Şiir

Yeni şiirler, klasikler… Bu şiir dizisinde bir fihrist duyarlılığıyla arşiv oluşturma çabamızın yanında, şiirin yeniye meyilli doğasına uygun bir şekilde yeni şairlerden nitelikli şiir kitapları yayınlamaktayız.

Fihrist Kitap / Şiir

Görüşün Ölümü
Batuhan Çağlayan

Sessizlik nicedir –
ve bir kutsanmışlıktır
dışında olman
bilinenin. Ki bizler
ifadeye inanırken
anlamadık! Bu
söylemler, ölümünü
gösterir görüşün;
ve doğuşunun
sonsuzluk içeren
bir kör oluşun –
bin bir açının tekliğinin.


Ayakların kendinden emin yere vuruşu, yol alışı ve giz olana merak içinde, gözün görsellerin buğulu çarpışmasına dalışı… bilmek çabası bu ama bundan bir fazlası…

Müziğin tokluğu ve kendi içinde “doğruluğu” o denli hissediliyor ki Batuhan’ın şiirinde, kararlı mizacı diri cümleler, keskin emirler yaratacak gibi oluyor. Ama hayır, bu kararlı bakışlar, görselden aldığını vermekten çok, aldığını büküyor ve söylemine hamur ediyor. Şiir bir yargı içermiyor artık, yargıyı büküyor ve yargılar üstü körlüğe varan tekliğin içinde kişiyi, kişileri ağırlıyor. Davet ediyor okuyucuyu, özne ve nesneyi ama bu bir emir değildir, asla, davet bile bir biçimdir. Biçimci bir çaba, biçimci bir bütünlük çabası…

(Ömer Alkan)

Fihrist Kitap / Şiir

Yük Yukarı
Berat Yılmaz

Yaş ilerliyor
Şiir bizi nerde görse
Yakamıza yapışıyor.
Bırak gideyim deme fırsatımız yok
İnsanlık şiiri
Kötü emelleri için kullanıyor
Seçim şarkıları beni cezbetti
Dine belki de şiirselliği nedeniyle bu kadar bağlandım
Sevgilimi şiirlerde bulduğum için aşığım
Vatanı şiirlerle sevmedik mi sevdiysek
Ezanların tınısı kulaklarımıza ahenkle gelmedi mi
Annenlerin ninnileri kafiyesiz olsaydı ağlamamız kesilir miydi
Hayatı dümdüz geçirseydik
Yaşamış sayılır mıydık
İnsanlık şiire
Şiir insanlığa muhtaç.

Şiirin estetik çabanın tümünü kapsayan bir metaforla genişletilmesi, estetik biçimin anlamı önceleyen tutumu, aslında anlamın zaten özünde estetik biçimin yansıması oluşu… Berat şiirinde düşünmekten asla geri durmuyor ama düşüncenin en yalını, söylemin en durusu bile şiire kırılma eğiliminde. İşte bu, estetik merakın anlam ile olan içli dışlı ilişkisine işaret ediyor. Dahası Berat, şiirindeki anlamı şiirin ve güzelin kimliğinden ortaya çıkarma gayesinde. Anlama güzel olduğu için yaklaşıyor ve anlamı güzelin kimliğinden

doğuruyor belki de. 

(Ömer Alkan)

Fihrist Kitap / Şiir

Salınım
Meral Bağcı

bir çizgi diğerinin üstüne geçer renk darbesinde

şiir keşfinde açığa çıkar nebulalar

 

Şiirin katı ve tanecikli yapısına atıfta bulunan diliyle Meral Bağcı, şiirinde tüm bağlarından arınmış, kurtarılmış veya ayıklanmış kelimeleriyle bütünlük inşa ediyor.

