Fihristan (Sandıklar Cumhuriyeti)

Fihristan - Sandıklar Cumhuriyeti

Ömer Alkan

Söylem sf: 85

"Birinci Geleneksel Sandık Heykeli Kutlaması"

Ey Fihristanlı kardeşlerim, dirayetli olun. Rahata erdiğimiz gün arkadan yaklaşan bir kasımpatı esintisine tutulur çözülüveririz alimallah. Dik ve tehlikeyi sezer olun. Kardeşlerim, doğal motivasyon kaynaklarımıza, iman sahamıza saldıracaklar. Dahası saldırıyorlar, bunlar geçmişte de az değildi, azıp azıp arka bahçemize dadanıverirdi. Çok maharetli kandırık çeteleri var, dikkatli olalım inşallah, ara sıra sağı sola, solu tavan arasına koyup hedef şaşırtalım. Düşman arsız, düşman açgöz, düşman istekli. Ama biz diyeceğiz ki “hadi ordan bre poh yiyenin evveli!” (şakşak)

Ey halkım, kandırıldık demeyeceğiz, biz ki çoğunluğa sahibiz, azınlık da olsak çoğunlukla biriz, birlikteyiz. Biz güçlüyüz halkım, ezilenle bir olup ihanet şebekelerini sandığa gömeceğiz. Sandık sandık büyüyen bir iktidar olacağız, sonra sandıkların tahtalarını söküp bu şebekenin kablosu kimdeyse ona Allah ne verdiyse abanacağız. (şakşak) Evet kardeşlerim zor duruyorsunuz yerinizde biliyorum. Yüzde elliniz kalk gidelim diyor, yüzde elliniz bok yeme otur yerine diyor, siz sandık için otur yerine diyen elinizi bile kırar koşarak sarılırsınız sandığa, (şak) benim dersiniz, (şak) benim biricik aşkım, (şak) sandığım dersiniz. (şakşak) Ey halkım, sandığa kendinize rağmen sahip çıkarsınız, siz yok musunuz, ah siz var ya, tatlı şeyler, az değilsiniz… Yüzde ellisiniz. Öperim sizi… (şakşakşak) Ehem.

Bu parkın açılış töreninin anlam ve önemine binaen sandık önemli. Çünkü parkın adı bundan böyle sandık parkı ve göbeğinde de bir sandık heykeli, aç bakalım evladım. Evet, evet biliyorum, (çokçokşak) teşekkür ederim, teşekkürler. Seçimin hemen arifesinde açtığımız bu parkta bir ilki gerçekleştirip ve bunu gelenekselleştirip her seferinde ilk oyu bu sandık heykeline atıyoruz kardeşlerim. Önümüzdeki gün, yüzyılın en önemli seçimi için sandığa gitmeden bu parkta buluşup birlik şuuru göstermeli. Hatta bana kalırsa, bu iki yüz yılın en önemli seçimi ve hatta Alparslan’dan bu yana bu topraklar böyle seçim görmedi. Ah ah… Toprağı koklayın seçim diye bağırır, ağaçlara kulağınızı dayayın beni sandık yapın diye haykırır.

Ey milletim, bu oyları bu-bu-bu hainin gözüne sokmaya hazır mıyız? (Hevett!) Peki şu-şu-şu hainin gözüne sokmayacak mıyız!? (Hevett!) E öte-berideki hainlere de birkaç bir şey sokarız o zaman, öyle geliyor bana. Duyamadım? (Hevett!) Evet kardeşlerim, artık inanıyorum ki seçime hazırız. (pekçokşak)

