Hard Rock Devleri – (Neden Listede Falanca Yok?)

Hard Rock Devleri - (Neden Listede Falanca Yok?)

Hard Rock devleri üzerine yükselir. Her müzik türü için geçerli olsa da, bu durum hard rock için daha bir geçerlidir. Hard Rock güç ve harlı bir ateşin ifadesidir. Bu yüzden ateşi ne kadar büyükse öyle etkilidir. 10 devi birer albümüyle tanıdığımızda nereye vardığım anlaşılacak, sabredelim. Peki bu 10 Hard Rock devi neye göre listede yer edinir? Basit, listeye girmişse müziğin gidişatına yön vermiş demektir. Dönemin ruhunu yakalayıp, bir öteye taşıyabilmiş demektir. Açıkçası, ondan bire doğru yükselen bir hiyerarşide düşünmedim listeyi. Belki de düşünmüşümdür, kim bilir.

Gelin bakalım, kimler varmış listede, görelim.

10 – Uzayın Hamileri – UFO

Ne güzel bir kelime bu “hami,” hoşuma gitti. UFO gerçekten bir öncü kuvvet görevi gördü hard rock müziğinde. Büyüktü etkisi ve daha büyük gruplara öncülük etti. Bir albümünü koymak gerekirse orta yere, 1974 tarihli Phenomenon albümü doğru seçim olur. Bu albümde “Doctor Doctor” şarkısı 70’ler boyu ortalığı kasıp kavuran bir enerjiyle kitlelerin dilindeydi. Iron Maiden ve bir çok dönemin grubu bu parçanın uyarlamasını çaldı. Bir şarkı seçmem gerekirse, tercihim “Rock Bottom” olur. Fakat “Queen of the Deep” gibi nitelikli bir şarkıyı es geçemeyeceğim. Bir yandan “Space Child” sessizce efkarını yayıyor ortalığa, beni benden alıyor. Doctor Doctor gibi güçlü bir hard rock şarkısına da hayır diyemem elbet, ama şu an farklı olmak istiyorum. Herkesin beğendiği şarkıya burun kıvırıp, “eh yani daha iyileri de var” demek istiyorum. Bilemiyorum, bir kararsızlık hakim.

UFO 70’lerin başında psychedelic rock kimliğinden çabucak sıyrılıp progressive rock dünyasına giriş yapanlardan. Pink Floyd gibi onlar da Uzay rock diye bir progressive rock tarzını gönlünce sahiplenenlerden. Bu tarz uzay seslerini taklit edip bol yankılı ve farklı efektlerle elde edilmiş sesleri deneysel olarak müziğe yerleştiriyor. Aslında progressive tarzın tam kimliğine uygun hareketler, progressive rock başlığında inceleyebilirsiniz.  Fakat tam da Phenomenon albümüyle bir agresif damarı yakalıyorlar. Artık onlar hard rock sahasındalar. Bu değişimin siyasi ve kültürel sebepleri vardır, mümkündür. Dönem, büyük bir krizin kapısını zorladığı ve işsizliğin gençleri illallah ettirdiği 1973 petrol krizi dönemleri. Liberal ekonomi alan kazanıyor, falan filan diyerek baş şişirmiyorum, iç dinamiklere yoğunlaşıyorum: Michael Schrenker adında bir dahiyane gitariste kapılarını açıyorlar 1973 yılında. Bununla birlikte başlıyor o muhteşem gitar riffleri, melodik zenginlikleri. Zaten ritmindeki güç UFO’yu UFO yapan etmen, Schrenker çıtayı bir kat daha çıkarıyor ve müziğe gürlük katarak hard rock efsanesinin oluşumuna katkıda bulunuyor.

Birkaç şarkısını daha önerip UFO’yu sizin derin araştırmalarınıza teslim edeyim, dinleyin dinletin diyebileceğim iki parçasını daha dile getireyim: “When It’s Time to Rock” ve “Long Gone.” Gerisi sizde.

9- Amerikan Çufçufu – Grand Funk Railroad

Yazıyı baştan kokutmak, Amerikalı olduklarını başlıkta dile getirmek istemezdim,  ama katıksız bir A.B.D. ürünü bu yoldaşlar. Bas bas bağırıyorlar, “We are an American Band” diye bir albüm çıkaracak kadar seviyorlar vatanlarını, ne diyeyim, Allah affetsin. Yok yok, bir albümlerini seçeceksem, o kesinlikle bu adı taşıyan albüm olmayacak. Şaka bir yana, Birleşik Devletler grubu olduğunu psychedelic rock yoğunluğundan hissediyoruz, melodik ve ritmik tadı diğer İngiliz gruplardan farklı. Zaten listede yer almalarının ana sebebi, Amerikan hard rock kültürüne ait bir çıkışla ortalığı kasıp kavurmaları. Bir abartı değil, dönemine göre çok büyük, başka bir hard rock grubunun kolay yakalayamayacağı rakamlarda satışlarla şehir şehir gezip konser veriyorlar.

“Closer to Home” albümü 1970 yılında çıktığında, sert bir psychedelic rock grubu dediğimiz Grand Funk hard rock kapısını açmış bulunur. Oldukça etki bırakan bu albümde ilk üç hatta dört şarkı efsanedir: “Sin’s a Good Man’s Brother,” “Aimless Lady,” Nothing is the Same” ve “Mean Mistreater” büyük konserlerde seyirciyi kendinden geçirecek güce sahiptir. Ama dinledikçe fark edeceksiniz, 60’ların çiçek çocuk psychedelic rock ruhunu taşır gibiler. Bu yüzden ara dönemin gürültülü, çoğunlukla neşeli, ritmik rock müziğiyle hard rock müziğe geçiş grubudur Grand Funk Railroad. Müziklerinin gücünden ise zerre sual olmaz.