 

Şiirinde sanki okuyucuya şu tonda konuşuyor: Zor olabilir anlaşılması; önemli olan, tekil kelimelerin yan yana geldiğinde çoğullaşan yapısı. Meral Bağcı’nın şiirinde önem kazanan, parçacıkların yan yana geldiğinde ifadesini bulduğu o kolaj çabası… 

(Ömer Alkan)

Fihrist Kitap / Şiir

kazanan ve kaybeden
akşamüstü aynı beldede
sıyırır kanı kılıcından.
aynı hararet her birinde
boğazdan akan giden
farklı yudumlar meşrebince
susuz gecelere hazırlık var.

kınına kavuşur günü geçen

akşama değin savunursun hattını
saldıranı kovan adam olmak mı
kılıcına değen teni arzulamak mı
öyleyiz her birimiz bilirsin
böyleyiz, aynıyız
bir kılıç artığı

– Pulitzer Ölümsüz Yazarlar Listesi –
Ölmeden önce okunmalı!

– Dante Alighieri –
Ölsek ne olur, okunmalı. cennette yasaklı, cehennemde yanar, sokulmamalı. Arafın orta yerinde okunmalı

– Felçli haliyle Nietzsche, dili gözlerinde –
Ben gidiyorum ama o geldi ya mutluyum, Üst insanı yazdım şimdi de okuyorum.

– Tuvalette Oğuz Atay, son saatinde –
Daha ölmedim albayım, biraz daha konuşabilirim sizinle. Okumuş beni belli, ben de okuyabilirim onu size.

– Ömer Alkan, toprağa değdiğinde –
Bir öldük ya şimdi konuşabiliriz size.
Yaşarken yaşlıydık ve aksi, şimdi işaret edileniz aksine. Putuz şimdinin zihninde. Evciliz. Bir o kadar tok karınlı… Sivriliriz her mızrak ucunda. Bir o kadar uyumlu, kullanışlı… Her savaşınıza giyindik, hazırız. Öldük ya şimdi, sizin için konuşabiliriz size.

Fihrist Kitap / Şiir

Bizler ki endamıyla tüten bacanın altında
Dizginleri bir kenara bıraktık
Unuttuk ve tam unuttuk onları
Bizler müziğin keşif yolu kulları
Bizler revaç bilinen dingin koruları
Sildik ve tam sildik bilinmez uğruna
Yolları kan tutana dek kanat çırptık
Uğruna aşkın müziğin

“…Kan ile verilen mesaj belli: tutku. Yoğun bir şevkle tüylerinize kadar irkildiğinizi hissedin. Bu irkilmeyi haz ve acıyı birleştirecek noktaya kadar götürün. İşte bu noktayı belirtecek yoğunluğun yegane imgesidir kan. Direkttir. Uluortadır, içeride olsa da meydandadır. O yüzden, böyle bir tutku savaşı arzular. Dingin korularda sıkılır, gözleri kapıya bakar ve terk etmek için an kollar. Kan dediğin, yolunu bulur ve kale duvarlarından aşağı akar. Gerisi müzik. Gerisi savaşın davul ritmi. Gerisi yaylı acısı ve koronun çığlığı…”

(Ömer Alkan)

– İsmini vermek istemeyen bir şair: “…kıskanıyorum, hırsımdan çatlıyorum.”

– İsmini verse de bilinmeyen bir şair: “…benden esinlenmiş, hissediyorum.”

– Eskilerin “bestseller” şairi, edebiyat meclislerinin vazgeçilmezi, Sacit Adımıozankoyun: “…olmuş gibi, ama daha yolu var, hani olacak gibi sanki ama bilemiyorum. Pipomu uzatır mısınız rica etsem…”

– 70’lerin dergi şairi: “…şimdiki gençleri anlamıyorum. Eskiden yayınlanan şiir başına iyi para alırdık. Şu an olsa başka sektör denerim. O yüzden, pas diyorum.”

– Ömer Edip Cansever: “…sen, Ruhi Bey sana diyorum, nasılsın?” …kimse sevemez kimseyi, nasılız, nasılsınız, nasılızlar…

Fihrist Kitap / Şiir

Vuruşmak öylesine
bir anda yani ansızın
asla buluşmayacak iki kıtanın kaynaşmasıdır.
Şiddet dediğin, üretim çılgınlığıdır
barışmadır el ele verip
tüm gücüyle bir anda kavuşup
kan akıtmadır birbirinin üzerine.
taraflar birbirini içiyor
kutsal ki ne kutsal…

Vuruşmak bir kitabedir.
Ehline sorun, tanrısına…
Şiddet dediğin
orta yere çatırdayarak bir dağ dikiyor
çıkın tepesine, yırtın son perdeyi bir kerede
Musa olun.

