Kibrit Suyu

Kibrit Suyu, bir müzik edebiyatı projesidir. Ömer Alkan’ın, müziğin ruhunu ortaya çıkarma uğraşı içerisinde olduğu yazılar, kimi zaman bilgi içerikli, ama daha çok, müziğin ruhunun tahlillerini içermektedir. Zaman içerisinde elli civarında yazı birikmiştir. 

Kibrit suyuna bulanacak çoktur. Kibrit suyunu köküne köküne akıtacağımız, sonra da keyifle yanmasını bekleyeceğimiz sayısı çokça fazladır. Otobüsteki şu sağdan ikinci bağırgan teyzesi, plazanın en tepesine öyle veya böyle ulaşacak olan topuklu jartiyer güzeli, plaza camı kadar kaygan sinek kaydı beyefendisi, şu devamlı arkadan konuşan onun bunun görevlisi ve toptan plazanın kendisi… Kibrit suyuna bulanacak çoktur.

Topunun köküne kibrit suyu diyorsunuz, duyuyorum. Teksiniz ve duvara bakıyorsunuz, dışarısı aydınlık veya karanlık fark etmiyor, her rengi gri farz ediyorsunuz. En yalnız kalmak istediğiniz an o an. En ağzı bozuk halinizdesiniz ve bu halde bile yanınızda bir destekçi iyi olur diye bir cümleyi iç geçiriyorsunuz, hissediyorum. Yaklaşıyorum size ve şimdiden tüm küfrünüze ortak oluyorum. Şunun bunun köküne kibrit suyu dediğinizde artı bir olarak beni görün diyorum.

Hadi umursamayın beni ama o zaman sorarlar, kibrit suyunu nereden bulacaksınız, yasak bu legal dünyada öyle yanıcılarla dolaşmak, kime yanaşacak ve masa altından tedarik edeceksiniz…

Yaklaşın söylüyorum. Yaklaşın yaklaşın, kimse duymasın ama, sonuçta yasak. Kimse duymasın, görmesin ve kokuyu almasın, yalnız siz abime ablama özel fırsat sunuyorum. Size kibrit suyunu koklatıyorum. Nasıl da kapladı dört bir yanı… Bayılıyorum bu kokuya, mmm… Ama dikkat, hadi ben kayıp nesilim bakmayın bana, ağır bağımlılık yapar ama, söyleyeyim. Dikkatli tüketin, talimatına uygun gramaj hesabı yaparak tüketin. Sonra bana şöyle böyle oldu da, niye böyle oldu da, öyle olmasaydı da demeyin.

Evet, nasıl da mis bir koku değil mi, katılmamak elde mi… En ağır mahsuldür bu, en ala kibrit suyudur, Piyasanın en kalitelisidir bu kibrit suyu. Evet bu müziğin o akışkan suyu, her derde deva. Serbest piyasanın tekelleştiremediği yegane mahsul işte, müzik bu. Dediğim o ki, Müziktir en âlâ Kibrit Suyu.

Kendiyle Konuşan Diyorlar Bana

Beni başkalarının deyimiyle tanıtayım, kendiyle konuşan diyorlar bana. Tanıdık gelmiştir sanırım, gözünüzün önüne zihin çeperinizde hazır kıta bulunan o figürü getirebilmişimdir umarım. İki türlü de tanıdık gelecektir, ya kendiyle konuşansınızdır ya da kendiyle konuşan bulduğunda fırsatı kaçırmadan üstüne atlayıp tepinen. Hangi türden olursanız olun, bilindik gelmiştir sıfatım. Geçen her günkü sıradanlığıyla, kulağımda müziğimle, topuk vura vura tepinirken konuşuyormuşum kendimle; Nadide teyze görmüş beni balkonda ve şimdi karşımdalar işte. Annem, o ve bilmem kim teyze aldılar beni karşılarına, dinle, dinle… Ne deliliğim kaldı, ne kontrolsüzlüğüm, ne de kendini bilmezliğim.