8- Daima Old School Olmak – AC/DC

Yani diyorum ki, hep eskiyi yaşamak, yıllarca aynı yoğunlukta kalıp aynı ritmi bağıra bağıra kutsamak. AC/DC devrimci, ya da evrimci, yenilikçi falan değildi. Sahnede fazla iyiydi. Çatallı bir sese sahip soliste sahipti. Bu kadar.

Değil elbet, muhteşem bir ritimle dinleyeni kendinden geçiren heyecanı vardı AC/DC’nin. Ama diyorum işte, yaptıkları klasik olanı en iyi şekilde yapmaktan ibaretti. Bu az bir şey değil, eleştiri falan yapmaya da çalışmıyorum. Olmadı, listeye almazdım biterdi tartışma. Yapamazdım çünkü hard rock ruhuna ihanet ederdim. Bu abiler klasik rock and roll ve blues damarına şiddet katıp, keskin bir tonla ritmik bir heyecan içinde mükemmele taşıdılar. Hani eskiyi en doğru şekilde yapıp cilaladılar ve içine ruhlarını üflediler. Daha ne yapsınlar…

O yüzden albümleri bence ilk çıkardıkları olmak zorunda değil, iyi şeyler yaptılar 70’li yıllarda. Avusturalya çevresi için yenilikçiydiler ama güçleri eskiden geliyordu. Back to Black albümünü de söylemek istemiyorum. Farklı bi’şeyler söylemek lazım azizim. Bence en iyi albümleri “For Those About the Rock – We Salute You.” Yahu isimdeki yüceliğe, adanmışlığa bakar mısınız? Rock ile ilişiği olan ne varsa toptan selamlıyoruz diyorlar. İşte bu ruh AC/DC’nin gücü. O yüzden klasiğin en muhteşemini çıkarıyorlar. Şöyle bir bakıyorum, on şarkı var albümde. Bir tanesini eleyemedim idare eder diye, hepsi muhteşem. O zaman iyinin de iyisi olduğunu düşündüğüm “Inject the Venom,” “Evil Walks” ve tüyleri diken diken eden bir yücelikte “Spellbound” diyorum. Artık ölüm varsa da bize uğramıyor.

(Bu arada aklım Back to Black albümüne gidiyor, onu mu seçseydik ne…)

7- Karizmatik Zenci – Thin Lizzy

Rock dünyasında edebi şarkı sözleri yazan, havalı duruşuyla bir aşk adamı siyahi: Phil Lynott. Hiçbir kalıplaşmış siyahi modeline uymuyor değil mi? Ayrıca İrlanda, Dublin’deyiz, çevremizde zenci bir tane adam yok. Tüm bu farklılıkları kendi lehine çevirip karizma yaratıyor Phil Lynott ve Thin Lizzy grubunu kuruyor. Bu grup Britanya için oldukça önemli, hard rock kültürü için de ayrı bir değeri var. İki solo gitar kullanımını Wishbone Ash grubundan alıp yaygınlaştıran Thin Lizzy. İki gitar demek basit bir yenilik değil, müziğin yaratıcı değerini arttıran bir durum. Zaten dediğim gibi, Phil Lynott kalite arayan bir romantik.

Bir değerli olduğu nokta ise grupta bas gitar kullananın Phil Lynott, yani solistin olması. Bu olmamış bir şey değil, fakat bas gitarın solistte olması demek basın ağırlık kazanması demek. Solist egosuyla, basın ön plana çıkması demek. Dikkat edin, güçlüdür Thin Lizzy’de baslar. Ayrıca bas demek, melodi değil ritim demektir. Gitarın güçlü ve soloya müsait olduğu Thin Lizzy’de ritmi bas sağlar. Bu da Thin Lizzy’i her anlamda etkili yapar. Yani onlara kısaca hard rock grubu demek, tarz genişliğini kısıtlamak olur. Fakat yine deThin Lizzy hızlı, güçlü, keskin, hararetli ve ritmiktir. Bu yüzden de hard rock kimliğini sahiplenir. Hadi geç oldu, bunca yazı yazdık daha albüm ismi vermedik. Zorlu olacağı için sanırım, geciktirdik. Genel yargı üzerine gidelim, “rockçı” alemi 1976 yılındaki Jailbreak albümüne büyük değer biçerler. Haklılardır elbet, ama bende “Still in Love With You,” “Bad Reputation,” “Don’t Believe a Word” gibi başka albümlerdeki şarkıların yeri oldukça büyük. Neyse, bu albümde “Emerald” gibi kocaman bir şarkı var, o bile tek başına yeter. “Rockçı” milleti “The Boys are Back in Town” adlı klasikleşen şarkıya tav oluyorlar, o yüzden bu albümü değerli buluyorlar, varsın öyle olsun.

Thin Lizzy hard rock yapar ama bir önemi de Punk müziğine etkisidir. Aslında 80’lere geldiğimizde herkese düşman punkçı veletler Thin Lizzy’e de düşman olmuşlardır. Baktığın zaman elit bir zenci edebiyat yapıyor karşılarında, onda çok da kendilerini bulamaz punk rock güruhu. Ama Phil Lynott siyasi anlamda muhalif duruşu olan biridir ve punk ruhunu daha en başta anlar.

Devam edecek…