 

– Yalancı Peygamber – 
Yemin ederim doğruyu söylüyorum, öldürün beni, silin ismimi tarihten ama doğruyu söylüyorum. Yalnız ve yalnız Hakikat’e itaat ediyorum.

– Bilinmeyen Bir Peygamber –
Adımın değeri yok, bir sayı kadar ediyorum, 124 bin peygamberden biriyim. Ya da hiçbir şey… Yalnız ve yalnız Hakikat’e itaat ediyorum.

– Bilinen Bir Peygamber –
Tahtımı deviriyorlar, diyorlar ki çok oluyorum. Yeter artık. Ayak takımının altına seriliyorum. Makamım üstüne çıkmışlar, Hakikat’e itaat et diyorlar, hakikat nedir ki? Benden başka hakikat var mı diyorum…

– Müridi bol bir başkası –
Bu kadar zaman çabamla topladım buncasını. Bilmediklerini sundum onlara, hepsinden önemlisi, bilmediklerini söyledim onlara. Bilmiyorsunuz! Ey avam, bilmiyorsunuz ve ben biliyorum! Ama şimdi çekilip nereye gidiyorsunuz…

– Ümmeti bol bir diğeri, Peygamberlerin Peygamberi –
Peygamberler meclisindeyim ve bir duyum alıyorum, bir hakikat söylemidir gidiyor. Nedir bu hakikat? Neyse bu hakikat, onu en iyi biz getiririz! Şimdi hanginiz Alkan, bir adım öne gelsin!

– Kainatın Efendisi –
Yaklaş Alkan bana. Evet…
(Hakikat demek… Söyle bakalım.
Bu yeni dönemde bana yetki verirler mi?)

Fihrist Kitap / Şiir

Kor büyür de, dünyam
küçülürcesine tersine
bir karaya oturur
Elimdeyse kurusundan yemişim…
 
Dirayetim yukarı, dürtüler yukarı
dünüm yanar da, kor ateşim yukarı
Kaldıracın saymadığı yükümle sıcağım
Göğü aşarım
Doğalı, biri
birimleri aşarım
Değil mi ki adımlar önce
basar yere, sonra sıçrar
Ta ki göğsü taşır istemsiz
bu havadar sokaklar
İlgim yukarı, arzum şehvani
Dahili uzvum sen, sen
her biriniz yukarı
 
Gölgeyle kavgalıyız
izdüşümü bırakmayı inkar edercesine…

– İsimsiz Bir Anne –
Ömer Alkan’ın ölümü bile üretimini durduramamış. Nasıl bir yücelik… Bu kitap hangi doğuma işaret ediyor acaba, kimin çocuğunun doğumuna tanık oluyor…

– Tarihten Bir Anne –
Bu kitapta beklenen çocuğa vurgu yapıyor Alkan, bir büyük doğacak ve kurtaracak bizi, bir gözle süzecek ve açık edecek doğruyu, gerçeği…

– Geleceğin Köründen Bir Anne –
Bekliyorum, çocuğuma vurgu yapıyor Alkan, doğumum kutlu olacak, kurtaracak bizi, bir gözle süzecek ve düşmanı açık edecek, çocuğum doğacak ve yırtacak yalanın saklandığı perdeyi.

– Her Çağın İçinden Anneler –
Öldü Alkan ve çocuğumu besliyor söylediği, kitabını kulağına okuyorum uykudan önce, bir kurtarıcı geliyor benim kanımdan yeryüzüne…

– Ömer Alkan –
Öldüm ve yine doğuyorum her çağın içinden, okuyorum kulağıma küçük sözler, sayıca çokluğa akıyor doğduğum nehirler, biricik her biri ve kendince tekiller. Meğer bereket sadelikte birikirmiş. Meğer söz gökten inmez, toprakta yetişirmiş…

Kitap dosyalarınız ve çevirmenlik başvurularınız için fihrist ekibine e-posta aracılığıyla ya da sosyal medya üzerinden ulaşabilirsiniz.