Diğer şehirlerimiz üzülmesin, yarından itibaren her şehrimize, ilçe ve mahallelerimize birer sandık heykeli. Evet, evet, (ne de çok şak) teşekkürler… Bu alkışlar, bizim boynumuzu büker, sırtımıza sandığın sorumluluğunu yükler. Biliyoruz kardeşlerim, sandık sizsiniz. Siz kıymetlisiniz, sandık için gerekirse ölmeli! Bu haykırışlarınız için de gerekirse ölmeli derim. Ey halkım, size derim ki, sandıkları koruyun, sandık kutsal, sandık yere düşmemeli! Bazıları çıkacak aramıza sızacak, nifak tohumu ekmek için bu sandık da ne anasının gözüymüş, diyerek değerini düşürmeye gayret edecek. Yani diyorum ki halkım, size küfür edecek! Ettirmemeli! Yeter artık söz sandığın demeli! Bazıları dolanacak ardınızda, kulak hizanıza sızacak ve diyecek “sandık da sandıkmış ha.” o ha var ya o ha, sizin onurunuza edilen aşağılık bir küfürdür, o küfrü yedirmeli! Dik olmalı kardeşlerim…

İşte bu Sandığın sekiz köşe başı var, bu sekiz başa yönelik sekiz hedef belirlemeli. Bu hedefleri ilke bilip oraya buraya yazıp çizmeli. Geçen gün enselediğimiz grafiticilerin yanına gittim ve dedim ki onlara, bundan böyle yazacağınız maddeler bunlar olacak. Maaşınız şu, teşvik priminiz bu, en iyinize de belediye ödül verecek. Elimi öpmeye yeltendiler de, efendim de falan da… Dedim yakışıyor mu sizin gibi asi çocuklara. İşte bu devlet böyle büyük kardeşlerim, grafitici veletleri kulağından tutar memur eder. Ne diyordum ben, ehem. Evet…

İlkeleri sayıyoruz, ben söyledikçe hep birlikte tekrar ediyoruz, hazır mıyız? (Hevett!) Alt dörtlü şöyledir diyoruz kardeşlerim:

İman (Himann!), bir daha (Himann!)

Şevk (Şhevk!), bir daha (Şevkh!)

Güç (Ghüçh!), bir daha (Güçh!)

İtina (İ-ti-nah!), neyse…

Yazdık mı bir kenara? Evet tekrar edelim o zaman: İman, şevk, güç, itina. Üst dörtlüye de şunları diyoruz öyleyse: liyakat, l’ehliyet, emniyet, nizam. L’ehliyet ile kastettiğimizi anlamışsınızdır sanırım halkım. Ey zeki halkım siz ne anasının gözüsünüz, anlarsınız. L’ehliyet diyoruz çünkü bu işlere Fransız kalanlara anladığı dille anlatmalı. Şimdi hep birlikte tekrar ediyoruz:

Liyakat!

L’ehliyet!

Emniyet!

Nizam!

Hay yaşayın. Şimdi baş harfleri yan yana getirip okumalı kardeşlerim:

İŞGİLLEN!

Evet doğru bildiniz, işgillenmeli kardeşlerim. Her zaman, devamlı olarak işgillenmeli.  Bu sekiz köşe başını törpülemek isteyenler olacak, bu parkları korumayı bilmeli kardeşlerim. Yoksa sandık yuvarlak koca bir gülle olur, oradan oraya sürüklenip eziverir hepimizi. İşte gördüğünüz gibi kardeşlerim; duble yollu Rabia ile sekiz köşeli bir kutu, ama pek yüce bir kutu. En kutsalından korumakla mecbur olduğumuz bu sandık kutusu sekiz ilke üzerine dikili. Hep birlikte söyleyelim kardeşlerim: İman, şevk, güç, itina, liyakat, l’ehliyet, bir daha söyleyelim yanlış olmasın: L’ehliyet, emniyet, nizam. Hay yaşayın kardeşlerim. Öyleyse şimdi bu günü milat kabul edip kurdeleyi kesmeli.

Hayırlı olsun.

