Betül Tarıman – Kardan Harfler Kitap Eleştirisi

“zaman dilsiz bir fotoğraf

fotoğrafta okunaksız hayatlar”

Betül Tarıman - Kardan Harfler Şiir Kitabı Eleştirisi

Fotoğrafta Okunaksız Hayatlar

Betül Tarıman’ın 2000 yılında Orhan Murat Arıburnu Şiir Jüri Özel Ödülü almış olan şiir kitabı Kardan Harfler ile tanışıklığım, kendisinin geçtiğimiz yıl bir dergide yayımlanan Var Şiirleri adlı şiirini okumama dayanıyor. Dergilerin neden önemli olduklarına ve ciddiye alınmaları gerektiğine dair bir örnek bu belki de çünkü bu şiiri çok beğenmemle kendisinin diğer şiirlerini de okumak istedim ve 2012 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Hadde başlıklı toplu şiirlerini satın aldım. Kardan Harfler de bu toplu şiirlerde karşıma çıkan bir kitap oldu.

Kitap Toplu Fotoğraflar başlıklı üç bölümden oluşuyor ve kitapta bulunan her şiir de bu başlığa uygun bir şekilde yazarın geçmişine dair bir fotoğraf karesi hissini veriyor. Ara ara ikinci yeni şairlerinden de alıntı yapan Tarıman’ın dilini bu akımla karşılaştırmak da pekâlâ mümkün. İkinci Yeni’nin en çok bilinen ve açıkçası bu akım şairlerinin çok da başarılı bir şekilde gerçekleştiremediklerini düşündüğüm özelliklerinden biri, imgeleme ağırlık verilerek dilin kapalı hale getirilmesi ve anlamın soyutlaştırılmasıdır. Yazar bu konuda ne düşünür bilmiyorum ama benim gördüğüm kadarıyla Tarıman bu kitap özelinde bunu çok daha iyi başarmış. Bunun en önemli nedeni de çağrışım için anlamsız, şiirde yerini bulamayan kelimeler kullanmaktan kaçınıp şiirlerin bütüncül bir imgeye hizmet etmesini sağlaması sanırım. Zaman zaman günlük konuşma diline de yaklaşan lirik ve hatta romantik bir üslupla fotoğrafların dünyasına dalıyor yazar. Eski fotoğraflara bakarken kendimizi nasıl biraz yalnız, biraz üzgün hissediyor ama yine de bu fotoğraflarla değerli bir melankoliye kapılıp içimizi ısıtıyorsak, bu kitabı okumak da bir başkasının bunu yapmasına tanık olmamızı sağlıyor.

Bu tanıklık sırasında yazarın geçmişini, çocukluğunu, tanıdıklarını; başta kadın sorunu olmak üzere gurbet, yalnızlık, anne ve zaman gibi çeşitli konulara dair keskin olmaktan uzak, soyut ve anıların ele gelmez yapısına yakın fotoğraflarını görüyoruz zihnimizde. Görüyoruz dememin nedeni, yazarın çağrışım için anlamsal kapalılığa başvurması ve bunu başarıyla gerçekleştirmesinin her bir okuyucuda aynı fotoğrafın farklı versiyonlarının belirmesini sağlaması.

“Rüyaya uzasam”, “zamana uzadım”, “gövdesine uzardık bahçenin” örneklerinde gördüğümüz uzama eylemi kitapta zaman zaman karşımıza çıkıyor ve her seferinde bir kederle karşılığını buluyor. Aynı şekilde “bahçenin solması” da karşımıza çok çıkan bir metafor. Tarıman’ın geçmişine bakarken hissettiği veya içinde bulunduğu çoraklığı anlatıyor belki de.

Zaman dilsiz bir fotoğraf diyor yazar, benim terzim zamandır. Zaman insana bir elbise dikiyor belki de yıllar geçtikçe; insanın kendi imgesini kapatıyor ve bulanıklaştırıyor, ona fırsat bırakmadan kendi çağrışımını yaratıyor ve son olarak da herkesi yoruma açık fotoğraflara dönüştürüyor. Bu gerçek karşısında kendi fotoğraflarımızı araştırmanın ve yaratmanın, kendimizi çıplak bir şekilde insanlara sunabilmenin önemini hatırlatıyor Kardan Harfler. Bunu da oldukça samimi, dürüst bir şekilde yapıyor üstelik.

“zaman dilsiz bir fotoğraf

fotoğrafta okunaksız hayatlar”

Okumak, satır aralarını doldurmak; yalnızlığın kışına, solan çocukluğun bahçesine, aşka, kadına, anıların bulanık dünyasına ve bana bir gül ver diyen yazarın imgesine tanık olmak ise hem yazar hem de bendeniz tarafından okura bırakılmıştır.