Ben de sıkıldım ve odama geçmeden, daha karşılarındayken, her günkü sıradanlığıyla müziğin kaynağı kulaklığı tutuşturdum kulağıma. Ki bilen bilir, bu sıradan akışın içinde, müziğin aşırılığına girdiğinde, günlerdir tekrar eden aynı müzik bile olabilir, bu günlük sıradan müzik aktivitene giriştiğinde “sıra dışılık” karın boşluğundan kalkar, göğsünün soluna doğru vurur ve oradan da tüm vücuduna sıcağı yayılır. Bu sıradanlığın içinde “kendini bilmez” bir kopukluk bulunur ve bu da işin sıradanlık hanesine yazılır. Her aşırılık, ister istemez, ama bile bile sıradanlığa kapılır. Ama ben şimdilik müziğin aşırılığında yoğruluyorum ve sıradanlığa küfürler ediyorum, içimden ayıplanacak ve bir ev sahibine yakışmayacak şeyler söylüyorum.

Ne diyordum, Ömer adım ve ismim sonrasında çevredekilerin zihninde kendiyle konuşan diye bir sıfat belirir. Halbuki bilmez kimse o sırada ben neyim ve karşımda konuştuğum kimdir. Kimin umrunda, sıfatı yapıştır, Ömer the Kendiyle Konuşan, işte şimdi her şey daha kolay, nedenle, acabayla kim ilgilenir… Kimse bilmez. Müziği taktığım gibi kulağıma, sahnenin orta yerindeyim ve resitalin en gerekli öğesiyim. Karşımdakiler ise Nadide teyze gibiler, kendi bilmez ama. Nadide teyze ne güzel kadındır belki bunu bile bilmez kendisi. Siz onu beş on sene önce görecektiniz. Ben gördüm ve o günden bu yana onun o anki haline gösteriler düzenliyorum, gitar soloları atıyorum, doğaçlamalarla seyircimin gönlünü fethediyorum.

Kendiyle konuşan diyorlar bana, desinler, ama sen deme Nadide Teyze, seninle konuşuyorum. Bir şarkı girdi mi kulağıma tüm hararetiyle, bir hedef belirliyorum, bilinçsiz. Ne idüğü belirsiz bir “sıradanlık” haliyle hedefime odaklanırken buluyorum kendimi. Ki bu namlu nedense yüzde altmış sekiz ihtimalle sana yöneliyor, öylece hayaller görüyorum, bolca çalıyorum. Ama seyirci kitlem kendilerine hitap etmemden hoşlanır, ara sıra konuşuyorum onlarla. İyi müzisyen kitlesinin gönlünü alır, bu alkışlara layık olmadığımı söylüyorum, ne kadar değerli olduklarından bahsediyorum, falan filan. Seninle konuşuyorum Nadide, hani küçükken söylememe izin verdiğin gibi, Nadide, tek gerçek bu. Seninle konuşuyorum.

Anlamadım Nadide, yüzde altmış sekize mi takıldın, beğenmemiş, yeterli görmemiş bir yüzle bakıyorsun bana. İstatistik üzerine kafa yormuş biri olarak şunu söyleyebilirim sana, oldukça iyi orandır, hem de oldukça. Bir psikolog böyle analitik hesaplara girmez ama, sanırım o da hak verecektir. Bir tarafsız psikolog seç ve soralım, beni destekleyecektir eminim ve oğlum takıntı yapmışsın diyecektir. Pek tabi, seviyorsan git konuş demeyecektir, onun görevi olur böyle şeyler demektir. Geçer diyecektir. Sonuçta bir psikologdur ve bir psikolog bu “olur böyle şeyler” sözünden başka ne demektir… Söyleyin bana, bir psikolog ne demektir…

Kendimle konuşuyorum ve gururluyum, “Siyahım ve Gururluyum”, Nadide teyze sana diyorum, içinizdeki İrlandalıyım ve gururluyum, yani sizin elit Avrupai çevrenizin kabullenemeyeceği bir oyuncuyum ama gururluyum. Dünyamı kurdum ve oynuyorum, sonuçta insan niye konuşur ve nasıl konuşur, oyun için konuşur ve oyun için sahada en az iki kişi bulunur. Konuşuyorum çünkü siz varsınız, konuşuyorum çünkü karşımda Nadide seni buluyorum. Bana dönüp konuştuğunda ise nasıl mutlu oluyorum… Ama gerçeğinin yüzüne tüküresim geliyor, uyarma beni artık büyüdüm ben. Ben bu elit çevrenin eğitilmiş İrlandalısıyım, ulu orta tükürmemek gerektiği bilgisiyle büyüdüm ve biliyorum. Büyüdüm ben, sen kabullenemesen de, kocanın seni terk etmesiyle tüm erkekleri küçümseyip görmezlikten gelsen de, büyüdüm ben. Erkeğim ben diyorum sana. Ama midem kalkmış bir kere, gidip lavaboya bir tükürüyorum. Ardına koca bir oh diyorum.

