcılığını kat be kat artırmıştı. Böylesine basit ve üzerine düşünmeden yazılmış bir yazı, kurgu olmak için fazla gerçekçiydi. İnsanlar, kurgu ile gerçeğin ne düzeyde karıştığına karar veremediler ve Caxton çok kısa sürede yerel bir üne ulaştı.

Bilimsel bildiri biçemiyle gerçek ve kurgunun arasındaki sınırları bulanıklaştıran William Henry Rhodes, bilginin yoğunluğunu konu akışına uyumlu bir şekilde yedirmesiyle bilim kurguda çığır açan yazarlardan biri olarak görülür. Art arda gelen bilgi yığını, zorlama gibi duracakmış gibi gelir ama gerçek hayat da bu bilgi yığınları arasında doğrultu kazanmaz mı zaten? Özellikle bilim çağı dediğimiz bu son dönem, bu teknik bilgilerin tümden üzerimize gelmesiyle “buyurgan” bir hal almaz mı…

“Summerfield Vakası” bilim ve teknolojinin, dünyamız içindeki yerini hissedebilmek ve sorgulayabilmek adına da kıymetli bir kurgu metni olarak görülmektedir.

Roman (Yakında)

Dünyanın Efendisi
Robert Hugh Benson

Roman

Distopya
Alparslan Bozkurt

“Her şey, insana rağmen iyiden iyiye dilsizleşti. İnsanın bellek ve unutma üzerine kurulu tüm hikâyesi toplu bir intiharla ortadan kalksa da yeryüzü kendini yaşayabilse yeniden. İnsanın varlığı, varlığın sefaletiydi.” 

 

İstanbul’un yakın geleceğinde bir “kapanma” hikâyesi. Dünyanın ve insanlığın hızından ödün vermeden ilerlediği, uzay çağının tüm ihtişamıyla aşamalar kaydettiği bir zaman dilimindeyiz ve bu hikaye İstanbul’un “kanal” ile yarılması sonrası var olan eşitsizliklerin artmasının ve insanların müthiş bir sessizlikle içe kapanmasının hikâyesi. Küçük ölçekte ise bu hikâye, yalnızlığında boğulmuş, dış dünyada suç ve aşırılıkların artmasının kıskacında kendi içine kapanmış ve bu kapanda kısılmış bir adamın hikâyesi. 

——

Şehir, yükseldikçe ve hiyerarşik aşırılıklar içinde çevresine karşı duyarsızlaştıkça, şiddetini kendini var eden köklerine dahi yöneltir sonunda. İşte bu hikâye, yeni şehrin kaskatı inşası sırasında, kendisini oluşturan en temel unsura, insanına yönelik acımasızlığına vurgu yapar. Oldukça insancıl ve öznel bir dünyadan acının içsel yolculuğu eşliğinde şehri gözlemleriz. Görmeyiz bile şehri, sadece hissederiz. Çünkü şehir artık kapanmıştır içine, şehir tüm gürültüsüne rağmen artık sessizdir. Şehir, yabancılaştırdığı insanlarını iştahla sindirirken umutsuzluğun koyu tonlarına boyamaktadır zihinleri. 

 

Umut ise en büyük sorudur; gerçekten, biz şehirliler, umudumuz var mıdır bu kökleri kurutan yaşam alanından, beklentimiz var mıdır şehirden? Bu kapanmanın sonu var mıdır, açılacak mıdır bu kat kat yığınlaşan şehir bir gün, yoksa patlamaya mı yüz tutacaktır? Ya da bu gürültülü sessizlik, umut kırıntılarını sonuna kadar sömürüp gerçek bir sessizliğe varacak mıdır…

(Ömer Alkan)

Kitap dosyası gönderimleriniz veya çevirmenlik başvurularınız için fihrist ekibine e-mail aracılığıyla ya da sosyal medya üzerinden ulaşabilirsiniz.