Söylem Doğurmak – Ömer Alkan

Söylem Doğurmak

Sözleri ne diye çözümsüzlük denizine sokup, birbirinden koparıp, parçacıkları kum edip kaçalım… Kelime umuda bakmalı, umut çözüme odaklanmalı, kelimeyi silmeli sözlükten, açılımlarla kelimeyi toprak yapmalı. Ama öyle bir toprak ki bu, nemini bulmuş humus yüklü bir karalık. Bu toprak tanecik olmak yerine yaklaşmaya ve tutunmaya meraklı

çakıl bükmeye ve tarumar etmeye

bir yandan kimlik sunmak uğraşı

Bu toprak griye çalan taşa ruhunu koklatır. Desen düzen olur katmanlaşan, bu toprak civarına rengini veren coğrafyadır.

 

Kilim örmek yufka yüreklinin işi değil, parmaklar arası kayan karmaşıklaşan, kalınlaşarak sıkışan bir birikim. Kilim örmek toprağın kabadayı emridir. Kelime türetmek toprağın kendine tutunası ve taşlaşası geldiğinde irkilme ve nöbetleşe kasılmasına denir.

 

Sözleri kısır çizgisinden çıkarmak için çırpınan yıllık devinimlere, buzulların biriken temkinine dokunmak icabeder. Ölmeli birkaç film şeridi gibi şiddet içerikli, gerilim yüklemeli sinir ucuna; buzul mavisi kadar yüklü ölümle, kişileşen yapının camlaşarak ve kumlaşacak denli ölümüyle ölmeli. Kaburga arası sıkışmış bir çift merminin yapacağını buzula yapmak icabeder. Çünkü ölmek anlık bir eylemdir, üremek kadar anlık, çeşitlenmek yani çarçabuk ve sanki ansızın…

 

Yeri gelir omurgalı galibi öldürmek icabeder. Bölünmek için buzulun doygunluğa ulaştığı anı beklemeye ihtiyaç yoktur. An gelir ve yarığa oksijen bulaşır, devrilmek icabeder. Birkaç film şeridinin bir araya gelmesi ve vurdu kırdının devinim olması icabeder. Kelimenin birikmesi üst üste, gerilmesi ve dinç ve tunç bir burç olası gelir; devinim olası icabeder.

 

Ruh bir dönümlük arazi bulur, billur parlağı yıldıza çeşni olur, yağar toprağa. Acıyı soğuran ruh çeşni olur toprağa, yüklüce bin yıldırım çağırır toprağa. Toprağın doğru dereceyi bulası, söylem doğurası icabeder.

Bir cevap yazın