Siyaseti Men Etmek

Siyaseti Men Etmek

Güncele olan kesin muhalefet, adlı bir yazı dizisinin ilk başlığı bu sadece. 10 başlıkta İdeojiden, tüketimin binbir yansımasına güncele reddiye dizeceğiz. Mümkün olduğunca net ve doğrudan bir dil kullanacağız, kısa cümleler ile düşünce zeminine pak bir temel atacağız. Bu yüzden hızlı bir soru gür ve şen edayla önümüzü aydınlatsın: 

Siyaset Nedir?

Terminolojinin doğru kurulması, nişan tahtasının yere sağlam dikilmesi demektir. Hedefi doğru istikamete çevirip bir hamlede devirebilmek için rakibi kısaca siyaseti tanımlamak gerekir. Siyaset ile ilgili üretilen tanımlara daldığımızda uçsuz bucaksız bir tarlada mevsimlik işçinin hasat çabasına yakın bir kaybolmuşluk içerisine düşeriz. Siyasi Parti ilişkilerinden başlayıp, devlet ile ilgili her detayın yönetilmesine kadar “siyaset”in kapsamını genişletenler olduğu gibi, konuyu “ekonomik kaynakların paylaşımı” temelinde değerlendirenler de var. “Siyasetin aslında her ânımızı kapsadığı” bir dünya görüşü de bu ekonomik temelli yaklaşımdan besleniyor. Siyasetin bir “güç mücadelesi” olduğu vurgusundan bakıldığında ise elimizde ideolojilerden tutalım, sosyal psikolojinin güç analizine kayan bir algıyla, “her ilişki siyasidir” algısı bizi karşılıyor. 

 

Siyaseti Bu Denli Geniş Bir Başlıkta İncelemek Faydalı mıdır?

Sorunun negatif bir yanıtla konuyu ileriye taşımak niyetiyle sorulduğu ortada. Faydalı değildir. Siyaset ile ekonomiyi birbirine eşitlemek veya güç odağında inceleyip mekan ve zamanın tümüne egemen bir noktaya getirmek yanlıştır. Bu yüzden Türkçe’de “Politika ve Siyaset” kelimelerini birbirinden ayıran fikir adamları olmuştur. Politikayı seçme ve seçilme ve bir nebzeye kadar devlet yönetimi konularına sahiplendirip, siyaseti daha sistemsel ve belki ideolojik boyutta konulara bağlamayı düşünmüşlerdir. Felsefi açıdan hayatın içindeki her şey ile eşleştirilen siyaset fikri ise yine siyaset başlığı altında kalmıştır. 

Reddiye Hangisine?

Kolay yoldan “Politikayı men etmek” başlığını hedef belirleyebilirdik. Fakat, görüldüğü gibi, bu noktada reddiyenin siyaset kavramının kapsadığı bazı konuları da içine almaktadır. Siyasete reddiye sunmak ana hedeftir. Bir yandan, siyasetin terimsel yükünü ve kapsamını küçültmek de bir vazifedir. Dolayısıyla şu noktalarda buluşmak önemlidir. 1- Siyaset ekonomiyle eşitlenemez. 2 – Siyaset, güç ilişkisi kapsamında değerlendirilemez. 3 – Siyaset, Yönetim Bilimi diyebileceğimiz alanda kendine yer edinemez. 4 – Dolayısıyla: Siyaset, politika kelimesini içine alarak, güncel seçim kaygılarını bünyesinde taşır. Bunun yanında, politik fikirlerin ideologlarının söylemlerini kapsar. Bu şekilde düşünüldüğünde, ideoloji teriminin ifade ettiği değerleri de içine alır. Reddiye, böylesi bir “siyaset” teriminedir.

Peki Neden "Siyaset" Teriminin Kapsamı Daraltılmalıdır?