 

Blues Günlerinde

Blues Günlerinde bir blues, iki blues, üç blues bugünlerde.güç olmasın veya sonu gelmesin de……mat gülüşler saçarım depresif sarının mızmızlığı çöker

 

Hard Rock Devleri – (Neden Listede Falanca Yok?)

Hard Rock Devleri – (Neden Listede Falanca Yok?) Hard Rock devleri üzerine yükselir. Her müzik türü için geçerli olsa da,

 

Chicago Blues – Elektro Gitar Sahnede Yerini Alıyor

Chicago Blues – Elektro Gitar Sahnede Yerini Alıyor Hemen sonuca geliyorum: Chicago Blues, Rock müziğine en fazla ilhamı veren tarzdır.

 

Pop Müziğinin Sınırı Ne?

Pop Müziğinin Sınırı Ne? Pop müziğini popüler müzik olarak düşünürsek, her devirde farklı bir tarzı ifade edecektir. 1800’ler öncesinde halk

 

Progressive Rock – / 70’lerde Bir Zirve

Progressive Rock – / 70’lerde Bir Zirve Progressive Rock türünün doğuşu, bir çok rock türü gibi 60’ların ikinci yarısına rastlar.

 

Psychedelic Rock – 60’larda Yenilik Arayışı

Psychedelic Rock – 60’larda Yenilik Arayışı Kelimenin nereden geldiğiyle başlayalım söze: Psychedelic, Humpry Osmond adında bir psikiyatristin 1956 yılında isimlendirdiği

 

Bu Duygusal Bir Yazı Değildir! – Joe Cocker – River’s Rising

Bu Duygusal Bir Yazı Değildir! – Joe Cocker – River’s Rising Dinleyenin zihnine çinko yığını düşüren bir ses bu, unutulacak

 

Barış Manço İsmi Neden Ümittir?

Barış Manço İsmi Neden Ümittir? Yetmişli yılların başında, kariyerinin hararetli zamanında bir şeyi görmüştü Barış usta. Umutsuzluğa ruhunda yeri olmayan

 

Cliff Burton Anısına – Blue Öyster Cult – Astronomy

Cliff Burton Anısına – Blue Öyster Cult – Astronomy Astronomy şarkısının ilk önce Metallica cover’ını dinlemiş olabilirsiniz. 1998 yılında çıkardığı

 

Açılmak (Paco De Lucia – Entre Dos Aguas)

Açılmak (Paco De Lucia – Entre Dos Aguas) Sıcak bir tenin hitabetine kapılan seyirci olmak, sıcaklığın teni aşıp zemini kaldırmasına

 

Müziği Meta Eden Köpoğlu Köpektir / Stevie Ray Vaughan – Tin Pan Alley (Roughest Place In Town)

Müziği Meta Eden Köpoğlu Köpektir / Stevie Ray Vaughan – Tin Pan Alley (Roughest Place In Town) Bir efsane vardır

 

Ölmek İstemiyorum Bu Denli Karanlık / Stevie Ray Vaughan – Chitlins Con Carne

Ölmek İstemiyorum Bu Denli Karanlık / Stevie Ray Vaughan – Chitlins Con Carne Sizinle biraz Stevie Ray Vaughan Hakkında konuşmak

 

İdol Bildiğinle Savaş / Stevie Ray Vaughan – Life By The Drop

İdol Bildiğinle Savaş / Stevie Ray Vaughan – Life By The Drop Kimse bilmez Stevie, yazma eylemimin ilk başlığı sendin.