Toplu Açılış

Ey halkım… (fenaşak) Beni onurlandırıyorsunuz kardeşlerim. Bugün burada 130 sandık heykelli parkın toplu açılışı için birlikte bulunuyoruz. On yıllar öncesinde bir lider bize yol göstermişti. Demişti ki, artık “neden benim de bir sandıklı parkım yok,” diyen kalmayacak. Akşam baba eve gittiğinde, kızı ona “baba neden beni sandıklı parka götürmedin, püskevit yerdik orada.” diye üzülen olmayacak. İşte bunca sene o büyük liderin yolundan gittik ve bizden öncekiler 6000 sandıklı park açılışı yapmışken, biz onların iki katından daha fazla, 13.000 sandıklı park açılışı yaparak ülkede 19.000, evet halkım, tamıtamına 19.000 sandıklı parkı sizlerin hizmetine sunduk. (ölümüneşak!)

Evet kardeşlerim, azıcık sakinleştiğinize göre devam edebilirim. Bu sandıklar bizim namusumuz, bu sandıklar bizim karımız kocamız, kızımız, bacımız. Sandıkların kapağını açmaya çalışacaklar, bacılarımızın başörtüsüne el sürmeye çalışanlar gibi sandıkların namusuna halel getirmeye uğraşacaklar. Siz ki uyanık bir milletin, işgillenenlerin evlatlarısınız, uyanık olacaksınız! İç ve dış mihrakların paslaşarak orta alanda kendilerine alan açmalarına izin vermeyeceksiniz. Allah göstermesin bize o günleri, hele de bir gün kalkar gole giderler… O zaman ne ben ne siz, bu toprak bereketsiz, ağaçlar sandık olmaya isteksiz… Halimiz nice olur kardeşlerim. Ey kardeşlerim, siz demokrasi demeksiniz, demokrasi de sandıkta tecelli olur. Sandık o zaman pek kıymetlidir değerli dostlarım, öyle böyle değil çok kıymetlidir. Aman Allah’ım, anlatamam, o kadar kıymetlidir. Bu hizmetler o zaman her bir vatandaşımızı temsil edecek sayıda sandık heykeli dikilene kadar devam edecektir, diyorum, bir hedef koyuyorum kardeşlerim. Ey gelecek nesil, size söylüyorum, çok çalışacağız, öyle mi? (haykırmalı-hönkürmeli-şak) Bunu evet olarak alıyorum. Korktum sizden, bi’ su içip geliyorum.

Ey halkım, biliyorsunuz önümüzde asrın en büyük seçimi var, önemi ne kadar büyük siz benden daha iyi biliyorsunuz. Ortadoğu ve Balkanlar’daki, Kafkaslar’daki tüm mazlumlar bize bakıyor, sandıklarımız onlar için bir umut kaynağı oluyor. Hatta soyu tükenen kutup ayılarının gözü yaşlı, mazlumların tek ümidi olan bizi bekliyor. Biz zor zamanda zorda kalanın oyu olduk, sandıklarımızda onların temsilcisi olduk. Biz sandıklarımızı koruduk; çünkü biz bu ümmetin son sandığıyız, daima öyle bilindik kardeşlerim. Sandıkları üstüste dizip sınırlarımızı koruduk, şeytanı analarımızın okunmuş oy pusulalarıyla def ettik daima kardeşlerim. Gençlerimiz bilmez, eskiden, çoook eskiden seçme yaşı on sekizdi. Yahu niye düşürmeyelim bu sınırı aşağı? Sonra on yedi yaptılar, yetmez dedik, on altı yaptık. (yetmez-ama-şak) Duydun mu bakanım, halkımız istiyor, görüyorsun. Bugünden tezi yok ekibini topluyorsun ve onbeş yaş için çalışmaları başlatıyorsun. (allahına-kurban-şak)

O sahneye attığınız oy pusulalarını vaktim olsa da bir bir öpüp başıma koysam, var olun kardeşlerim… Demokrasi bayramlarımızın geleneği olan oylarımızı heykellerden içeri atıyoruz ve sandıkları koruyoruz. Göğsümüzü siper ediyoruz, nöbetleşe heykellerimiz önünde bekliyoruz seçim gününe dek. Bu bir kutsal vazifedir kardeşlerim! Geçen seçimde yüzde doksan yedi oylamaya katılmış, o yüzde üçü de döve döve sandığa getiriyoruz. Yani mecazen tabi, eheh. Benim vatandaşım işini iyi bilir! (pataküteşak)