İşte bu nokta bizi günceli analiz etmeye götüren ilk kapıdır. Siyaset kavramı güncel çıkar mücadelesinin en belirgin ifadesini teşkil eder. Siyasi partilerin uğraşları ve güncel çıkarlar odağında hareket eden düşünce ürünleri, siyasetçiler ve onların toplumdaki dolaylı yansımaları aracılığıyla yönlendirilir. Bazen siyasetçi adıyla andığımız kişiler fazlasıyla yönlendirmeye açık piyonlar olarak, liderler veya “fikir önderleri” tarafından hareket ettirilirler. Bu kapsamda siyaseti ve siyasetçiyi güncel çıkarlar başlığında değerlendirmek en doğrusu olacaktır. Bu şekilde, 1 – Ekonominin vadettiği geniş anlamlar, “güncelin savaşçıları”na açık hale getirilmemiş olacaktır. 2 – Ekonomi, değer kavramına yakınlığı doğrultusunda zamanlar aşan ve derinliğiyle felsefenin temeline dayanan bir büyüklüktedir. 3 –  Güç ilişkileri gibi geniş psikolojik bir ölçek ise siyaset başlığını belirsiz hale getirip, bilimsel uğraş ile çıkar savaşlarının sınırlarını kaldırmaktadır. Kısacası siyaset, ekonominin güncel çıkar hesaplarına bakan kapısının anahtarına sahiptir. 

Güç İlişkileri İle Siyaset Kavramı Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır?

Güç ilişkileri konusuna daha derinlemesine inmemiz gerektiği açık. Bu kavram Marksist sosyoloji aracılığıyla literatürde yerini kemikleştirmiştir diyebiliriz. (Power Relations, Conflict Theory, Class Division vb.) Fakat konuyu sınıf çatışmasından psikolojik bir boyuta taşıma ve kapsamını genişletme girişimi 20. yüzyıl boyunca farklı çevrelerce sindire sindire gerçekleşmiştir. Bu açıdan, güç ilişkileri hayatın tüm aşamalarında farklı boyutlarda gerçekleşir, fikrinin büyüklüğü ve sınır tanımazlığı aşikardır. Bu düzlemde, siyaset, güç ilişkilerinden oluşur demekte sakınca yoktur. Çünkü çıkar mücadelesi gerçekten de güç ilişkileri üzerinden tarif edilebilir, anlamlandırılabilir. Fakat, tüm güç ilişkileri içerisinde çıkar mücadelesi vardır demek apaçık bir yanlış eşleştirmedir. Bu noktada, güç ilişkileri fizikten biyolojiye ve psikolojinin – sosyolojinin merkezinde, ama en temel kanunlardan biri olarak değerlendirilmelidir. Söylenecek şey şudur: güncel çıkarlar nezdinde güç mücadelesi siyasetin temelidir. 

Siyaset Neden Ötelenmelidir?

Güncel çıkarlar nezdinde bir güç mücadelesi nitelik açısından verimsiz bir saha oluşturacağı için siyaset ötelenmelidir. Siyaset öyle veya böyle var olacak bir çaba. Bu çaba en ilkel yaşamsal güdülerimizin bir yansıması olarak, en yalın haliyle ortada. Bir etin kapışılması sırasındaki kaba kuvvetin esas olduğu ilişki biçiminden, devlet denilen aygıtın imkanları üzerinden güç mücadelesi içerisinde bulunmaya kadar, çıkar uğruna yapılan tüm yönelimler siyaset tanımı altındadır. Fakat bu çaba, nitelikli bir üretim becerisine ket vuran bir düzlemdedir. Küçük ve öznel dairede arzulanan şeyin üretimi kısa vadelidir. Örneğin, bir bilimsel kuramın üretimi, böyle öznel ve güncel çıkar çabasıyla üretilmiş olabilir mi? Niteliksel olarak değer taşıyan bir ürünün, güncel çıkar döngüsünden çıkmış bir ürün olduğunu vurgulayabiliriz. Bu da siyasetin, niteliksel anlamda katma değer üretemeyeceğine dair bir dayanaktır. 

Bir cevap yazın