Ziyadesiyle Kalktım Sofradan – Ömer Alkan

Ziyadesiyle Kalktım Sofradan

ben müzmin bir pekalayım
tanıdın mı beni
anıtım çarşı pazarın gölgesidir
kavga ederim
bildin mi beni
bileğim gövdemden ayrıdır
bileğim benden bir başkadır
sözümün üstüne söz eder
üstüne nutuk çeker
yaklaşamam ayrılırım
civarı kan rengine ve
morun türev çürümüşlüğüne terk ederim
civar bilir bunu
canı çeker bunu
ister bunu

ne yapayım
müziğime neden bilirim
duygu durumum ve ben
ikili olmaya gör bizi
kim kimdir bilmezsin
beni diğerine bırakırım
bırakırım sizi ve
sahamı bırakırım

ben

yaratının burkulma anına inanırım
sen bildin mi beni
ben daima tanıma, terimin duru sahasına saplanırım
anlaşılmaz tekrara dalarım
önce geceyi ispatlarım
korkuyu bir iç nefes yaparım
sonra toprak, çünkü toprak
benim değil akışkan,
benim değil toprak yılan olur kimi zaman
korkuyu ispatlarım
tüm korkumu bırakır bir sefer
bön bakar toprağa
bir kısacık sefer dokunur ve yumuşarım

annem
neden terk ettin beni

çözüldüm bir kez ya ardıllarım
rahat durmaz, kardım şirazeyi
durmazsa durmaz ardıllarım, kuşanırım
annem benim acıkan karnım bilin işte
annem benim bir yığın keşke
annemin gözlerinde acıyı ispatlarım

annem
niye ördün beni bu desene

duygu durumum bir tanrıdır
sağanağı yıldırır
suya bakar ve maviye yüceye
aşağı ve işte yüceye
duygu durumum tutulmaz çözülür

yitip gitmeyi gösterir kurumuş saçaklar
ağarmış çaputlar yüceye uçacaklar

işte ben
onların ardına bakarak kurudum
iki dünya arasında tiz bir perdeydim ağardım
işte bu yüzden bir öncesiyim her şeyden
yokluğumla ispatım

bana çözüm bulmaya gelmeye
almaya gitmeye ve satmaya
vardırdınız işi
siz yok musunuz
varsınız
olmaya ne kadar heveslisiniz benim aksime
tanıdınız işte
varlığın peşinde koşmaya
ne de heveslisiniz benim aksime
satılık eş var bol ve
satmalık eşyalar yığınlar
ama ben, az çok bildiniz beni
tanıdınız işte ölümüm ben
irkilir ve bir hazzın ispatlanamaz tarifiyim
yeltenecekliğim geceyi doğurur
ölümüm ben ve umut nedir
bilirim ben
yaklaşmayın derim
yılışıktır dinlemez seni beni sırnaşıktır
itekleyiverin evet
tohumu bende
ziyan edin onu
mevsimlik işçidir ne de olsa
kimdir sanki
kelepir bilin satın alın
umudu harç bilin oduna çıradır
harlı yanar
sonra gelin bana evet
tohumu bende

bana sorarsanız bana gelmeyin
tanımım ben
taraçanın ortasında bir,
pür bir çelik bildiğin
organik bir ahkamım
gelirseniz eğer
ölçer biçer ve size
mekanı sunarım

ama zaman
niye sevmedin bir kez bile beni

gidin işte bana gelmeyin
teorik bir zemini kaplarım,
aforizmam vardır bir iki
bir çekiye zor varır

rahatı bulunca ben
yüklem doluyum ben
ispatım
bir söz ne kadar yüklüyse öyle
etmek atmak akmak yakmak
bağırırsam olay olur
gidin dedim
bir daha gelmeyin

ispatım ben size varın gidin işinize
yok bilin beni, basın üzerime ve başlayın
sıfırım bakın bana ve çoğalın
varı bilin

transformatif / katarsis anı / ah
yarın sahayı
el atın her biriniz yaralım
yıkın sahayı yıkalım ulan
diri kalkalım ulan mezarlar yakalım her gece böyle
binler şenlikte kut devirelim şerefine içelim
ulu uğruna küfür edelim kancıklı
ortancayı gösterelim
bu an yükselir
ben ziyadesiyle kalktım sofradan ama
bu an yükselir
ineni vuralım

bel ucu sivrilir kuyruk dikilir gözüm kararır
ineni vuralım ulan!

duygu durumum orospunun bilmem kaçıncı çocuğudur. zevkten kudurur.

inerse hazırım el verin
vuralım ve bir iki

üç işte vur puştu
vur iyice sindirsin yarayı
aksın kanı buğusuyla öfkem aksın ardına
ölsün işte geberen bana dönsün sureti

yükseğe dikmişse gözünü bir nida, tiz perdeye çıkmışsa
düşecektir ve bilsin düştüğünde vurulacaktır

ölsün işte böyle / …evet… / bakın ardına rahata varın
esirgemeyin öpücük cesedime
HAYATIM harikaydın bu gece…

derin bir nefes al ki yaşadığını bileyim
dinleyeyim kalbini
toprağın soğuğuna zırhtır sesi
seni hatırıma alayım

hadi hayatım
geçti artık
uyuyalım