Hepsine Hükmedecek Tek Bir Sandık

Ey milletim, bir türkü vardır meşhur, o geldi aklıma sözlerini okumak isterim size:

Bak oğlum

Bu sandık, sandığını savun oğlum

Kulak aç da dinle kokla sez oğlum

Pusulaya el kalkacakmış, vur oğlum

Vur kır parçala oğlum, ah oğlum

Vah oğlum

 

Hele bi bak oğlum

Elinin ayarını bil oğlum

Ağız burun giriş ama

Serseri hergele de olma

Gözümü arkada bırakma

Hele bi bak oğlum

Kafayı ez bi işe yaramaz ama

Elleri kırma he mi, sakın oğlum

O eller işe yarar oy atar oğlum

Ey oğlum

Büyüyünce anlayacan da beni

Ah oğlum, vah oğlum

Adam olacan e mi

Oy oy oy oğlum

Oy oğlum

Ne de yürekten söylemiş ozan, hey gidi… Sizler o binlerce yıllık kadim geleneğin yılmaz savunucusu, sizler on binlerce yıllık bu şer oyununu “Oyumuza dokunan eller kırılsın!” diyerek savuşturmuş bir milletsiniz. Her seçim yüzde yüz oy kullanarak düşman çatlatmış bir milletsiniz. Siz nasıl bi’şeysiniz? Ben var ya sizi seviyorum ya. Biz bu millete aşığız ya…

O zaman bu büyük ozanın söylediği gibi, “Oy Oğlum” dediği gibi önümüzdeki seçimde oylarımızı kullanacak mıyız? Seçim günü “Oyunu kullanmayana bin tekme!” diye sokaklarda dolaşacak mıyız? Evet, her birimize sorumluluk düşüyor, bu sorumluluğu yerine getirmeye hazır mıyız? (EVET!)

Ben var ya sizi seviyorum ya.

Biz bu millete aşığız ya…

Bugün burada toplandık, sebebini az çok fark edebiliyoruzdur sanırım. Şöyle yanımızda yükselmiş dünyanın en büyük sandığını, buradaki milyonlarca kardeşimle birlikte görebiliyoruzdur. Değil mi? (şakşakEVETşakşak) Ne büyük bir semboldür bu biliyor musunuz kardeşlerim? Eskiler tahmin edemedi; kişi başına bir sandıkmış… Yaptılar da ne oldu bakın, ülkeyi dağılmaktan zor kurtardık. Ama onlardan geleneği devraldık ve aynı yoldan yürüyerek sandığı savunmaya adadık kendimizi. Çünkü sandık sizsiniz, siz her şeysiniz, siz, uvf… Ne güzel şeysiniz, Rabbım… Siz her şeye layıksınız; en büyük sandığa da layıksınız. Daha büyüğünü biz yapana kadar bu sandıkla idare edin. Bir on yıla, ona da layık olacaksınız.

Şimdi, sandık üzerine bir açıklama yapmam gerekirse; bu sandık bir güç gösterisidir kardeşlerim. Komple iç-dış mihraklara kökten, kesin çaredir bu sandık. Bu sandık, o mahallenizde, sağda solda gördüğünüz ufak tefek tüm sandıklara hükmedecek tek bir sandıktır. Gücümüzü görsünler işte kardeşlerim! (HURRAHURRAHEY) İşte bu yüzden, bir zoru başararak, tek köşesinin üstüne diktik bu koca sandığı. Bir kesitinin bir kilometreyi aştığı bu sandığı, evet, kardeşlerim, bir sivri köşesinin üzerine diktik. Bilin bakalım hangi köşenin üzerine diktik, (HOĞAHĞA!) evet bildiniz kardeşlerim, gücün üzerine diktik. Herkese korku salsın dedik, iyi yapmış mıyız!? (…)

O değil de, çaktırmadan gel buraya deli mimar, senin başının altından çıktı bu fikir. İyi mi yaptık, şimdi mi soruyorsun bunu diyorsun. Doğru diyorsun, geç artık.