 

Konuk Ağırlama Grubu / Pentagram – Give Me Something to Kill the Pain

Konuk Ağırlama Grubu / Pentagram – Give Me Something to Kill the Pain Bir isim koyalım şu koca deve. Kurcalayalım

 

Yeniyetmelik Dehası / Bon Jovi – Runaway

Yeniyetmelik Dehası / Bon Jovi – Runaway Belki sonrasında toparlarız ama, bir reddiyeyle başlayalım. Bon Jovi’yi bir türlü sevemedim, ona

 

Blues için Biçilmiş Kaftan / Creedence Clearwater Revival – Born on the Bayou

Blues için Biçilmiş Kaftan / Creedence Clearwater Revival – Born on the Bayou Coğrafya ve iklim insanın üzerine yapışıveren bir

 

Vurmalılar (Ebo Taylor – Nga Nga)

Vurmalılar (Ebo Taylor – Nga Nga) Adını müzik koyduğumuz şeyi basite indirgeyelim ve müziği vurmalılara teslim edelim. Kötülük etmiş olmayacağız.

 

Bir Sabah Ayılacağım / Khaled – Detni Essekra

Bir Sabah Ayılacağım / Khaled – Detni Essekra Khaled şarkılarıyla ilhamı beklediğimiz o gecelerden biriydi. Hatırlar mısın, en bilindik şarkısı

 

Kuzey Soul Müziği / John Newman – Running

Kuzey Soul Müziği / John Newman – Running Birkaç yakım kibritin var cebinde ve damarındaki hararetin bir limiti var. Tansiyon

 

Ümitvar Olalım (Atakan Ilgazdağ – Yeni Bir Gün)

Ümitvar Olalım (Atakan Ilgazdağ – Yeni Bir Gün) Bağının kuvvetli olduğu bir esere kıskançlıkla yaklaşırsın bazen, fazla bilinmesi seninle şarkı

 

Bir Dev Cüssesi (Buddy Guy – On the Road)

Bir Dev Cüssesi (Buddy Guy – On the Road) Bir devin yanına ne tavırla yaklaşacağını bilemezsin. İki seçenek sunulur önüne,

 

Kan Kırmızıya Varalım (Rainbow – Stargazer)

Kan Kırmızıya Varalım (Rainbow – Stargazer) Yetmişli yılların ikinci yarısına doğru uzanıyoruz ve Deep Purple’ı inşa eden isimlerden eşsiz gitarist

 

Zirveler (Manowar – Mountains)

Zirveler (Manowar – Mountains) Bir ateş işçisi, gitarist Ross “the Boss” Friedman, seksenlerin başında basçı Joey DeMaio ile tanıştırılır. Yer

 

David Bowie Anısına

David Bowie Anısına tek ayak üstünde kaldın bir süre, ayak da değiştiremezsincezalısın, ve sandığımdan hafifsinilk kanunu harekete geçireceksin neredeyseçift ayak,

 

Toprak (Sona Jobarteh – Gambia)

Toprak (Sona Jobarteh – Gambia) Toprak doğurdu ve aynı toprak yine doğurur; ama elinde bilezik, ayağında beş kiloluk bir demirle

 

Afrobeat Bir İddiadır (Femi Kuti – Truth Don Die)

Afrobeat Bir İddiadır (Femi Kuti – Truth Don Die) Afrobeat ritminin keyif bahşettiği bir gerçek. Büyüleyen sahne şovlarının, kara kıtanın

 

Soul’un Ritmi Adına (Seal – Bring It On)

Soul’un Ritmi Adına (Seal – Bring It On) Seal’ın ikinci albümünde giriş şarkısı olan “Bring It On” nedense diğer Seal

 

Kısık Ateşte Soul ( Simply Red – It’s Only Love)

Kısık Ateşte Soul ( Simply Red – It’s Only Love) It’s Only Love bizi gerilere, 80’lerin sonuna götürür. Henüz ateş

 

Saplantılar (Gloria Gaynor – Goin’ Out Of My Head)

Saplantılar (Gloria Gaynor – Goin’ Out Of My Head) Frank Sinatra gibi yüzyılın devlerinin aralarında bulunduğu yüze yakın ismin yorumuyla

 

Dönemeç (Deep Purple – You Keep On Moving)

Dönemeç (Deep Purple – You Keep On Moving) Müzikle aranan yüceden düşüşe işarettir 1975 yılı, bir kopuşu gösterir bize. Deep

 

Kasırgalar (Led Zeppelin – When the Levee Breaks)

Kasırgalar (Led Zeppelin – When the Levee Breaks) Bir git bir gel yağmur kuru toprağa dokunurKan kadarınca koyuya çalar tozunu