Ne büyük bir kudrete sahip, değil mi kardeşlerim? Her birimizi gölgesi altına alabilen yüce bir sandık. Ey sandık, sana diyorum, yüce gönüllü sandık, kudretinden haşmetinden zeval olmaz. Sandık, bu ülkeyi koruyacaktır. Evet, inanıyoruz buna. Sandık bundan sonra her seçim öncesi önünde ülkece birlik olduğumuz bir anıt olacaktır. İlk oyumuzu üstüne tırmanıp buraya atacağımız sandık bizim kalemiz, mabedimiz, her şeyimiz olacaktır. Biliyorsunuz değil mi kardeşlerim, devletler bizi kıskanacak ve bu saatten sonra bizi bölmek için yapmayacakları hainlik kalmayacaktır. Ama biz işgilleneceğiz, yumruğumuzu sıkıp güçlü bir “Evet” mührü basacağız. Evet doğru bildiniz; çünkü biz basarız.

Burada milyonlarız; siz bir yandan sandığa çıkıp vazifenizi yapadurun, biz devam edelim kardeşlerim. Tek sıra kardeşlerim, izdihama mahal vermeyelim. Ne var orada, fenalaşan bir bayan kardeşimiz, yol açın, sedyeyi ulaştıralım oraya. Evet, yol açalım kardeşlerim.

Ne demiş atamız? Ülkemizin, bu vatan toprağımızın çok şey borçlu olduğu liderimiz ne demiş: İman demiş; imanımız güçlü olacak. Sonra Şevk demiş; şevkle sarılacağız pusulalara ve bu toprağı koruyacağız. Dahası, İtina demiş; toprak dediğin gevşektir hani, kaypaktır, ufalanır falan, nemlidir yosmadır hani… İtinalı olacağız, sıkı sıkıya mührü tutacağız. Sonra mührü vurmak için liyakat sahibi olmak gerek; Liyakatli olacağız. L›ehliyet, hehheh, her söylediğimde keh keh gülerim. Nasıl da nüktedan, şakacıdır bizim liderimiz, biricik liderimiz, l’ehliyet hehheh… Ehliyet ya… Ehliyet çok önemli. 13 yaşına gelen ehliyet sahibi olur, onun için bol çocuk doğurmalı ve bi’ koşu yetiştirip sandığın önüne getirmeli. Tabi ki, gerekirse her birini sandığın önüne emniyet için dikmeli, o yüzden Emniyet diyoruz ve Nizam’ı da elden bırakmıyoruz. Değil mi kardeşlerim? Evet, peki siz sıradakiler? Sıra kapmak yok, bak izliyorum sizi buradan ona göre. İzdihama mahal yok, sakin… Daha koca bir gün buradayız, hepimiz bu kutsal vazifeyi yapacağız.

Mimar gel buraya, bu sandık bana bana geliyor sanki. Ben mi yanlış görüyorum? Güneş altında fazla mı kaldım yoksa… Neyse, sen de sıraya gir mimar, sandığın önünde makam mevki yok, herkes bir. Hadi bakayım, huşu içinde, tekbirlerle… Heh şöyle…

Ey kardeşlerim, atamız bu milletin sağlamlığını, dirayetini dile getirmek için bir şey daha söylemiş, ne demiş? “GÜÇ” demiş, evet haklısınız. Ne güzel demiş… O zaman bize güçlü olmak düşer. Peki güçlü olacak mıyız? (Hoğağoğ!) Güçlü olacak mıyız? (Hoğağoğ) Güçlü olacak mıyız!? (HOĞAĞOĞ!)

Allah Allah…

Diyeceğim o ki halkım, siz…

Çok yığılma oldu herhalde.

Bu ciddi ciddi geliyor.

Lan bu sandık geliyor… Hass…

Siz halkım, diyordum ki sandıktan kaçmayın, teslim olun sandığa; çünkü o hepimiz için geliyor. O geliyorsa bir bildiği vardır.